Albırt çok su kaybetmişti ve komadaydı leila onu hayata döndürmek için agzına tükürmek zorunda kaldı son 1 saati hatırlamayan albrıt komadan çıkınca uçagın ve sincabın gerçek olmadığını fark ettti.
uçak enkazına vardıklarında, uçağın yandığını, insanların etrafa saçıldığını, kiminin yandığını, kimininse hala canlı canlı yanmakta olduğunu gördüler. felaket bir manzaraydı. albırt " vay amk" dedi.
albırt ve leila erzakların bolluğundan dolayı sevinmeye başladılar ki, adanın aşağı tarafından insan sesine benzer homurtuların geldiğini işittiler. saklanmaları gerekiyordu. enkaza saklanmak, yerinde bir fikirdi ama yangın çıkma ihtimali yüksekti.
ama o da nesi hostes dolabından çıkan yiyeceklerin hepsinin son kullanma tarihi geçmişti. tekrar yanan yolcuları çıkarıp ciddi ciddi düşünmeye başladılar.
aç kalmamak için insan eti de iyi bir fikirdi ama adada zaten bol miktarda meyve ve av hayvanı vardı. adanın yerlileri zannettikleri insanlar da yaklaşmaktaydı, saklanmaları gerekiyordu.
Albırt kuş tüyleri ve insan kemiklerinden yapılmış kolyesiyle kabile reisini farketti ve ateş etti. kabile reisinin ölmesiyle birlikte tüm kabile albırt ayaklarına kapandı.
ada yerlisi kabile üyeleri bir anda yemeye koyldukları cesetlerden başlarını kaldırdılar. albırt7ın silahından çıkan kurşunlar göğüslerine saplandıkça iğrenç böğürtüler çıkarıyorlardı. bu arada leila ve sementha, başlarını brandanın alta sokmuş, çığlık atıyorlardı.
Bunu duyan kabile reisi albırtı tenhaya çekti. Soyunmasını istedi. Albırtın ağzından sadece şu sözler dökülüyordu; 'yazağınız hikayeyi sikeyim ben gidiyorum.'