Ulan orada ne var deyip aradan almak. (bkz: aradan alma)
Tenhada burun karıştırmak. (bkz: maden çıkarma)
Karşı taraftan bir küfür yediğiniz anda 'Sen nasıl konuşuyon la Siktimin terbiyesizi' gibi bir cümle sarfedebilir.
dünyanın en zeki ve en harika bir millet olduğunun göstergesi olan davranışlardır. yalan değil aga doğru yani daha hangi millet düşünmüş bizim yaptıklarımızı.
ilginin bokunu çıkarmak. nasıl mı, bir örnekle anlatayım;
tatile gittiğim marmariste kaldığım otelin karşısındaki plaja gittim sabah erkenden. erken gidince çoğu yer boş oluyor haliyle. seçenek bol. ben ortalarda bir yer seçtim, kremlenip uzandım, kitabımı okumaya başladım. derken etrafım dolmaya başladı. önündeki şezlonglara, iki taban tabana zıt aile geldi. biri en küçüğü 2, en büyüğü 13 yaşlarında 3 çocuklu bir ingiliz aileydi. diğeri almanyada senelerce kalıp türkçesinin yüzde sekseni almanca olmuş en küçüğü 5 en büyüğü 18 yaşlarında üç çocuklu bir türk ailesi. ben film izler gibi bu iki farklı aile yapılarını izledim. ve türk insanının neden özgüvensiz olup gelişmede geri kaldığını sanırım gördüm.
ingiliz ailenin çocukları küçük olmasına rağmen anne orada sadece anne değil eşti de aynı zamanda. büyük kızı ve onun küçüğü en küçükleriyle ilgilenirken sorumluluk duygusunu geliştiriyordu defaatle yaptıkları gibi. anne de eşiyle birlikte yüzüp deniz yatağında keyif yapıyordu uzaktan gözetleyip hiç müdahale etmeden. etmesine gerek yoktu çünkü çocuklar oldukça bilinçliydiler, sorumluluk almış ve yerine getirmiş olmanın rahatlığıyla. asla alın bunu yiyin, oraya gitmeyin, kardeşinize bakın bıdı bıdı bıdı telkinleri olmadan huzurlu ve uyumlu ortamı yaratmışlardı ve bunun ortak hazzını yaşıyorlardı.
bizim yarı alman türk ailesine gelince; kısaca kafamı şişirdiler desem ne olup bittiğini anlayacaksınız da ben kısacık özetleyeyim. 5 yaşındaki küçük kız susadığını, acıktığını, kuma basınca ayağının yanacağını bilmeyen bir salak muamelesi gördü benim gözlemlediğim süre boyunca. büyüklerse dünya sikime minare götüme dercesine sorumsuz, sürekli gürültü yaratan, birbiriyle tartışan, yine o yaşa gelmelerine rağmen susayıp acıktığından bihaber annesi olmasa açlıktan susuzluktan ölecek zavallılardı.
bu sahne benim gözümün önünde oynandı o gün. ve bu türk ailesinden milyonlarcası bu çocukları, beni, seni, bizleri yetiştirmekteydi.
ve onların ülkesinde de daha üç yaşından beri suratının ifadesinde görülen özgüven ve özsaygıyı yaratan yetiştirme şekliyle büyüyor çocuklar.
nasıl oluyor da yurt dışında onların dilini özümseyecek kadar kalmış insanlar bu ayrıntıyı göremiyordu? benim tuhafıma giden buydu.
biz hangi ülkede yaşıyor olursak olalım illa ki saçımızı süpürge etmeyi marifet sandığımız sürece böyle gelip böyle gidecek çoğu şey.