okunmadan hakkında yapılan genelleme ve yorumların havada kaldığı ayetler. Geliş kanalıda aynı isimle anılır.
Ki ayet denmesi, okunduğunda yani içeriğine bakıldığında hakkında şüphe bırakmadığındandır.
Varlığının veya mümkünlüğünün ispatı talebi okumayanlardan gelir; Okuyan veya yaşayandan talim edenler için yine ayetlerde geçen sebeplerle cevap değeri taşımamaktadır. cehalet içerisinde hazırlandığı görülen tyt deneme sınavı felsefe ve din kültürü sorularına istinaden gerekti...
hazreti musa'nın annesine de gelmiş taha suresi'nde geçiyor öyle.
Allah buyurdu: “Ey Mûsâ! Dileğin kabul edildi. ﴾36﴿ Zaten sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk. ﴾37﴿ Hani annene şunu vahyetmiştik: ﴾38﴿ Onu sandığa koy ve ırmağa bırak; böylece ırmak onu kıyıya çıkarsın ve benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri onu alsın. (Ey Mûsâ!) Senin üzerine kendimden bir sevgi bıraktım ki (sevilesin), nezâretim altında büyütülüp yetiştirilesin. ﴾39﴿
coğrafya ve kültürden kaynaklanan etimolojik bağlama sahip, mitolojik kıssalarla tarihsel sürecin tamamına ve tüm evrene yayılmıştır. adem ve havva'ya dair metinler, söz konusu birlikçi mistik-gnostik musevi öncülerin zihninde, çevrelerinden duydukları hikayelerle, bireysel ruhani deneyimlerle şekillenmiş olsa da, ilahi planın bi parçasıdır. bu gerçekle yüzleşmeye tereddüt ediyorsanız, aslında allah'ın birliğine inanmayı hiç de sevmemişsiniz demektir.
evet, kutsi metindeki hikayelerin mitolojik arkaplanları olduğuna, ama bu arkaplanın tıpkı dinazorların bugün yakıt olarak kullanılmak ve daha birçok sebeple yok edilmiş olması gibi, ilahi bi plan doğrultusunda yönlendirilen mistiklerle ortaya çıktığına inanıyorum.
ve evet, insan tarihinde dinler tarihinin her aşamasında allah'ın yönlendirmesi etkindi, ve iyi-kötü birçok olayı barındırıyordu.
bana göre tora için de aslolan şey, yüzeysel olarak ne anlatmak istediği değil, kelimelerin ve hikayelerin ruhani temsilleridir. bu hikayelerin biricik olan allah'ın saf amacı doğrultusunda nasıl kullanılması gerektiğidir. o'nun birliğine erişmektir.