aman allahım parmakları kılavyede dans ediyordu adeta. birisi cd leri almıştı ama. cenıfırda harddiskte biryerlerde bilgi durur silinmez efsanesini çok dinlemişti.
hardiskin üzerine baktı baktı baktı baktı baktı baktı baktı baktı baktı baktı baktı baktı baktı ..
sonra bütün bilgileri beynine yazmıştı. harddiske bakarak bilgileri okuyordu.
cenıfırın diego armando maradonayla gorülecek bi hesabı vardı. sonra pardon dedi. ne maradonası dedi. hikaye karışıyordu.
robertoyla bi hesabım var dedi ve çukulatacının zemin katından kendini aşağı bırakarak kaçtı.
Empire State Building den , Trump International Hotel and Tower dan , ne bilim yahuu , John Hancock Center dan bile kendini aşağı salıvererek kaçmaya alışan cenıfır zemin katta olduğunun farkına varamadı ve atladı.
sonra bir an gözüne kahtalı mıçı göründü. buda neyin nesiydi. herşey dahada karışıyordu.
ve derken bilgisayardaki bölümleri görmeye başladı. elinde yeni koparılmış koca bir ağaç dalıyla çukulatacıya giren bir adam gördü. bu adam roberto değildi. biraz daha yakınlaştırdı. evet evet.. bu adam yaeasa selimdi.
yarasa selimi bulmalıydı. önce yarasa selim dedi. ajandasından kaportacı bahattinin numarasını buldu. vay amına koyim türkiyeyi arıyacağım şimdi çok yazar dedi. neyse araması lazımdı. dükkanı aradı.
açan olmayınca telesekreter devreye girdi.
- alo ben kaportacı bahattin. şimdi kaçırılıyorum. 2 - 3 tane uzun boylu , takım elbiseli adam yarasa selimle beni kaçırdı. lütfen sinyal sesinden sonra mesaj bırakınız biiiiiiiiiiiippppppp.........
tamam dedi newyorktimesin aradığı yazar. istanbulda kapalı çarşıya gel dedi.
ya siktir şimdi kapalı çarşıyı dedi jenıfır. newyorktan bi yer olsun dedi.