uludağ roman 8

entry253 galeri0
    203.
  1. "soruma cevap ver zındık yoksa dakota burdan 17 saat uzakta bende inerim ucaktan kendın kullanırsın artık teyyareyi" seklınde rest cekti dede.
    0 ...
  2. 202.
  3. dede de bana "yaa sen bana sktiri çektin ama ben yine senin bu haline acıyarak sena yardıma geldim." "yaşa be dede, dedem benim" dedim sevinçle.2. cümlem ise "dede köpeğimi sen mi öldürdün oldu." o da" yok evladım ne öldürmesi. ben bir şey yapmadım. "hapishanenin önüne sıçınca onu belediye görevlileri zehirledi oracıkta" dedi.
    1 ...
  4. 201.
  5. önce bir "töbe töbeee" dedim.
    "dede sen ikramiye misin?" dedim.
    nasıl olsa uzaktaydı tokat atamazdı.
    kızgınlıkla yanıtladım.
    -bilmiyorum!
    1 ...
  6. 200.
  7. mapusdaki bombadil dede ucağı kullanıyordu.
    bana dakotaya 10 dakıka gitmek ıstersen soracagım suale bir kerede cevap ver dedi.
    "dede .mına koyayım" dıyecektım ama durdurdum kendımı.
    tekmesi kuvvetlıydı dedenın, beni hapsıhane duvarının ustunden top gibi asırmıstı nede olsa.
    sorusunu sordu dede.
    "bir trenim var gittigi yeri dumduz yapar? "
    "acaba nedir?"
    gurleyen sesi sankı ucak motoru gibiydi.
    2 ...
  8. 199.
  9. gözlerime inanamamıştım.bu gerçek olamazdı.oh my god demek isterdi şu deli gönül ama tuttum kendimi onun yerine h..iktir dedim..
    2 ...
  10. 198.
  11. o mapustaki dede de orada...
    "aman allah'ım bu bir rüyamı yoksa?" dedim.
    dedeye bakarak..
    0 ...
  12. 197.
  13. ucak havalandıktan sonra havalımanında yuzume degilde pis pis gulerek aprona bakan recaiyi hatırladım.
    "neyse" dedim. "yolum uzun pılotla iki cene calayım yol anca gecer" diyerek ozel ucagın cockpitine girdim.
    birde ne goreyim?
    0 ...
  14. 196.
  15. recai bir baletti ama yürümeyi yeni öğrenmişti.annesi yaşlı kambur bir sopranoydu ve bir meleğin tecavüzüne uğramıştı.recai sırtındaki iki küçük kanadı herkesten saklardı.bir tek bana göstermişti.recai birden bana dün gece ne rüya gördün diye sordu.bir anlam verememiştim ama anlatmaya koyuldum.
    0 ...
  16. 195.
  17. ama hacer için değerdi. onun üzüldüğünü düşünmek bile kalbimi yaralamaya yetti. ona "burdayım hacer, yanındayım" demeyi onur meselesi haline getirmiştim. bu iş ya olacaktı yada olacaktı. ama polisler çoktan havaalanlarını, garajı vs tutmaya başlamışlardır dedim. tek yol vardı. bir mülteci olmak... hapisten nasıl kaçtıysam cnım pahasına da olsa buradan da gidebilirdim.
    0 ...
  18. 194.
  19. gibi hissettim kendimi.
    bütün ruhum çıktı sanki bedenimden..
    vatanımdan toprağımdan ayrılacaktım..
    1 ...
  20. 193.
  21. 192.
  22. sabah ılk ıs necmettinin paralarıyla ozel ucakla arabistana ordanda ver elini dakotaya hacer ve amcam donaldın yanına dedim kendıme.
    huzurla haceri hayal ederek uyudum ama aklıma bim de dusurdugum metal kutudakı ugurlu prezolarım gelınce oksuz gibi hissettim kendimi.
    1 ...
  23. 191.
  24. üzülsem mi sevinsem mi bilemedim.
    boş hisler beslemiyordum. ama şuan darda olduğum için gittiğimi sanabilirdi.
    duygularını incitebilir, kendi amacım için kullanıyormuş gibi görünebilirdim.
    e ona tapan bi de eşi varmış.
    "a.q hiç şans bırakmıcak mı bu hayat bana ya" dedim sinirle kendi kendime.
    0 ...
  25. 190.
  26. hacer yıllar evvel kuzey dakotaya yerleşmiş iki odalı bir balkabağının içinde ona tapan eşi ve birbirinden mükemmel 4 çocuğuyla beraber huzurlu bir hayat sürmekteymiş.
    1 ...
  27. 189.
  28. "çalan şarkıyı duyuyor musun? neyi hatırlatıyor sana?" dedi recai. önce bir şey bilmiyormuş gibi davrandım. sonra yutkundum. sonra da gözlerim doldu. recai'nin omzuna başımı dayadım. doğrusunu söylemek gerekirse koltuk altı kokuyordu ama hissettiklerim yanında bu kokunun bende yarattığı etki bir hiçti. evet... küçükken beraber saklambaç oynadığım, ip atladığım hatta uğruna nice kavgalara giriştiğim hacer'i hatırlamıştım. yok yok ona aşık falan değildim, onu bir bacı olarak kabul etmiştim hep. ama recai'nin anlattıklarına göre onun bana karsı hissettikleri bambaşkaydı ve benim gidişimle birlikte yıkılmıştı. peki recai dedim şimdi ne yapıyor hacer?
