vücutta beynin bir yerlerinde uyku havuzu denen bir yer vardır..
herhangi bir görevle meşgul hücreler harcadıkları her joule'luk enerji için dekont gibi bir şey alıp o havuza atmaktadır..
o havuz dolmaya başladıkça vücut hücrelerine verilen enerji fişi eksilmektedir..
fişler eksildikçe enerjisi daha az olan hücreler, daha az iş yapmaktadır..
vücudun somatik organları yani kontrolü bireyin keyfine kalmış organlar bu hücreler işini en doğal hakkı olarak yapmadıkça daha az işlev gerçekleştirip durağanlaşmaktadır..
beynin o bir yerindeki havuzun tam dolmasını sinema koltuklarının dolmasına, filmi de rüyaya benzetirsek havuz dolunca film başlamaktadır , göz kapağını da sinema kapısına benzetirsek film başlayınca salon kapısı kapanmaktadır.. daha doğrusu kapı kapanınca film başlamaktadır.. uyku böyle bir şeydir..
sevmediğim ihtiyaç.
Bana işkence gibi geliyor. Gerek uykuya dalmak için harcadığım efor, gerek aylardır aralıksız gördüğüm saçma sapan kabuslar gerek uyandığımda kendimi bok gibi hissetmem benim uykudan nefret etmemi sağlıyor. Bir insan böyle işkence gibi bir zorunluluğu neden sever ki?
her şeyin ilacıdır.zamandır o derler ama değildir.bir insan acıdan ölüyorum böyle bir acıyı hiç atlatamam diye düşünse bile uykuyla geçer.zamanla geçmez.uyumasak bütün acılar taze kalır yenilenir hatta..ama uykuyla azalır,çok daha hızlı azalır.
şu an bünyede zerre bulunmayan şey. uyumak istediğimde ya da uykumu almam gerektiği zaman asla gelmez, en uygunsuz ve dinç olmam gereken yerde de uykusuzluğa karşı direnmeye çalışırım. hayatımda zaman-mekan senkronizasyonu diye bir şey. off, nefret ediyorum anormalliklerimden.
Ne buyuk bi huzurdur.Uyuyabilene.Basini yastiga koyupta hemen uyuyabilenlere "ne fikirsiz ????bi insansin sen??boyle denir.Zira cok 'fikri"?!!?!!? olanlar uyuyamaz.cok dusunenler.ince dusunenler.Ki uyku insanin en buyuk kacis noktasidir.Kacamiyorsan vay haline.