zordur. sevse uzak olmaz, sevse yanı başınızdan ayrılmaz, sevse uyumaz mesela sabahlar sizinle. ama yoktur. uzaktan sevmek de yoktur. yokluk içinde sevmek olmaz.
bin kat daha iyisi için; (bkz: hiç sevmemek)
nasılsa birini çok sevdiğinizde ve o bunu mahvettiğinde siz sizlikten çıkmış olursunuz. ara kendini ki bulasın.
full fonksiyon, sevilecek şahsı 1000 km den tanıma özelliği ile maximum menzilli, önden ısıtmalı, arkadan soğutmalı, universal sevici ile artık daha kolay.
istisnalar dışında uzun sürmeyecek bir ilişki tarzıdır. insanın doğasında sınırsız ihtiyaçları vardır. sevmek yönetmektir, yönetilmektir. uzaktan kimse kimseyi yönetemez/yönettirmez.
en güzeli. ne demiş bukowski amcamız' bizzat insan ırkı üzerine yazarken bile onlardan uzak kaldığımda kendimi daha iyi hissediyorum ; iki santim uzakta olmak bile iyidir, iki mil uzakta olmak harika, ikibin mil uzakta olmaksa mükemmel. '
yazılanlara baktım da herkes nasıl bir göklere çıkarıp yüceltmiş uzaktan sevmeyi. sanırsın ki kavuşmak ellerinde olsa ya da korkmasalar acı çekmekten ve hatta bencil olmasalar ölesiye, istemeyecekler sevgilerine karşılık bulmayı ya da sevdiklerine dokunmayı.uzaktan sevmek zor evet, ama korkunun ve bencilliğin esiri olmuş bir ruhla seven bir kalbin çatışması kolay olacak değildi ya! uzaktan sevmek, sadece kalbiyle sevenlerin işi. oysa ruhuyla seven lazım bana, ruhuyla seven aşıklar lazım bu dünyaya. aslında olayı cezmi ersöz'ün şu satırlar çok net ve güzel açıklıyor bence; ''ben seni severim aslında da; düzenim bozulur diye korkuyorum... durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar... sinemaya gitmeye, ele ele tutuşmaya falan kalkarız... işin yoksa ruj sür,saç tara, parfüm sık... küsmesi, barışması, ayılması, bayılması.. hatta; eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması... bu kadar ceremeye ne gerek var... uzaktan sev yar, uzaktan...! ''.
bazen de uzaktan sevmek daha az can acıtır... o kadar acı çekmiştir ki kişi, sevmeye devam etse de bu acı daimi olacaktır belki sonu hiç gelmeyecektir. belki de sevdanın en güzel halidir uzaktan sevmek. sesini duymak,yüzünü görmek, beraber yaşamak acıdan baska bir şey getirmiyorsa size, en güzeli uzaktan sevmektir...
bir kişinin sevdiği birine açılamaması sonucu sevdiği kişiyi uzaktan izleyerek kendini acı da olsa teselli etme durumudur. ama bunun bir yere kadar olması gerekir. eğer bir an önce söylenmezse kaybedilebilir.
(bkz: sevdiği kızı başkasına kaptıran erkek)
kalamamaktır olduğun yerde..
ya da gidememektir..
kalsan olmaz, gitsen olmaz..
yerinde saymaktır.. o olmadan yaşamaktır..
öğrenmektir hayatın tüm puştluklarını..
yalnız kalmaktır.. üşümektir,
yorgana sığınmaktır,
yastığa baş koymadan sabahlamaktır..
ağlamaktır uzaktan sevmek,
akıttığın her bir damla, bir ömürdür aslında..
özlemektir, özlenmektir..
özlendiğini bilmektir..
hüzündür uzaktan sevmek,
hep içinde bir çarpıntı,
hep o gözlerde boş bakıştır..
dört duvardır uzaktan sevmek,
ufak bir aydınlık beklemektir,
bir gülümseme görmeyi istemektir..
gülmektir uzaktan sevmek,
yakındayken yaşanan onca şeyi düşünerek..
isteyip de uyuyamamaktır,
düşünüp onca şeyi uyuya kalmaktır,
rüyada sevdiğini görmeyi dilemektir uzaktan sevmek,
görmediğiniz her rüya sonrası ölmeyi dilemektir.
özlemekten ölmektir.
ölmektir uzaktan sevmek..
yaşarken ölmek..
bir de elif şafak'ın ağzından dinleyelim o halde...
