izlenebilecek en iyi filmlerden biri. arşivinizde bulunması gereken bir kitap ve film. sonununda gözleriniz dolacak ve sizler de o kahramanı yaşamak ve görmek isteyeceksiniz. hugo weawing'e büyük bir hayranlık duyacaksınız. (izlemeyenler için: yüzü hiçbir sahnede görünmüyor.) *
overratedmış, abartıymış. evet, bazılarının tam olarak anlamadan aşırı beğenmesi doğru değil. ama bu filmin transkriptindeki telmihler ve iktibaslar, bu filmin oyuncularının performansı, bu filmin konusu, mesajı... öylesine dolu dolu ki bu film. kesinlikle overrated değil, ama overjealousofit.
filmde tarihin yeniden düzenlenmesi, kıvırtılması, takla attırılmasıyla oluşturulmuş anarşik atmosfer güzel, film de güzel. gel gelelim filmin gazına gelip her yıl her yıl anarşik triplere girmek ergence.
bir çizgi roman kahramanı, bir hayal kahramını, bir film...
eğer hayallerimizin kahramanı ise, bırakın o hayallerde yaşayalım dedirten filmdir. aslında hayal olan insanların giderek daha da sindiği, sessinin giderek cılızlaştığı, hergün biraz daha duygularının köreldiği bu dünya mı, yoksa v mi?
''bin dokuz yüz seksen dört''le yakın bir atmosferi olan çizgi roman/film. bin dokuz yüz seksen dört daha realisttir, v'de ''kurşunun işlemediği fikirler''den bahsedilirken, ''1984'' daha karanlık bir distopyadır. vendetta'nın fantastik yapısı çizgi roman kültüründen gelse gerek.
ayrıca ''bin dokuz yüz seksen dört''ün sistem karşıtı ''winston smith''ini oynayan john hurt'ın vendetta filminde faşist lider ''big brother''la kamera karşısına geçmesi de ilginç bir ironiye mahal olmuş. adam distopyadan bir türlü kurtulamıyor.
facebook'ta twitter'da bazı insanlar görüyorum, gülüyorum. sorsan 5 kasım'ın ne özelliği var bilmez. ordan burdan görüp her yere 5 kasımla ilgili yazılar yazar. v for vendetta en sevdiğim film der bi de. izleyince bir şey anlamamıştır halbuki.
müthiş film, baş yapıt. kesinlikle izlenip; "dans edilmeden yapılan devrim; devrim değildir!" repliği ile gözler dolmalıdır.
filmin etkisinden çıkmadan bir de 1984 okunmalıdır.
allah'ın katolik hristiyanını anarşik olarak gördüğümüz film. hatta abartıp adamı anarşinin sembolü filan yaptık. iyi amk, bin laden de yüzyılın anarşiğiydi zaten.
bir film gerçekçi olmak zorunda değil elbette ama tarihi bir gerçek saptırılıyorsa bu kadarına da tahammül edilmemeli bence.