uludere katliamı

entry221 galeri5
    98.
  1. o kadar masumdular ki tabutlarında pkk çaputları vardı. (bkz: siktir lan) hiç üzülmediğim olaydır. bu sempatizanların öldürülmesinden dolayı türk silahlı kuvvetlerini kutluyorum.
    1 ...
  2. 99.
  3. bide başbakan bdp için ölüsevici diyordu..

    ölüsevici sözlük yazarlarını göstermiş katliam. * * *
    1 ...
  4. 100.
  5. 101.
  6. zan ile istediği kişileri katledebileceğini inanan devletin son zanlarındandır.
    CÜNEYT ÖZDEMiR / RADiKAL

    Dün dağda öldürülen o insanların sırtına vurdumduymaz politikaların semeri vurulmuş, ne gam!

    Bahman Gobadi büyük yönetmen. Eğer o 2000 yılında Sarhoş Atlar Zamanı adlı filmi çekmeseydi dün dağlarda öldürülen 35 ki
    şinin nasıl bir hayat yaşadığını gözümüzde canlandıramayacaktık. Filmdeki olaylar yönetmenin iran sınırında doğduğu Bane Köyünde geçer. Filmin kahramanlarının tamamı gerçektir. Yani hepsi hayatlarını geçindirmek için iran, Irak-Türkiye sınırında kaçakçılık yaparlar. Film çekimi için bir süreliğine işlerine ara verip oyuncu olurlar, sonra da hayatlarına kaldıkları yerden devam ederler. Film, başrol oyuncusu küçük Ayaoup' un engelli ağabeyini tedavi ettirebilmek için dağlarda nasıl kaçakçılık yaptığı hikâyesi üzerine kuruludur. Katırların sırtında çetin kış şartlarında hemen her şeyin kaçakçılığının yapıldığını görürüz. Traktör tekerinden sigaraya kadar hayatımızda ne varsa katırlara ve atlara da onlar yüklenir. Film boyunca düşeriz katırların, atların ardına ve çetin kış şartlarında sınır boyunca mayınların, askerlerin arasında dağ tepe aşarız. Dağlarda hava o kadar soğuktur ki kaçakçılar atlarına, katırlarına donmamaları için viski içirir. Film Sarhoş Atlar Zamanı adını da zaten buradan alır. Kaçakçılara ise donmamaları için içirilecek viski bile yoktur. Atlar ölünce insanların üzerine semeri vururlar ve yükleri kendileri canla başla taşırlar. Kaçakçılar insanca yaşamak için hayvan gibi çalışırlar.

    Yalnızca türkiye'de değil iran'da, Irak’ta, yani sınır hattının hangi tarafında olursanız olun, hayat şartları çok zor. Fakirlik mevsimsiz bir iklim gibi çöreklenmiş bu dağların tepesine. Ekmeğini taştan çıkaranların dini, dili, ırkı, milliyeti fark etmiyor. Bir de buna terör eklenince trajedi bir tsunaminin geriye çekilen dalgası gibi büyüyor.

    Katırların yükü insanların değeri

    Dün F-16 bombaları ile 35 kişi o dağlarda öldürüldükten sonra Türk medyasında herkes durup Sarhoş Atlara ne yüklendiğini öğrenmek için beklemeye başladı. Pek çokları için ölen atların yükü, ölen insanlar için yaşanacak duyguyu belirleyecekti. Ona göre üzülünecek ya da sevinilecekti. Eğer o atlara ve katırlara sigara, yiyecek veya traktör lastiği yüklenmişse milletçe üzülecek ve F-16yı oraya yollayandan hesabını soracaktık. Yok eğer o katırlara ve atlara askeri teçhizat, silah yüklendiyse Genelkurmayın başarılı bir operasyon açıklamasını okuyacak ve Türk ordusunun PKK karşısında kazandığı yeni zafere (muhtemelen) pek çokları sevinecek, bayram edecekti.

    35 insanın öldüğü bu hava taarruzu sonrasında atlara sigara yüklendiyse katliam, silah yüklendiyse zafer sayılacaktı. Sonrasında yavaş yavaş konu aydınlanmaya başladı. Haber kanallarının ürkek, Genelkurmay açıklamalarının her zamanki gibi kendinden emin, BDPli milletvekillerinin keskin ve kızgın tepkilerini okurken işte benim aklıma böylesine ufak detaylar takıldı. Biliyorum, şiddetin gözü kör ettiği coğrafyada bu sözler bile birilerine çok geliyor. Ancak aynı sınırlar içinde yaşadığımız insanlarla zaferi ve yenilgiyi aynı anda yaşamaya daha ne kadar tahammül edeceğiz, inanın insan merak ediyor.

