(bkz: uğur mumcu)
edit: sadece bkz ile bırakmak da içimden gelmedi.
18 yıl bir insanın faiillerinin bulunamaması bir ülke için ne kadar utanç, ne kadar acı verebilir. biz bu ülkede faili meçul insanların hayalleriyle yaşamaya mecbur muyuz? biz bu insanlara yapılanların utancını taşımak zorunda mıyız?
alın o zaman bir kaç tane daha bkz.
(bkz: çetin emeç)
(bkz: abdi ipekçi)
(bkz: sami başaran)
(bkz: kamil başaran)
(bkz: hrant dink)
özür dileriz.
ülkemin balık hafızalı halkının aklına gelmese de türkiye tarihinin büyük utançlarından biridir uğur mumcunun katli, ülkesini çok seven diğerleriyle birlikte.
sözlük yazarlarınca hrant dink'in ölüm yıldönümünden daha az rağbet gören yıldönümüdür.
eee kansız insanların çok olduğu bir ülkede bir vatanseverin bir ermeniden daha az rağbet görmesi de normal...
Nerdeyse kader haline gelen aydın-yazarları susturma eylemlerinin 1993'teki kurbanıdır. Susmayan, yazan, düşünen bir güzel insanın daha aramızdan ayrılması faşizmin sinsi soluğunu bir kez daha hissettirmiştir. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu'nun ölümü; cinayeti, faşizmi kınayan sağcı solcu, dindar-laik tüm kesimleri üzmüştür. Bitmedi-bitmez yaprak dökümünün 93teki ışıklı yolcusu,okuyanlarını ışığıyla aydınlatmaya devam etmektedir.
uğur mumcu kitaplarını her okuduğumda ve konuşmalarını her dinlediğimde,onun öngörüsü,fikirleri,cesareti karşısında büyüleniyorum...
bir insan ki imam hatip okuyanlar imam olmuyor hatip olmuyor hepsi avukat savcı vs oluyor diyordu o zamandan,bu zamanki hazırlıkların,sinyalini bize veriyordu. terörü sonuna kadar lanetliyor dev sol, pkk, hizbullah vs,ayrıca kürt halkının tanınmamasıyla ilgili duyduğu rahatsızlığıda gene o zamanlardan dile getiriyordu.
ne denirki gazetecilik halkı doğru ,dürüst ,tarafsız,cesurca bilgilendirmekse bunu sonuna kadar yaparak bizlere ışık tutmuş bir aydındı.silahı kalemi olan bir adam kalleşçe öldürüldü.
bizim milletimiz hep nerede dalkavuk,kaypak,namussuz varsa hep onların yanındadır onları pohpohlar şakşaklar.
değermiydi sende kaçıp gitseydin bu ülkeden,sende düşünmeseydin kimseyi......
rahmetlinin imam bayıldı isimli yazısı günümüze ışık tutar cinsten.
Her şeyin sahtesi var
Paranın sahtesi var
Tablonun sahtesi var
Altının, gümüşün, elmasın sahtesi var
Var oğlu var !..
Peki dinin ve ideolojilerin de sahteleri yok mu ?
Olmaz olur mu hiç ?
Var.
Dinin sahtesi siyasete karışmış olanıdır.
Din duygularının ve dince kutsal kavramların siyaset adına kullanılması ile din,
din
olmaktan çıkar siyasetin aracı olur.
Bir üçgen bu.
Ticaret, Tarikat ve siyaset üçgeni.
Bunlar dindarın sahtecileridir.
Zavallı yoksul Müslüman yurttaşların kanlarını emenler de bunlardır.
inanç sömürücüleridir bunlar..
yıllar yılı öncelikle benim için Son büyük Atatürkçü, Kemalist, Türkçü Necip hablemitoğlu'nun, sonrasında Gün Sazak'ın akabinde Ahmet Taner Kışlalı'nın, ardında Gaffar Okkan'ın, eşref bitlisin peşine Muammer Aksoy'un,Bahriye Üçok'un Katledilmelerinin üzerinden yıllardan beri ölüm dönümlerinde ne diyorsak yine aynı şeyleri ağzımda gevelemekten sıkıldığım türkiye'nin yitik değerlerinden.
