yediler ama ole bir anda değil yavas yavas yediler. once butunu kadın butu köfte halıne getırdıler, sonra parmaklarını haşladılar suda," suyu şifadir olm iç iç " diye birbirlerine gaz vererek o gül gibi kızın suyunu çıkartıp içtiler.
bu esnada dünyanın farklı bir coğrafyasında olaylardan bağımsız bir şekilde hayatını yaşamakta olan mustafa'ya * garip birşeyler olmaktaydı. mustafa evinin çimlerini sularken gökyüzünde yuvarlak ir cismin ona yaklaştığını fark etti...
seda sayan'ı izlerken gözlerine inanamadı! hemen uşağı yanına çağırdı cenıfır. ''hey uşak kim bu uşak'' diye naralandı. uşak bön bön baktı. ajdar o dedi. cenıfır şaşırmıştı. bu nasıl olabilirdi yoksa bu bir kabusmuydu...
birden elektrikler kesildi. 5 dakika sonra elektrikler gelmişti ama artık hiçbirşey eskisi gibi değildi. cenifır' ın o mavi gözleri buz mavisine dönmüş yerde öylece yatıyordu. elini cenifır' ın omzuna koyan tom sırtından akan kanı görerek dehşete kapıldı. cenifır pıçaklanarak öldürülmüştü. birden odadaki herkes evin uşağıyla göz göze geldi. uşak durumu farketti ve:
- eee ağzınıza sıçarım evde kim ölse bana atıyosunuz, dedi. ve 1.bölüm sonlandı.
kitabın 2.bölümü için lütfen; (bkz: uludag roman tuuba)
Nuri alço ejderha ile beraber interrail a çıkarlar. giderlerken yanında bol bol gazoz ve uyku ilacı götürürler. '' bunlarla ne yapacağız? '' diye sorar ejderha nuri alço' ya.
gökten başına elma düşden ejderha uyanır ve şarkı söylemeye başlar. sesinin güzel olduğunu farkeder ve unkapanına gitmeye karar verir. Orada nuri alçoyla karışlaşır ve ona hayranlığını dile getirir
hikayenin sonunun belli olduğunu gören ceyk ve cenıfır yeniden el ele vererek kaldıkları yerden bavullarını alır tatile giderler bu romanda böyle biter göktende üç elma düşer ama kimin başına düşer ?
cenıfır ve ceyk fazla atraksiyondan halsiz kalmışlardı... ve bu romanın sonu nereye kadar diye merak ediyolardı.. bilmiyolardı ki bu romanı uludağsözlükün yazarlarının yazdıklarını... daha bir sürü görev onları bekliyordu...daha romanın boku çıkmamıştı...:)