abberline sokaklarda ceylan gibi sekiyor ama çağdaşa ait hiçbirşeye rastlayamıyordu. sinirlendi ve duvara ateş etti. sanki gothic evil çıktı o arada ve 'fransa şaşırma sabrımızı taşırma' diye bağırdı ve kayboldu sesi. o an farketti ki...
abberline elinde kolunda torba eve geldi. hayret! çağdaş yoktu. köpeği rex huzursuzdu. abberline birşeylerin ters gittiğini anlayarak magnumunu aldığı gibi sokağa fırladı. tabi magnum nerden çıkmıştı o da ayrı soruydu.
öte yandan ;
"tamam, dışarı çıktı... takip edin... peşini bırakmayın"
... cagdas yürüdüğü sırada burnunda bir yanma hissetti, çırpındı, kurtulmaya çalıştı, en sonunda dayanamadı ve bayıldı...
abberline uyandığında televizyon açıktır ve ümit usta zeytinyağlı yaprak dolması tarifi vermektedir. hava bulutludur. kuşlar pencere pervazına konmakta, hatta açık pencereden evin içine dalmaktadır. baygın gözlerle kuşların tavana yükselip aniden süzülerek yere inmesini izler abberline. tebessüm eder, huzurla.
bunun üstüne sibel can son sürat kaçar. 'eh ulen' der abberline 'bi başbaşa kalamayacakmıyız ya?' cagdas uzaklardan görünür, cagdasın gelmesi mutluluk katmıştır gruba. herkes cagdasa sarılır ve hasret giderir, sonra aralarına bir de fok katılır, fok sebeklik yaparken nadide restaurantın menüsünü aratmayacak sofra önlerindedir, ümit usta sayesinde.
sibel can bir anda "tangasız çıkmam abi" der. bunu söylerken acar muhabir özcartman'ın tam arkasında elinde dürbünüyle beklediğinden haberi yoktur. ilerde mangal yakan ve supangle yiyen kalabalığı görür ve sorar.
dostoyevski oyunu kazanır ve kitaplarından birkaçını imzalayıp abberlineye verir. abberline teşekkür eder ve faatinin pişirdiği etlere hücum eder. bolulu hasan usta içeri girer ve süpangile ikram eder, herkes oturup yemeğin ve tatlının tadını çıkarır. sibel canın yatı aynı esnada kutba yanaşmaktadır.
'hamsi var mı hamsi?' diye sorar gary kasparova abberline. 'hem' der 'senin burda ne işin var?' kasparov az ilersini işaret eder'arkadaşı bekliyorum' gösterdiği yerde karl marx sakallarını düzeltmektedir. işi bitince yeknesakı ayıplar ve kasparovla ayrılır. abberline balık ekmek yerken siena miller yanına oturur, jude lawın olup olmadığını iyice araştıran abberline sienayı dansa kaldırır.
faati, vincent cassel ile monica bellucci yi birbirlerinden ayırır, mutlu bir düğünle evlenirler monicayla... abberline ise bir igloo evine girer, içerde noel partisi olduğunu görür, etrafına bakınırken naomi campbell ve yeknesak'ın vals yaptığını görür...
"evreka !" der yeknesak ve doğruca nasa'ya gider yerçekimini ispat ettiğini söylemek için, fakat orada isaac newton'u görür, "önce ben buldum, hade bakem ..." der ayzek.. bu sırada dürümcü ustası tony montana'nın ta kendisidir ve silahlarıyla etrafı taramaya başlar. bunu gören storm, fırtına çıkarır ; herkes ayrı yerlere uçar...
içinden fox mulder ve dana scully çıkar... "jüpiterden geliyoruz, satürn idman yurdu ve neptün gençlerbirliği maçını izlemeye gitmiştik de, satürn idman yurdu -89.6 e 1319! maçı kazandı." derler...
abuzittin in oturduğunu gören ve faati nin ağır darbelerinden kaçmayı başaran özlem, yanına doğru gider ve eski günlerden konuşmaya başlarlar.... yeknesak ve haemoglobin, seyyar bi tv kurarlar ve televizyona bakarlar, faati ve abberline'da rakı sofrası kurup ümit besen'den şarkılar dinlerler... herkes mutlu mesuttur... fakat ;
özlem 'tamam anne şimdi kalkacam' demeye başlar. faati hırsını alamayıp kafa atar. yeknesak ve haemoglobin 'öh be yine gitti paralar' der. ibo rotweiller sürüsünden kaçar, abuzittinse bahçede sessiz sedasız bir köşeye oturur