'' seni uzaktan seviyorum...'' diye düşündü erkek içinden. '' yaklaşmadan, anlatmadan, anlaşılmadan... ben seni beklentisiz seviyorum. hiçbir şey ummadan, talepte bulunmadan, hayal bile kurmadan. kendi içimde taşıdığım sessiz sedasız bir sır bu. ben belki de senden çok bu sırrı seviyorum.
sırrın senden bile güzel çünkü, senden bile özel. sırrın bir billur kadeh, kırılmasın diye yüreğimde taşıyorum. sırrın nazenin bir mum alevi, sır yanmaya devam etsin diye karanlığı gündüze yeğliyorum. kimse bilmiyor, bilmesi de gerekmiyor. hem kim ne anlar? ateş bu, hep düştüğü yeri yakar. bense ne bir şeyleri değiştirmek peşindeyim, ne bir yere varmak. ne sahip olmak derdindeyim, ne kendimi kanıtlamak. her şey olduğu gibi kalsın istiyorum. ben hep bir sıfır mağlup olayım; sen hep uzak bir hayalden ibaret. sen olduğun gibi kal. ulaşılmaz. dokunulmaz. koklanılmaz. ben olduğum gibi. dünya olduğu gibi. merkez efendi'nin dediği gibi, ' her şey zaten dengede ve ahenkte, canım efendim. her şey zaten merkezinde.'
ben senin ismini tarçın kokulu akide şekeri gibi tutuyorum ağzımda, damağımda, ruhumda. kaygılarını biliyorum, yalnızlıklarını, kırgınlıklarını ve hırslarını da. kalbinin ritmini duyuyorum; yanında olmasam, elini tutmasam da. ruhunun en çirkef, suretinin en çirkin, zihninin en çiğ hallerini biliyorum; hiçbirini gözlerimle görmemiş olsamda. ne bir mükafat verdin bana ne bir ceza. ama cennetini de biliyorum, cehennemini de.
seni olduğun gibi sevdim, tüm günahların ve arızalarınla. uzaktan sevmenin en güzel yanı bu zaten. kimseyi değiştirmeye kalkmıyorsun. her şeyi olduğu gibi kabulleniyorsun. aynı gök kubbenin altında yaşadığımızı bilmek yetiyor bana. başımzı kaldırdığımızda gördüğümüz sema aynı, yıldızlar aynı, dolunay aynı. bunu bilmek yetiyor bana. umurumda değil ki nerede uyuyorsun, kimin yanında.
bacağında şarapnel parçasıyla yaşayan bir asker gibiyim. etimde yabancı bir madde, kemiğimde bir metal parçası gibi duruyor aşkın bende. başkası duysa korkar, 'aman' der. ' nasıl olur? böyle yaşanır mı?' halbuki ben alıştım. rahatsız etmiyor beni, onu anladım. şarapnel ve ben, gül gibi geçiniyoruz, yan yana ama karışmadan birbirimize.
'' seni uzaktan seviyorum...'' diye geçirdi kadın içinden ve başını çevirdi. bakmadı bile ondan yana. bakması gerekmedi. '' ne güzel uzaktan sevmenin rahatlığı, hafifliği, beklentisizliği. herkesin ha bire birbirinin hayatı hakkında konuştuğu bu dünyada 'biz' diye bir şey olmayınca, hakkımızda konuşacak bir şey de bulamıyorlar ya ne güzel. özgürlük işte!
sen özgürsün. dilediğin zaman gidersin aklının estiği yöne. tutsaksın bir o kadar. mecbursun kendi sorumluluklarına, alışkanlıklarına, hayatına. yapışmışsın kabuğuna. hayalimdeki sen, gerçek senden daha özgür aslında. görsen, hayalimdeki seni kıskanırsın.
seni sevdiğimi söylememekteki ısrarım bu yüzden. her şey böyle daha duru, daha güzel. söylesem büyü bozulur. zaman ağırlaşır, zaman hantallaşır. doğlallık kaybolur, konuşmalar yapaylaşır. söylesem dünya durur, bir daha hiçbir şey aynı olmaz. sen değişirsin. bir başka hal gelir üzerine. bir beklenti, bir istek, bir kıvanç, gizliden gizliye bir kibir siner bakışlarına. 'aşıklar kibirli olur' demiş şair. ' sevdiklerini fethedilmiş bir kale gibi görmeye kalkarlar.' bense hayat boyu susmaya razıyım, o kibri gözlerinde görmektense.
'böyle adama
yaklaşmaz hiçbir güzellik
doğduğu günden beri kalbinde bir delik
almak için bütün sızıları içine.'
oğuz atay tanısa, seni anlatmak için söylerdi bunları. bütün sızıları içine çeken adamsın çünkü. bir de beni almanı istemem o delik kalbine.''
uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. ne incitir ne acıtır. ne yaralar, ne kanatır. gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla hzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek... uzaktan sevmek en güzelidir bazen.