hayatında tavuk kesmemiş oytunkaran zall'ın oğlu albırt'ı nasıl kesicekti düşündürücüydü fakat salça bu ihtimali gözden kaçırmak istemedi ve oytunkaran'a mesaj attı. *
"bu nasıl bi hayat lan ben gidiyorum" dedi albırt... Daha sakin yaşamak için memleketine gidecekti. Südüne ekmek banıp, ekmeğine has keçi peyniri koyacağıdı... Dikkat edildiyse jargonu ve şivesi bile anında değişmişti...
uzaklasmaya basladi.. uzaklaşırken kendi gölgesinden korkarak gibi yürüyordu, temkinli ve hızlı. surekli sağ sola bakarak paronayak olmustu. adımlarıyla raks ederken tek düşündüğü bunların başına neden geldigiydi.
kişiler birbirine girmişti anasını satayım. hap bile almadan gerçekliğin çölüne hoş gelmişti. "içmeden sarhoşum" falan dedi. yapma allah aşkına falan olur muydu romanda yahu? bu yaptığını ismet özel görse çok kızardı misal. zira ağabey yerine abi yazana kızmışlığına şahitti hani. "söylerken abi, yazarken ağabeydi" misal.
zall hiç bir şey demeden dudaklarına yapıştı. bir yukarı baktı kadın bir aşağı.. acaba komşular görmüş müydü.
olan oldu derken içeri aldı zall'ı.
bi öpücüğün bir nedeni olmaliydi.. ya zall sarhoş ya da gerçekten bunalimdaydi.
o malûm gün gelip batmıştı. Pardon, çatmıştı. Albırt durmadan t9'un azizliğine uğruyordu fakat konu bu değildi. Medyum keto, medyum memiş'in kendisini canlı yayında her anlamda çarpmasından sonra bu işleri bıraktığını söyledi albırt'a. Albırt isyan etse de gördüğü görüntüler karşısında çaresizdi
albırt'ın askerliği kars sarıkamış'a çıkmıştı. o ise askerden yırtmak için babası zall'a haber salmış çürük raporu ayarlaması için parayı bastırmasını istemişti.