    0 ...
  29. 188.
  30. birara recai nin sesine uyandım " abi burda s.ctk ! " dıye bagırıyordu.
    Ben evi polis bastı sanmıstım megersem rektumunda sorun olan necmo zıplarken altına kacırmıstı.
    0 ...
  31. 187.
  32. amcam donald rüyasında tüm çin nüfusunun ani ve kararlı bir şekilde hep birlikte zıpladığını ve akabinde amerikanın yerlebir olduğunu görmüştü.sesi oldukça telaşlıydı.bende küçük erkek kardeşim böcek niyaziden yardım almaya karar verdim.acaba ne olacaktı.
    1 ...
  33. 186.
  34. abi burda *
    neyse biri devam etsin
    1 ...
  35. 185.
  36. boyle gel gitler icinde gittim geldim.
    ancak sonra recai, necmettin ve sevketin seslerine uyandım.
    ben uyurken onlar salonda gulu gulu dansı yapıyorlardı.
    "lan ıkı dakıka akıllı olun polıs benım pesımde" dedım, "streslıyım sizide keserim, zaten gıcıgım tıpınıze" diye cıkıstım.
    necmettin yanıma geldi ve "ya kanka ne olucak polıs benımde pesımde sende katılda sole guzelınden dortlu bir gulu gulu dansı yapalım sonra plan yaparız ha? olurmu babus?" diyerek benı sakınlestırdı.
    plana gore amcam donald ın yanına necmettinin caldıgı paralarla yasadısı yollardan arabistan uzerınden gidicektim.
    sabaha kadar plan yaptık.
    aklım hala haftada bir ters ılıskıye girdigim yarım elma sevgilim ve tavuskusu nurideydi acaba ıkısıde ne yapıyordu sımdı?
    hele oldurdugum gardıyan cizmeli fındık sekiz o simdi cennetemiydi acaba diye dusuncelere daldım kanapenın ustunde gulu gulu dansını ızlerken.
    0 ...
  37. 184.
  38. "sen gittin ya yaşantımın bir anlamı kalmadı
    sen gittin ya pencereme birgün güneş doğmadı.
    sen gittin ya, senden sonra mutluluğum olmadı,
    senle geçen günlerimin değerini bilmedinnnn"
    şarkısı çalıyordu içerideki radyoda..
    selami şahin'in şarkısı eşliğinde anlatmaya koyuldu..
    0 ...
  39. 183.
  40. o an recainin tek gözünü çıkardıktan sonra, saçlarını tel tel yolup, kafaderisiyle kemerimi süslemeye karar verdim.hızlı düşünmem gerekiyordu.üstelik şömineye ceset saklayacak kadar zenginde değildim.ben bunları düşünürken aniden telefonum çaldı.arayan bir sığır yetiştirme çiftliğinde görevli olan amcam donald'dan başkası değildi.
    1 ...
  41. 182.
  42. recai sen benim çocukluk arkadaşımsın. sana güvenip buralara kadar geldim dedim. o da "tamam tamam bakarız çaresine" dedi. konuşması içimi rahatlatıyordu. recai dedim, "benden sonra neler yaşandı?" o da anlatmaya başladı.
    1 ...
  43. 181.
  44. recai kapıyı gaffur pijamaları ile açtı evden yogun bir sigara, ter, ayak ve g.t kokusu yuzume yuzume vurdu.
    "nasılsın yigenim?" dedi recai.
    "hoca" dedim olay boyle boyle "al beni, sakla" dedim.
    recai evde kankaları olan necmettin ve şevketin oldugunu söyledi.
    bu ikisini sevmezdim hic, hep recai yi kullanırlardı.
    "recai can, kardes " dedim "onlara ragmen yinede geliyorum, zor durumdayım, kaykıl" dedim.
    1 ...
  45. 180.
  46. "lan ne yaptın sen" dedi.
    "lan mı? canın saolsun recai" dedim.
    bütün t.v.lerde senin haberin var...
    "ne b.k yicez şimdi" dedi.
    2 ...
  47. 179.
  48. ama bu panik ve korkudan dolayı alınmış acele bir karardı. sen onca hapishaneden kaç binbir zorlukla. sonra intihar et. olacak iş değildi. başka bir şey düşündüm. beni böyle tanıyabilirlerdi. bu kadar rahat dolaşmamalıydım. puslu bir hava hakimdi sokaklara. aklıma ilk önce kenar bir mahallede oturan arkadaşım recai geldi. sır tutmasını iyi bilirdi. apar topar onun yanına gittim. kapıyı çaldım. kısa bir görüşme olmalıydı bu. içimden geçirdiğim tek şey bana bir araba bulabilmesiydi. evin önüne gelmiştim sonunda. kendimi toparladım ve zile bastım gecenin bir yarısı. kapıyı açan recai'ydi.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük