yabancı birine öğretirken ne kadar çok ek olduğunu anlayacağınız ancak yabancıya öğretim alanında kaynak bulmada sıkıntı yaşayabileceğiniz dildir. tömer yayın evinden Hitit adlı bir kitap serisi, bir kaç tane de yabancı yayın evlerinden çıkan kitap, bir de sanal dil öğretim setleri...
Türkçe Sözcük Dağarcığı
Türkçe Sözcük Dağarcığı köken tablo görünümü ; mavi öz türk sözcükleri, diğer renkler diğer dillerden Türkçeye geçen yabancı sözcükler
2005'te yayınlanan Güncel Türkçe Sözlük 104.481 sözcük içerir. Bu sözcüklerin % 14'ünün yabancı kökenli olduğu TDK tarafından tespit edilmiştir. 2005'te Almanyada yaygın olarak kulanılan Almanca "Duden Sözlükü" 120.000 Almanca sözcük dağarcığını içeriyor. Günümüzde çoğu dilbilimcilerin ve insanların bildiği ise Türkçe'deki orjinal türkçe kelimelerin sayısının %10'un altında olduğudur.
Her ne kadar Atatürk'ün dil devrimi ile Türkçe, kökeni Arapça ve Farsça olan sözcüklerden arındırılmaya çalışıldıysa da, dil devriminin politik etkenlerle aksamasından ötürü bu iki dilden sözcükler, Fransızca sözcüklerle birlikte Türkçe sözlüğün önemli bir bölümünü oluşturmayı sürdürmektedir.
Türkçede yer alan toplam sözcüklerin yaklaşık %14,33'ü (104.481 sözcüğün 14.973'ü) Türkçe kelimelerdir.
sondan eklemeli bir dildir. sanırım, moğolca'da böyle. ( iki dilde, ural-altay dil ailesine mensuptur. ) her neyse, son zamanlarda içine sıçılan güzelim bir dildir. özentiler tarafından, hatta özenti olmayanlar tarafından ağır saldırı altında olan dildir. dilin bir ulusun en önemli parçası olduğunu anlamayan zerzeklerin, oradan buradan çalıp çırpıp, haksızlık ettiği dildir. **
yabancı sözcükler bir dili zenginleştirir, diyenlerde vardır. türkçe de, her kavram için bir sürü karşılık vardır. bunun yerine gidip, yabancı sözcük kullanmak özentiliğin danişkasıdır.
bir magazin programında, muhabir kaya çilingiroğlu ile röportaj etmektedir. dediği aynen şudur.
+hülya hanımın şu anki boyfriend'i hakkında ne düşünüyorsunuz ?
yabancı kelimeler ile bozulmayan tersine zenginleşen bir dildir. ingilizce'de kelimelerin yarısından çoğu köken olarak farklı olan latince ve fransızca'den gelmiştir. çoğu kelime ingilizce'nin yapısına uydurulmuş ve sonunda içselleştirilmiştir. örneğin information için enformasyon demekte bir sorun yoktur. enformasyon türkçe'ye uydurulmuş bir kelime. türkçe'de tam karşılığı da yoksa alacaksın mecburen dışarıdan. fransız da çalıyor, alman da çalıyor, ispanyol da çalıyor hatta en büyüğü ingilizler de çalıyor biz niye çalmayalım?
tiki diye tabir edilen gençler sayesinde, kaybolmaya başlayan dil. sesli harflerden tasarruf etmenin bir marifet olduğunu zanneden bu gençlik, yazdıkları anlaşılmadığında bir de salakmışız gibi davranıyorlar, ne cesaretse artık! türkçe'yi turkche konuşmak marifet değil salaklıktır.
sevgili türkçemiz, yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi konuşulan, konuşulduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi konuşulan* pek muhteşem** bir dildir. 'lastik gibi, nereye çekersen gelir.' klişesini de unutmamak lazım. ki klişeler de ayrı bir konu. hastayım ben bu dile. dile gel hele.**
her türlü dem vururum bu mevzuda, sayısız açıdan rahatsızım.
