aslında korkudur kim ne derse desin bir şeylerden korkuyorsun bunu okuyunca hak vereceksiniz ama kabul eder misiniz bilmem çünkü insan kendisine bile itiraf edemez korkularını o korkularımız bizi bu saatlere kadar ayakta tutuyor. aynı şekilde şunu da bir kenara yazın oyun oynamanın da sebebi korkudur korkuyu ötelemek için oyun oynarız istem dışı olarak bilincimizden uzaklaşmak için rahatlamak için çünkü ihtiyacımız var uyumamaya oyun oynamaya daha neler nelere gebe bu korku bir bilseniz.
günlük ve kısa süreli etkileri üzerine benzer bakış açılarını bir kenara bırakıp hayatın parçası haline gelmiş bir alışkanlık veya rahatsızlık üzerinden konuşmak gerekirse;
her sabah güneşin doğuşunda uyku halinin ancak kendini hissettirmesiyle. bir bayrak devri hissiyatı yaratır.
o mis gibi sabah kahvaltılarını yapacak insanlar birazdan yataklarından çıkacak, yumurtanın sarısına taze ekmeği banacaklardır. bomboş yollarda yol alacaktır, yolcu alakacaktır arabalar. ışıklar çalışmaya başlayıp kırmızı yeşile sarıyla bağlayacaktır.
gecenin efendisi yerini normal insanlara bırakmalı, güneş battıktan sonra uyanmak üzere yatağına teslim olmalıdır. tam olarak bir dışlanmışlık halinin yalnız izdüşümüdür bu açıdan uykusuzluk.
Orjinal adı insomnia olan stephen king romanı. ralph roberts adında bir adamın uyku problemleri yaşaması ve ardından gelen çıldırışlarını işlemektedir. roman sevmesem keyifle okuduğum kitaptı.
eğer üniversitede zor bir bölümde okuyorsanız ve ders dışında da bir şeyler yapmak istiyorsanız kaçınılmaz olarak karşılaşacağınız durum. Bünyeniz resmen 5 saat uyumaya alışır.
Hafta sonlari basa gelince gercekten hayattan sogutan olaydir. bi de bas agrisi eslik ederse bi de bitmesi gereken isleriniz varsa siki tuttugunuzu gosterir. simdiden kolay gelsin.
En çok uykusuzluğa para harcıyorum, gece öyle uzun ve sessiz kılıyor ki. Kendi iç sesimi ondan uzak tutuyorum, kitap alıyorum ya da alkol. Bazen insan aldığım oluyor, kafayı yememek için. Kitabımdan cümleler, şişemden yudum veriyorum, onların bana verdikleri ise kendi zamanları.
Böyle acımasız işte, değerli olanı alır hep, ölüm gibi.