Kaç yıl oldu lan Kaç yıl. 80 öncesinden bu yana Kaç tane bu vatanını kendi tarzında da olsa seven, bilgili, bağımsızlıkçı, Atatürkçü, Milliyetçi, Türkçü, Kemalist aydınmızı, siyasetçimizi, Polisimizi, askerimizi kaybettik. Kaybettik de kimler öldürdüğünü bilmemize rağmen öldürenlerin yakasına yapışamadık.
Tarikatçılar, cemaatçiler Dine tecavüz edenler Amerikan köpekleri, yahudi uşakları, Kürtleri kukla yapanlar, ermeniciler hepsi ortada, teker teker ortada. Bunlara yardakçılık yapanlar, Dalkavuklar Medya'Da, Mumcu'nun, Hablemitoğlu'nun, Kışlalı'nın, Bitlis'in Okkan'ın Katillerinin kalemşörleri Her gün Televizyonlarda karşımızda, Her gün Devlet koltuklarında karşımızda, hergün sermayeleri başında karşımızda.
Biz ise başımızı öne eğmiş, oturuyoruz. Nasıl oturmayalım ki? Psikolojik harp öyle yoğun hal almakta ki vatan, Millet, Atatürk, Bağımsızlık, Cumhuriyet değerlerini savununca Kendi vatandaşınla karşı karşıya geliyorsun.
haliyle bize her yıl "Uğurlar Olsun" demek düşüyor.
dün gibiydi. 11 yaşındaydım. Bir karlı ankara sabahında evinden çıkıp yine yobaz , kürtçü ve bilimum vatan hainlerinin yaptıklarını yazmaya gidiyordu gazetesine. Bildiklerini artık yazmanın zamanının geldiğine inanıyordu.
benim gördüğümse birkaç saygısızın açtığı saygısızca başlıklar altında toplanmış saygısızların yaptığı tahrikle, normalde saygıyla anacak kişilerin bile terbiyesinin namüsait hale getirilip bir öfke, nefret ortamının yaratılmış olması.
sütü bozuklar yüzünden hep.
not: evet sözlük içi konu, git gammazla, çünkü ben yanlış yapıyorum, sen doğru yapıyorsun! çünkü format, ahlak kurallarından önce gelir!
pis işlerin döndüğü karanlık ülkemde elinde mumla karanlığa yürüyen aydın bir insandı uğur mumcu. korkutuldu, tehdit edildi çok kere. öleceğini de bilirdi bu yüzden; bilirdi ya yine de yalana dolana biat etmedi, sinmedi, haykırdı. kalemine sığındı sadece...
ölümünü dramatize etmeye gerek yok adamın ölümü yeterince dramatik zaten.
Tam anlamıyla gazeteci bir şahışmış böyle diyorum çünkü yaşım tam anlamıyla yaşadığı dönemde onu kavrayabilmemi engelliyordu. Aslında işin komik tarafı her gazetecinin yapması gerekeni yapmış olması. yani siz sadece işinizi yaptığınız için öldürüldüğünüzü düşünsenize. hakkaten trajikomik bir olay.
ruhu şad olsun. doğruları söyleyediği için fiziken bizimle değil artık..sadece fiziken.
24 ocak günü açılacak gereksiz ve boş başlıkları şimdiden görmekteyim.
sonra da bütün o başlıkları açanlar bir başka başlıkta toplanır, sözlüğün cahilleri diye başlık açılabilir. haydi bilmeden biliyorum sanan klavye delikanlıları, konuşun dökün kokuşmuş beyinlerinizden gelen işe yaramayan düşünceleri.
lakin kendisi "sakıncalı komutandır" bilesiniz. piyadeleri de öyle.