Ne olduğunu kavrayamadığım hergün beni bir daha şaşırtan olay. Gözlerini kapıyorsun, biraz çabalıyorsun ve belirsiz bir süre uyuyorsun. Şu sıralar uyku benim için bir zaman makinası. Mekan değişmiyor. neredeyse hiç ışık almayan bu odada duruyorum. Vakit hep alacakaranlığa benziyor. her şeyden tecrid edilmiş olarak seneler geçirebileceğimi, uykunun kıyısında dolaşmaya başladığım zamanlarda çokça düşünüyorum. soyut ve mecaz bir alem, somut ve gerçek bir alemden uykuda neşet ediyor? Bunu aklım almıyor. Devamlı birine üstünlük yükleyesim geliyor? Peki hangisi üstün? her şeyi bir fikir olarak düşünürsem uyku daha mükemmel bir aşama olmalı. O bir terkip. Somut ve soyutun terkibi. yalnızca zaman geçsin diye uyunacak öyle çok zamanım oluyor ki, onları "doldurmak" beni tatmin etmiyor. "Boş" diye nitelenen zamanı okumak, yazmak gibi dolu olduğu iddia edilen eylemlerle doldurmak, uyku ile doldurmakla kıyaslanamaz. rüyadan mahrum olmak kötü bir boşluk. Bu uykuyu çoğu zaman benim için manasızlaştırıyor. Saf bilinçaltımı öyle merak ediyorum ki her gün karşıma ne çıkacak diye merakla uyuyorum. her seferinde beni şaşırtıyor. bu çok şaşırtıcı ve bir o kadar da heyecan verici bir tecrübe. itiraf edeyim bazen komaya girmek bile istiyorum. Bu hiçbir zaman düşündüğüm kadar güzel olmayacak olsa da, bazen kaçmayı düşündüğüm gerçekliğim öylesine pis geliyor ki kaçacağım yerin durumunu hiç önemsemiyorum...
Eskiden öğleye kadar uyurdum. annem ses etmese yine uyurdum... artık 8:40 dedin mi ayaklanıyorum. Çok ilginç. Uzun bir süredir hep 8:40 ile 8:45 arası uyanıyorum.
beyin fonksiyonlarının düzenli biçimde çalışmasını sağlar, odaklanmayı güçlendirir, bağışıklık sistemini güçlendirir, çeşitli hastalıklara yakalanma riskini azaltır yani beslenme kadar önemlidir.
"yapacak o kadar çok işim var ki uyumaya gidiyorum."
Arama motoruna yazıp "getir"e tıkladım kendisi değil hakkında yazılan entryler geldi. E ne edeyim ben şimdi? 20 saattir yoksun ortada be vicdansız!
neyse, ihtiyacım olmayandır.
ruh halinin, bilinç altının durumuna göre kimi zaman dünyanın en pamuklara sarılıp sarmalanışı gibi, kimi zamansa uçurum kenarlarında iplere bağlı yürümesi gibi olandır. Kimi zaman huzurdan, kimi zaman kaçıştan dalınandır.