    Dün o 35 kişiyi vurmaya giden F-16nın camından dışarı bakan kaptan pilotun aklında acaba haritalarda çizilen sınır çizgilerinin ne kadar da anlamsız olduğu geçiyor mudur? Doğru ya, öyle bir yükseklikten dünyaya bakarken önünde askerlerin nöbet tuttuğu, mayınların döşendiği, devletlerin kutsandığı bir harita değil, uçsuz bucaksızmış gibi gözüken dağlar, ovalar gözüküyor.
    2012 yılbaşına girerken bu insanların o dağlarda katırlarla ne işi vardı; sorusunu doğru yerden durup soramıyoruz. Bir sorsak, bir sorabilsek, belki doğru cevabı da bulabileceğiz.
    ister silah olsun ister sigara, sormamız gereken doğru soru, bu insanların bu karda kışta dağda ne işi vardı? Mesele politik mi? O zaman neden politikacılar bu 35 kişiyi dağa çıkartan konuyu çözmemekte inat ediyor? F-16 ile bombalayarak hangi politik meselenin çözüldüğü görülmüş? Yok politik değil, geçim derdi, yani ekonomik mi? Peki, o zaman bu insanların o dağlarda ticaret yapmasına gerek kalmayacak yatırımı, teşviki, yani ekonomiyi neden ayağa kaldırmıyoruz? 35 insanı öldüren o F-16 nın o geceki yakıt parasını bile bu insanlar hayatları boyunca bir arada görememiştir. Göremez. O savaş uçağını kaldırıp, bombalar yükleyip dağlardaki 35 insanı vurmak için paramız var ama o parayı o 35 insana ulaştıracak aklımız yok. Ya da şöyle söyleyelim; Amerika Birleşik Devletlerinden insansız Hava Aracı getirip 35 insanın yerini tespit edebiliyoruz. Uçaklara bombaları yükleyip tepelerine tam isabet atabiliyoruz ama o uçaklara vicdan yükleyemiyoruz.

    insan ölür, kalır semeri!

    Bahman Gobadi atlara viski içirip sarhoş eden bir film çekmişti oysa biz hep yanlış soruların peşinde koşmaktan içmeden sarhoş geziyoruz. Öldüren de ölen de bizden. Bu dağların, bu ovaların çocukları. Gelin görün ki katıra ne yüklendiğine göre bu ölümlere kimileri ağlayacak, kimileri alkışlayacak. Dün dağda öldürülen o insanların sırtına vurdumduymaz politikaların semeri vurulmuş, ne gam!

    Nasıldı o politikacıların pek sevdiği ve söylerken zaman zaman dillerinin dolandığı meşhur söz; insan ölür, kalır eseri eşek ölür, kalır semeri; miydi?

    Alın işte, bu sefer eşekler, katırlar öldü, kaldı eseri; insanlar öldü, kaldı semeri.
    2 ...
  7. 102.
  8. israil devleti ile arada bir fark olmadığını göstermiştir.
    1 ...
  9. 103.
  10. 8 ay geçti üzerinden.. hala hesabı sorulmadı. yazıklar olsun.
    1 ...
  11. 104.
  12. "yurtdışından gelen biri olsa da vergi vermeden iphone falan getirtsem" diyen körpeler "kaçakçılara katliam istiyoruz!" diye arkasından salladığı katliam.
    2 ...
  13. 105.
  14. kürtaj tartışmasıyla unutturulmuş meseledir. tabii bunun üstünün kapatılmasında muhalefetin payı çok büyüktür.