şu ülkede türk vatandaşı olup bu dili konuşan, bu ülkenin kültüründen, yaşayışından beslenip bir yandan da bir ulusun varlığının ve bağımsızlığının en önemli simgelerinden biri olan dilin ne denli mühim bir konu olduğunun bilincinde olmayan düşüncesiz, sayısının tahmini zor birçok insan gibi "banane lan, ben mi kurtaracağım türkçe'yi?" şeklinde sallamaz bir tavır da takınabilirdim elbet. tercih etmem bunu tabii, ayrı. tercih etmeyenler sayesinde var olduğumu bilirim çünkü.
uzmanı olan insanlar tarafından uzun uzadıya bu önemli konu üzerindeki sorunlar tartışabilir lakin; kendim, nacizane, herhangi bir özel eğitimim olmayan bu alandaki -ahkam kesmeden- sadece gözlemlerimi anlatabilirim. doğru düzgün kullananın da, kullanmayanın da(evet kullanmayan) malumu mevcut dil sorunu. en basitinden günlük hayatta, sokakta, çarşıda, pazarda görüyorsun birçok yanlışı. etrafındaki gençlerin havadan sudan konuşmaları(ki biraz altyapı gerektiren bir şey mevzubahis olsa, orasını hiç düşünmüyorum), her kafa çevirişte karşılaşılan tabelalar, panolar, afişler, vitrinler... türlüsü yanlış işte. "hadi bunları geçtim, bari bir gazete, dergi alıp okuyayım." desen, her gün milyonlarca kişiye ulaşan böyle medya organlarında dahi yine aynı yanlışlar, yine aynı umarsızlık... karmaşık, teknik şeylerden de bahsetmiyorum he, adam sürmanşetten "herşey ortada!" türevinden bir başlık veriyor mesela. aldığı para haram olan o yayının editörüne vesairesine acıyorum, ona para verene acıyorum sonra. münferit bir hadise olmadığını biliyorum. eve dönerken, kapının önündeki paspasın üstündeki "welcome" yazısı bir kez daha suratıma çarpıyor bu gerçeği, tam unutmak isterken... açıyorum bilgisayarı, bir şeyler okuyorum, seyrediyorum, insanlarla konuşuyorum falan... konuştuğum insanlar nispeten bu bahsettiğim durum adına özenli. fakat bu, halkın bir şekilde ölçekli yansıması olan sözlükte de aynı hadiselere rastgeliyorum. saymıyorum yahu; yarıdan fazla insanın kişisel iletisi ingilizce ile (bunun büyük oranın yabancı özentiliğiyle ilintili olduğu tecrübelerle aşikar), diğer birçoğunun da yanlış bir türkçe ile yazılmışsa eğer, bence umutsuz olmalı...
bazılarının ingilizce falanla karşılaştırıp fakir dediği ya da " bak işte bu kelimenin tam karşılığı yok" diye çamur attığı dil.
halbuki eklemeli dil olması sebebi ile yeni kelime türetme ihtiyacı duymadan ihtiyacı karşılamaktadır.
Mustafa Kemal Atatürk'ün üzerinde çok durduğu konulardan biridir.
Ölümüne yakın zamanda bile 'arkadaşlara selam,dil çalışmalarına devam etsinler' demiştir.
Ayrıca 'türk demek türkçe demektir,ne mutlu türküm diyene' diyerek türkçe'ye verdiği önemi belirtmiştir.
her dilin eşit derecede karmaşık ve zor olduğu gerçeğinin modern dilbilimciler tarafından ispatlanarak kabul edilmesi üzerine 'en zor dillerden biri' tanımlamasını boşa çıkaran dil.
ayrıca sadece ikinci bir dil öğrenenlerin anlayabileceği bir ifade kuvvetine sahip olan dildir.
yabancı dillerden türkçe'ye tercüme yapmak tam zıttına nispeten çok daha kolaydır zira türkçe sadece ön asyalıların kullandığı ifadelere * sahip değildir, bir çok kişinin dezavantaj olarak yorumladığı halde adriyatik'ten çid seddine bir çok dille alışveriş yapmıştır ve dünyanın en zengin dillerindendir.
ayrıca ingilizce denen dilin bırakın bilimi günlük konuşmada bile yetersiz olduğu zamanlarda shakespeare ve tayfasının yabancı dillerden kelimeler bulup ingilizceye doğrudan aktardıklarını da hatırlatmak gerek.
yani bilgisayara 'kompitır' demek suretiyle hava atmaya çalışmadığınız sürece türkçe'nin bozulacağına dair şüpheniz olmasın canlar.*