sonra kaportacı bahattin ağbi , albırta nasıl açılırım diye derin düşüncelere daldı. kerpiç recebin gözüde kendisindeydi ama. ııhh... olmazdı. o albırtı seviyordu. acaba albırt sünnetsiz miydi. çok merak ederdi böyle şeyleri kaportacı bahattin ağbi.
albırtı elde etmek için hertürlü puştluğu deneyebilecek kadar gözü karaydı kaportacı bahattinin. sanfiransiskodan gelen eyalet mahkemesi mübaşiri teyzesinin oğlu kerim abdul ile gizli bir plan yapmak istedi. kerim abdul 1 90 boyunda zenci bir adamdı.
o sirada verbırt geldi. bahattine 'abimi gordun mu?' dedi. evet dedi bahattin, markete gitti. verbirt marketin yolunu tuttu. albirti ariyordu ama goremedi.
Ahhh kerim'im Abdul'um deyzemin oğlu olmayacaktın ki tam benim kalemimsin diye geçirse de aklından kaportacı bahattin, esas konuya odaklanması çok uzun sürmedi. Albırt'ı nasıl elde edecekti. Önemli olan tek sorun buydu.
tabi bütün bunlar olurken albırt adana otogarında amerikadan gelen amcasının oğlunu bekliyordu. derken siirt turizm otogara yanaştı. otobüsün içinde abdul cabbarı görünce havalara uçtu. sarıldılar öpüştüler... çok severlerdi birbirlerini.
amına koyayım dedi abdul cabbar. diyarbakırda aktarma yapmışlar bunu. oysa mayamide bileti satan nijeryalı deynekçi okokoma transit demişti. neyse diyerek iç geçirdiler. nede olsa sağsalim gelmişti.
bu arada kerpiç recep markete giden verbite sesli mesaj yolladı.
- diiiiiiit.. lan yavşak. seni ne zaman arasak ulaşamıyoz. telefonu açınca bana dön. yardımına ihtiyacım var dedi. ve kapattı.
çok sinirliydi. kerpiç recep ne yapıp etmeli albırtı ele geçirmeliydi. çok hoşlanıyordu albırttan. gönül işte napsın...
bu arada verbit marketten 10 yumurta bi kangal sucuk almış kasaya gelmişti. cüzdanını çıkarttı hesabı öderken salak kasiyer kız yazar kasayı devirdi ve paralar etrafa saçıldı. kızcağız hemen paraları yerden toplamaya başladı. kızın paraları toplamak için eğildiğini gören verbit , hemen cep telefonuna sarıldı. kızı domalık yakalamışken kameraya alıp evde bakarak 31 çekecekti. ve oda ne!!!!!!!!!
telefonun şarzı bitmişti. kızın götünü çekemediği için çok üzüldü. elindeki torbayı bi kenera fırlatıp hemen marketi terketti. sinirliydi. zor yatışan bir tipti verbit. karnıda açtı aslında. eli ayağı titremeye başladı. açlık kan şekeri düşüyordu galiba. gecenin bu saatinde ne yiyebilirdiki. heryer kapalıydı. tam o esnada şırdancıyı gördü. hemen hızlı adımlarla yanına gitti.
- şırdancı kardeş şırdancı kardeş bana bi şırdan versene dedi.
oda - şırdanım iyi değil dedi
verbit - olsun ver çok acım dedi.
şırdancıda - vermeyim ağbime dedi.
verbit - ne verecen bana dedi.
şöyle bi tezgaha baktı. istiridye var ağbi dedi.
verbitte - tamam napalım istiridye olsun bari dedi.
tam 80 tane istiridye yedi.
borcum nekadar dedi.
15 lira dedi şırdancı
- oha amk dedi içinden verbit. parayı ödedi ve ordan uzaklaştı.
Verbit markette ki kasiyerin çatalı gördüğü için kemik gibi olan sikinin doğrultusuna doğru gitmeye başladı sokakta zorlanarak yürüyen verbit gördüğüne çok şaşırdı o da nesi...
verbit şırdancıda istiridyeleri löp löp yiye dururkene bizim kerpiç recep sinirden duvarları yumrukluyodu.
küfürün bini bin paraydı. - nikahını s*ktiğim dedi. susmak bilmiyordu. oturma odasının bi ucundan diğer ucuna volta atıp duruyordu. arada sıradada camdan bakıyordu. verbit puştu karşı apartmanda oturuyordu çünkü. siniri yatışsın diye balkona çıktı kerpiç recep. temiz hava ona iyi geliyordu. boğaz havası iyi geldi. rahatladı... sakinleşti... sonra 3. köprünün tam evinin önünden geçeceğini düşününce mutluda olmaya başladı hafiften. kayınçosu belediye encümen üyesiydi. 3. köprünün kerpiç recebin evinin önünden geçmesini sağlayan kişiydi. - çevrem çok kalabalık diye gururlandı. tam o esnada verbiti istiklal caddesinden dönerken gördü ve - ırzını siktiğim diyerek yalnıyak, yangın merdiveninden aşağı doğru inmeye başladı.
kerpiç recebin rezidansı 75 katlıydı. in in bitmiyordu amağ goyim. sonra fıııyyyt fııyyyt diye ıslık çaldı. verbit döndü baktı. hemen - ooooo kanka dedi.
kerpiç recep çok kızgın durur mu.. - gellan buraya ırzını siktiğim dedi. sonra ne olsa iyi..
kaportacı bahattinle abdul cabbar eve gelmişti. hala abdulun yediği şırdan aklındaydı. nede olsa parayı sokaktan toplamıyordu bahattin abi.
abdulun uykusu geldi. nede olsa siirt turizmle mayamiden diyarbakır aktarmalı gelmişti. belası sikilmişti ekmek çarpsın.
kerim abdul - ben yatacam dedi. hemen yüklüğe gidip yatak döşek aldı kaportaca bahattin. yere bi güzel açtı. 4 tane yastık koydu abdul için. tam zamanıydı. albırttan hoşlandığını eşcinsel olduğunu itiraf edecektiki zıııııırrrrrrrrrrrr diye telefon çaldı. - alo diyerek telefonu açtı . dona kalmıştı.
abdul cabbar - noldu bahattin konuşsana dilinimi yuttun diyordu. bahattin abi tek kelime etmiyordu. donup kalmıştı..
arayan yarasa selimdi. çok dehşet haberleri vardı. telefonu kapadı kaportacı bahattin ağbi ve yürü abdul cabbar gidiyoruz dedi.
abdul cabbar bu durur mu. bela nerde ben orda dedi. zaten mayamide lopez kardeşler simit rayayını basmış iki kolombiyalıyı öldürmüştü. onun için mayamiden kaçıp adanaya gelmişti.
olum anlatsana arayan kimdi ne dedi??
kaportacı bahattin ağbinin nevri dönmüştü. sus abdul cabbar sus dedi.
kızıl meydana gidiyorlardı. ve tabiki yarasa selimde orda olacaktı.