    (bkz: her kürtaj bir uluderedir)
    0 ...
  15. 106.
  16. katliam 6 sayfa iken bombalama başlığı 17 sayfa. işte uludağ sözlük, işte vatanını seven sözlükçüler ve yönetim! bu acı gerçeği bir kenara bırakıp tanımına gelirsek. şöyle düşünün;

    bu katliamı mübah görenler, israil'in gazze'de çoluk çocuk bombalamsını da mübah görüyorlar. ona göre seçimini yap türk insanı!
    1 ...
  17. 106.
  18. yoktur böyle bir katliam. devlet gerekeni yapmıştır.
    1 ...
  19. 107.
  20. 108.
  21. (vid:#55617)

    içler acısıdır.
    0 ...
  22. 109.
  23. unutturulmaya çalışılan katliamdır. failleri meçhul falan değildir. ne unutulur ne de affedilir.

    kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
    karşıyaka köyleri, obalarıyla
    kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
    komşuyuz yaka yakaya
    birbirine karışır tavuklarımız
    bilmezlikten değil,
    fıkaralıktan
    pasaporta ısınmamış içimiz
    budur katlimize sebep suçumuz,
    gayrı eşkiyaya çıkar adımız
    kaçakçıya
    soyguncuya
    hayına...
    2 ...
  24. 110.
  25. 111.
  26. bir uludereliye sorduk
    +katliam nedir?
    -katliam benem.
    0 ...
  27. 112.
  28. Bunun aynısı 1953 yılında faşist adnan menderes döneminde vanda yapıldı. 33 kurşun olayının aynısı neo-kemalist akp dönemindede yaşanıyor. zaten sınırdan geçiyorsun askeri biliyor veya diğer bir diğer deyimle askerin izniyle geçip gidiyorsun. ee bunun sonucunda yok kaçakçıydı yok ahmet mi mehmet mi nerden bilelim deniliyor, akp ve insanlar tarafından yapılan yorumlar komik derecede çelişkili ve güldürücü. yurtdışından kaçak telefon, bilgisayar, içki vb. şeyler getirirken hiçbir problem yok işi olmayan, iş imkanı sunulmayan insanlar bunu geçinmek adına yapınca kaçakçı terörist oluyor hay hay.. elbet bu halk bunların hesabını soracaktır.
    1 ...
  29. 113.
  30. 0 ...
  31. 114.
  32. "masum insanları öldürmenin utancını
    kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur.."

    -howard zinn
    3 ...
  33. 115.
  34. ASKERLERIN BASTIGI MAYINLARA BASMADAN MASUMCA KACAKCILIK YAPAN INSANLARIDR. GELIRININ VERGISINI DEVLETE DEGIL PKK YA VERIRILER.
    6 ...
  35. 116.
  36. (#17572456)
    katliam değil, terör avıdır. çok da iyi olmuştur. darısı tüm terörist ve yandaşlarının başına.
    5 ...
  37. 117.
  38. amerika'nın tayyip'in iplerini bir kez daha sıkıp, patronun kim olduğunu hatırlatması olayıdır.
    0 ...
  39. 118.
  40. pkk ve yandaşlarının kendilerinin tezgahlayıp düzenlediklerini düşündüğüm, (kaldı ki bu teröristler ilk önce kendi yandaşları olan insanları katlediyorlar. çoluk çocuk genç yaşlı demeden tehdit ve zorla herşeyi yapmaya çalışıyorlar.) sonra da olayı hükümet ve orduya mal etmeye çalışıp, üzerinden prim yapmaya çalıştıkları, çok acı verici ve masum insanların bir suçu olmadıkları halde, teröristlerin oyunlarına kurban edildikleri saldırıdır. (not : bu ülke bölünemez, biz çanakkalede, istiklal harbinde, kurtuluş savaşında beraber omuz omuza savaştık.)
    0 ...
  41. 119.
  42. kaçakçı ile terörist arasındaki fark silahtır. mücadelelerinin silahlı kanatları insan öldürüyor, masum insanları. bunu görmeyip kaçakçının masum olduğunu söylemek zavallılıktır. kaçakçı da suçludur. hak yiyor. hepsi bu.
    3 ...
  43. 120.
  44. Bazı gerizekalı beyinlerin katliam olmadığına inandığı olaydır. Devlet roketlerle saldırdığını inkar etmediği, kabul ettiği halde aksini düşünmek aptalcadır.

    ölen çocukların hangi beze sarılı olduğunu önemsemiyorum. sadece katırlar üzerinde insan cesetleri taşıyan insanların nasıl bir psikolojiye sahip olduğu anlıyorum.

    önce insan...
    gerisi traştır.
    0 ...
  45. 121.
  46. ordumuzun uludere denen terör yuvasını bir nebze olsun temizlediği olaydır.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük