yolda yürürken yanından geçilen yeşilliklerin yapraklarını amaçsızca koparıp atmak en belirgin göstergesidir. bunun üzerine ciddi çalışmalar olduğu bilinmekte. savaşçı-göçebe genetik imzasıdır bir nevi.
Dunyaca unlu rock metal grubu Manowarin gitaristi soyle demistir; siz turkler zirhinizi ve kilincinizi birakip ne zamanki salvari giydiniz, o zaman sictiniz, sizin tarihinize hayranim.
Kimsenin kendi milletini seçme özgürlüğünün olmamasından hareketle hiç bir milletin digerine üstünlüğü söz konusu olamaz, her insan eşit ve hür olarak doğar; onu köleleştiren yada yücelten şey sonradan sahip olduğu meziyetlerdir ön tespiti ile "Türklük" ; köklü bir tarihe sahip "Türk" ulusunun bir ferdi olmaktır.
Allah'ın vermiş olduğu bu aidiyeti küçümsemek ne kadar kansızlık ise bu aidiyeti başka ulusların üzerinde bir ayrıcalık olarak tanımlamakta o kadar hayalperestliktir.
"türk" ulusunun her ferdine düşen şey bunun bilincinde olarak sahip olduğu şeyi - sonradan edinilmiş meziyetler çerçevesinde - dünyada var olan ve var olmaya devam edecek olan hakimiyet kavgasında hakettiği yere yerleştirmektir.
"Türk" ulusunun en önemli meziyeti islama olan sadakati ve sevgisidir.
atatürk'ün yoktan var ettiği ülkede yaşamak ve bu ülkeye sahip çıkmaktır. kanında asillikle yaşamaktır ve hiç korkmadan gözünü bile kırpmadan vatanı uğruna canını feda etmektir türk olmak...
gurur duyulacak bir tarafı yoktur. grupça eylemlerde bol bol adrenalin hormonu üretmenizden başka bir şeye yaramaz. ilerye gitti mi kötü sonuçlar doğurabilir. halk arasında börbürlenme ve kendini üstün görmenize neden olur ve bu da sapkınlığı ortaya çıkarır. orta asya dan başlayıp osmanlıya oradan da m. kemale uzanan bir gurur seline sahiptir. dikkat sel alıp götürebilir. nice insan yolun sonunu göremeyip bir hiç uğruna yaşamını yitirmiştir. tüm dünyada tek bir gerçek vardır kimse kimseden üstün değildir. bu sorunları yaratanlar devletlerdir ve bir an önce kendileriyle birlikte sınırlar kaldırılmalıdır. sahiplenme duygusu insanın yeniden anarşiden uzaklaşıp efendi köle ilişkisinin başlamasına neden olur. kimse kimseden üstün değildir. evet! anarşistim ve anarşizm böylesi özgürlüğün gerçek manasıdır ve yapı taşlarından biridir.
sen o kadar, "millet tanımıdır, ırka indirgenemez, etnisite vurgusu yoktur, bütünleştiricidir, şemsiyedir vsdir" de ondan sonra da ilkokul, lise tarih kitaplarından itibaren türklüğü bir ırki tanım ve tarihsel olgu olarak vatandaşa ver. olur mu böyle hassan?
milletin ismi türk milleti, çocuğun türke dair öğrendikleri, uygurlar, göktürkler, peçenekler, hunlar, kumanlar. ee? ne bekliyon yani bu çocuk büyüyünce türklüğün içine kürtleri nasıl sığdırabilsin? veya kürt çocuğu kendini buraya nasıl yerleştirsin?
Allah'a ne kadar şükretsek de az kalır bu kutsal özelliği bize nasip ettiği için. türk milletinin en önemli ülküsü şanlı türk bayrağının gölgesinde tuna nehrinde abdest çin seddinde namaz kılmak olmalıdır.
Türk olmak demek tarihimizden bugüne kadar gelen örf ve adete saygılı bireyler olmak demektir. Bulunduğu çevreyi kalkındıran sadece bireysel değil geniş çerçevede düşünebilen insanlar olmak demektir. Bu bizim özümüzdür. Türkler ayakbastığı toprakları kalkındırmışlardır bunun tarihte örneklerini görmek mümkündür.
"40 kişi ile Çin sarayını basan,şimdilerde sanat eseri denen ancak Türk korkusunun birebir delili olan Çin Seddini korkak Çinlilere inşa ettiren AKINCILARIN torunuyum!BEN TÜRK'ÜM!..Ben Orta Asya'da türeyen anadoluda büyüyen,avrupada içlerine yürüyen TÜRK'ÜM...Ben dağlarda gemi gezdiren,taşlara destan kazdıran,tarihi baştan yazdıran TÜRKÜM...Ben adalete,mertliğe örnekler veren,ölüm kalım savaşına gülerek giden,yeryüzünde her murada eren TÜRKÜM...Ben sancaklara tuğlara baş eğdiren,beylere,paşalara hilal giydiren,kılıcını üç kıtada gezdiren TÜRK'ÜM...Ben Atillayı,Yavuzu var eden,kralları,imparatorları kendisine yar eden,düşmanına dünyasını dar eden TÜRKÜM..."
"türkler bir gözünü açtı, ok attı.
öteki gözünü açtı, kılıç çekti.
şöyle silkelendi, ata bindi.
türkler öyledir ki,
kesersin alttan bir baş daha çıkar. bitmez..."
Eskiden "Türk Erkeği" denilince akılda mert, namuslu, haksızlığa boyun eğmeyen, içi dışı bir, delikanlı; kısacası adam gibi adam bir profil belirirmiş akıllarda. Türk olmak, Türk erkeği olmak gurur verici bir şeymiş ki yabancı bir ülkede "Ben Türk'üm." diyen bir adam gördüklerinde akan sular dururmuş.
Şimdi ise "Aa Türk mü? Aman olmaz bir şey. Aklı fikri yatakta erkek modeli işte. " gibi cümleler söz konusu. Erkek her şeyi yapar. Yer, içer, yatar... Neymiş? "Erkeğim ben, istediğimi yaparım." Ne güzel göstermiş Cem Yılmaz. Eli görüyor musun? Bak.
Türk kadını ise asil, ağırbaşlı, hanım hanımcık ama bir o kadar da güçlü; Gayet zarif, yerini bilen, saygılı bir karaktere sahipmiş. Sadakat kelimesinin eş anlamlısıymış adeta. Ve bununla beraber çalışkanlık kavramı da ön plandaymış hatun kişisinde.
Günümüz Türk kadınında ise akim olan düşünce özetliyor belki de :"Ay ben bizimkine iki naz yapar onu parmağında oynatırım." Ne kadar acı verici bir durum. Aman eli sıcak sudan soğuk suya girmesin. Aman aç kalmasın. Aman sabır nedir bilmesin. Dişiliğini kullanarak her istediğini elde etmek ve sabır kavramından bihaber olmak hangi çirkin akla hizmet?
işin en acı tarafı ise gençlerimizin bu gözle görülür değişimin farkında olduğu halde değişim için çaba göstermemesi. Yahu ben cidden merak ediyorum. Acaba değişmek işlerine mi gelmiyor yoksa "Türklük" kavramının adının kirlenmesi umurlarında mı değil? Henüz hayatının baharında bir genci kendi neslinden, ırkından utandırmak kimin haddine? inanılmaz bir değişimin içine girmişiz. Herkes değişime kendinden başlasa, daha güzel bir ırk haline gelsek, eski halimize dönsek, zaman makinesi bulunsa... Ne diyorum ben? "Hayallerle yaşayanı gerçekler tokatlar." sözü geldi aklıma. Bu ülkede otorite meraklısı, saygısız, patavatsız kadınlar ve uçkur düşkünü, arsız, patavatsız kadınlar; uçkur düşkünü, arsız erkekler çoğunlukta oldukça değişim olur. Tabii ki olumsuz yönde olur. içim acıyor böyle bir neslin bu hallere düşmesine. Değişen fikirlere, ilişkilere, aşklara.
son noktayı koymadan önce her şeyi özetleyen, Serkan Uçar'ın şiirinden bir kesit :
"Ne zaman, o senin bildiğin zaman,
Ne sevda, gördüğün masallardaki, eskiden.
Eskiden halı tezgahında dokunurdu aşklar,
Nakış nakış, körpe kız ellerinde.
Mendillere yazılırdı isimler, yüreklere kazınırdı gizlice.
Sevdalılar asil ve de yürekli.
Sevdalar, kavgalar, aşklar iki kişilik.
Oysa şimdi çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
Meşru sevdalardan gayrimeşru acılar doğuyor kundaklara, günahkar gecelerden."