çakma cüneyt arkın cüneyt "yeterr ulaaan" diye haykırdı kaç satırda adım geçmiyor arwen asya gelsede devreye girebilsem tekrar. arwen asya bu haykırışı duydu ve cüneyti tuttu elinden romanın tozlu sayfalarından sıyırıp anın içine yerleştirdi ama bir hata vardı oda artık bu ıssız adadaydı ne işi vardı burda "imdat çıkarın beni burdan" diye bağırdı cüneyt pis pis sırıtıp "çok geç yavrum dedi bana elini veren kolunu alamaz *"
ama yine de dayanamayıp kendini çakma cüneyt in kollarına bıraktı. yapılacak hiçbir şey yoktu. ne yapabilirdi ki? iş işten çoktan geçmişti artık çakma cüneyt e ilgi duymaya başlamıştı.
daha sonra aldığı samurailer tinerci çocuklar tarafından çalındı. yine de pollyannacılık oynamaya devam edip, köprü altındaki kardeşlerine döner çalmak üzere dönerciler sokağına yürüdü.
o sırada mustafa telefonla morpheus' u aradı. ışınla beni yavrum dedi yavşak bir ses tonuyla. mustafa ışınlandıktan sonra apayrı bir yerdeydi. mustafa etrafına baktı ve dedi ki:
morpheus'un kendisinden başka biriyle ilgilenmesine ve matrix'in yol geçen hanına dönmesine çok içerleyen neo lafı bastı "anunuza goyyimm oluumm mındar ettiniz sanal alemi s*ktirin gidin"
bunu duyan morpheus içinden 'pabucuunu s.ktğmn memosunu aldık neo yaptık , gelmiş bize caka satıyor' dercesine , kapıyı bir hışımla vurdu ve çıktı. ama kendisini dışarda bekleyen tehlikeden bir haberdi.
deli kadir adeta kalabalığı yaran bir bufalo edasıyla yardıra yardıra geliyordu. morpheus uyuşturucu mafyasının elinden alıp ilk uçakla ibrahim tatlıses'in onları beklediği papua yeni gine'ye doğru yol almaya başladılar.
ama yolda uçağın önce sağ sonra sol pervaneleri durdu. uçak düşüyordu ve sebebi lpg ışığının çalışmamasıydı. kemalettin o ışığa aldanmış ve araca* gaz doldurmamıştı. ve büyük bir gürültü duyuldu...