hakkında yapılan yorumları önemsemeyen yazar. sırf üstünlük sağladıklarını düşünmesinler diye cevap veriyor. umursadığından değil efendim. Seviyesi nickaltına ergence yazı yazanlardan çok üstün insandır.
aynı zamanda sık sık bilgi içerikli entry nin eksilenmesi vakasına duçar olan muzdarip yazardır. bir de sık sık entryleri entry züğürdünün çenesini yorabilmektedir.
üşenmedim hesapladım iki sene önce sözlüğe üye olmuş 23834 entry girmiş yazar arkadaşımız.
2*365=730 gün yapar. bunun içinden hasta olduğu, elektriklerinin kesik olduğu, sevgisi ile buluştuğu, ulan bu gün sözlüğe girmeyeceğim dediği günleri çıkartım. 729 gün kaldı.
23834/729=32.6
günlük 32.6 entry gitmiştir. azmi için tebrik edilesi yazar.
edit: ben bu yazıyı hazırlayana kadar 7 entyr daha girmiş.
idrak kabiliyeti gayet yerinde olan yazardır. tengriciliği överken islam'ı yeren bir yazarın "...müslümanların....yavşaklığı" formatında başlıklar açtığında derdinin ne olduğunu da anlar. "müslümanım diyeni dövmek istemek" şeklinde başlık açtıklarında da ne demek istediklerini anlar.
olur bazen öyle..hassasiyetler farklı olabilir, ama birbirimizi özde iyi kabul edip önyargısız yaklaşırsak bunları gayet güzel ve tatlı dille konuşabiliriz. maksat gönül kırmak değil, bilgiyi ve güzel sohbetleri paylaşmak sonuçta.
tabii tabii, şu anda modlarla beraber çilingir sofrasındayız zaten, oradan yazıyorum. benim beni sevmeyen bazı yazarların aksine hakaret dolu bir üslubu tercih etmememin ise entrylerimin silinmemesi konusunda hiçbir fonksiyonu yok zaten(!). ben de insan yerine "şey" demeyi, eşcinsel imalarında bulunmayı falan yeğlesem benimkileri de silerlerdi.
(#14189641)
"de" leri ayrı yazmayı bilmeyecek düzeyde bir imlaya sahip olanların "türkçe cümleler kurarken zorlanmayan yazar" diyerek eleştirmeye, alay etmeye çalıştığı yazar. eh tabii kendisi mükemmel bir imla ile(!) türkçe yazanlar bu eleştiriyi yapmakta yerden göğe kadar haklı(!) oluyor demek ki.
sahiden ben fazla yazmayayım nick altıma. yazanlar zaten kendi düzeyini ortaya koyuyor, herkes de kimin ne olduğunu görüyor. ee, ne oldu, bayat komiklik denemeleri yaptın, eşcinsel imasında bulundun (sonra aslında kendini küçülttüğünün farkına vardın, entryni edipleyip o kısmı sildin). faşist dedin. boyun uzadı mı? memnun musun şimdi, kendini daha iyi mi hissediyorsun? sadece gülüyorum böyle yaparak beni küçülttüğünü zannedenlere. yazdıkça herkes kendi düzeyini çok net ve güzel koyuyor ortaya şu sözlükte.
"beş para etmez romantik" diye bana hakaret edilmeye çalışılması hoşuma gitti. hakaret etme çabasının sahibi beni küçültmeye çalışırken kendisini küçültmüş. ama açıkçası romantik sözünden rahatsız olmadım. keşke ırkçılığa bayılıp beni romantik diye aşağılamaya çalışan eşhas, hadi kendisi kaç para eder tartmamasını kenara koyalım, bir damla olsun romantik olmayı, bir damla olsun hayata gözünü kan bürüyerek değil de, insana kıymet verek bakmayı deneseydi. o zaman belki sözlük de, hayat ta biraz daha renklenir ve güzelleşirdi.
bkz larından canı yanan bazı yazarların literatürünü araştırdığı ve nick altını ziyaret ettiği bir yazardır. bilgi içerikli pek çok entry ve başlığı da vardır da bazı "yarası olan gocunur" yazarları bunları zahmet edip okumazlar, okurlarsa da eksilerler.
sözlüğe dinamizm kazandırdığını düşündüğüm (akışkanlık- devamlılıkta denilebilir)aklı selim yazar. hem birçok başlığın altında entrysini görmekteyim hem entryleri bana yakın gelmekte hem de sağduyulu ve akılcı olmakta yazılanlar.
dinamizmden kastım bu. enerji, sinerji,elektrik, akışkanlık, akılcılık, kışın tembelliğinin aksine hızlılık... hepsi var, daha ne olsun?
