bütün tırnaklarına oje sürüp kurumasını beklerkene bi iki tanesinin bi yere değip buruş buruş olması, düzeltmeye çalışırken diğerlerinin de bozulması..
soğuk havada eliniz soğuktan donmuşken elinizin sert bir cisme çarpması. nasıl acıtır tarifi yok ya. yok yok, umut sarıkaya'yı da aşar bu. orosbu çocukluğudur direkt.
sıkıcı ve bir o kadar yorucu bir günün ardından üniversite servisine binmek kulaklığı zorlu uğraşlar sonucunda temizce ayırmak telefona takmak tuş kilidini açıp bakıldığında şarj durumun bitik olduğunu görüp yıkılmak.
sınavda son saniyeler içerisindeyken kaleminin ucunun bitmesi, o kadar basmaya ve daha yazacaklarının olmasına rağmen bir türlü yenisinin çıkmaması, sürenin dolması.
haftalardır çalmayan telefonumun biraz önce çalması,telefonu elime aldığımda bozuk oluşundan kapanması,kontörümün olmadığından numarayı geri arayamamam...
sıcak bir şey yediğinizde damağınızın yanması, ağzınızın içine üflemeniz ve ilerleyen saatlerde yanan derinizin kalkması. her sıcak yediğimde mi olur arkadaş ya! hatta bazen dilimle ileri geri hareket ettiriyorum o deriyi. yine oldu bak.
çok feci bastıran dışkıya bir müddet direndikten sonra artık dayanamayıp tuvalete gitmeniz; tuvalete gittikten sonra uzun zamandır direndiğiniz, onca baskıyı yapan, sizi rahatsız eden bu dışkının bir seanslık küçük bir parça olduğunu görmeniz..
adam o baskıya daha büyük bir eser bekliyor, istiyor ki löp löp atayım dışarı, ama gelen bir seanslık küçük bir parça.. löp, bitti.