çok yakın tarih dışında tarihi hiçbirimiz şahsen yaşamadık. bu nedenle tarihi öğrenme yolumuz farklı bakış açılarından olaylara yaklaşabilen muteber kaynakları inceleyerek kendi kanaatlerimizi üretmek olmalıdır. bunu yaparken de tek kaynağı , hele hele birincil kaynak değilse, bire bir sahiplenmekten kaçınmalıyız. hele ki okulda bize böyle okutuldu diyerek hap yapılarak yutturulmuş bilgilere sorgulamaksızın aynen itibar etme konusunda da -en azından idrak edebileceğimiz yaş ve tecrübeye ulaştıktan sonra- dikkatli olmalıyız.
mesela osmanlı beyliği 1299 yılında bağımsız oldu diye biliriz. çünkü okul kitaplarımızda böyle yazar. dolayısıyla sokaktaki adamın bunu böyle bilmesinde şaşılacak bir şey yoktur. benim ulaşabildiğim bilgilere göre bu tarihin kaynağı, 20.yy. başlarında osmanlı tarihçisi efdaleddin bey'in yaptığı bazı incelemelerdir, ki muhakkak adam bunu ciddi araştırmalarla ulaştığı kanaat sonucu ortaya koymuştur. sonra da bu bilgi okul kitaplarına girmiştir. son yıllarda saygın ve birincil kaynaklara en vakıf tarihçilerimizden halil inalcık osmanlı beyliği'nin bağımsız olduğu tarihin 1302 olduğu yönünde bir görüş ileri sürdü, ki bence doğruluğu-yanlışlığı konusunda kesin görüş beyan etmek zor olmakla birlikte saygın ve bilimsel bir iddiadır. gelgelelim sözlükte çok bilmiş bir vatandaş (gerçekten şimdi nickini hatırlamıyorum, hatırlasam da zikretmek gereksiz çünkü yorum şahsına değildir) okul kitaplarında okuduğu 1299 yılını o kadar değişmez gerçek olarak benimsemiş olacak ki, "kimmiş bu halil inalcık, neresinden uyduruyor 1302'yi..." babında zehir zemberek bir entry döşenmişti. velhasıl, okul kitaplarımızda okuduğumuz bilgilere tabii ki itibar edebiliriz, etmeliyiz; ama bunları vazgeçilmez, değişmez gerçeklerden ibaret görüp her türlü tartışmadan münezzeh sanmamalıyız. yoksa iddiamız doğru da olsa, yanlış da olsa, yukarıda örneklediğim yazar arkadaşın tavrı içine düşeriz ve bu da dışarıdan bakınca hiç hoş görünmez.
"soykırım oldu yeaa" demeyen yazardır. dedikleri çarpıtılmamalı ve lafları cımbızla alınıp alay konusu edilmeye çalışılmamalıdır. kaldı ki yeri geliyor suçun alasını işleyen pkk'yı da eleştiriyoruz. sözlük güncel siyaset yapma veya herkese belli şeyleri zorla söyletme platformu değildir. gözünü kan bürümüş insanlık suçu kışkırtıcısı olmaktansa, kadın-çocuk demeden insanların tartışmalı yorumlar uğruna öldürülmesini, eziyete uğratılmasını savunmaktansa "sevgi pıtırcığı" olmayı da onlarca kez yeğlerim. ayrıca tarafıma "başbakana yalakalık yapma" ithamı getiren o entryde asıl eleştirilen başbakanın bu konuları demagoji amaçlı olarak gündeme getirmiş olmasıdır. kaldı ki tarih merakım da başbakan beyanat verdikçe "aaa?" diye bir şeyleri öğrenme düzeyinde değildir. kafadan çakma amaçlı olarak okunmazsa ne denmek istediği daha kolay anlaşılacaktır. yoksa derdimiz polemikse sabahtan akşama sözlükte havanda su döveriz, kimseye de 5 kuruş faydası olmaz.
dersim olayları ile ilgili neler yazdığım da ilgili başlıklardan gidilip açılır okunur. ama genel olarak söylersem, orada bir isyan yaşandığını, devletin bu duruma müdahale etmesinin normal olduğunu, öte yandan isyan bastırılırken orada ölen (ve sonradan sürülen) insan sayısının bu tarz bir olay için, devletin resmi rakamları baz alındığında bile çok fazla olduğunu düşünüyorum. yani bir orantısız güç kullanımı olduğu anlaşılıyor. hiçbir entrymde de bunu soykırım olarak nitelemedim, kaldı ki o zamanki devlet yetkililerine de empatiyle yaklaşmak gerektiğini de yer yer vurguladım.