yıllardır jeopolitik konumunun avantajından bahsedilse de konumu sürekli başına bela olmuş, tüm dünyanın aynası ülkemdir. ülke içinde ki herhangi bir oluşum bir şeyleri değiştirecek güce geldiğinde anında bir şekilde engellenip, iç tartışmamalarla enerjisi harcanan. bu sayede dünyada ki büyük gavatların adına denge dediği bizim ise tavşan boku diye tabir ettiğimiz bir halde kalması sağlanandır. ne doğulu olmasına iziz verilir ne de batılı.. ne sağ ne sol. sen bir yere kayamazsın. kal orada öyle. yüz üstü yatma ama ayağa da kalkma. dizlerinin üstü neyine yetmiyor?
isviçre minareleri yasakladı diye bunlar da yasaklarsa hiç şaşırmam doğrusu. "avrupa'da da yasak" derler. biliyorsunuz ulusalcılar işine gelince avrupa işine gelmeyince iran'ı gösterirler.
milletinin binde birlik kesiminin isteklerinin gerçekleştiği, yalandan demokratik ülke.
bol bol dizi izleyen, kavga etmeyi seven/yatkin, "nasil birsey üretebiliriz" den cok "neyi nasil kopya ederiz" in pesinde olan, etnik kökenlerine, dini görüslerine göre fanatik yandascilik yapan, dedeleriyle ayni meseleleri tartisan, dünya´dan bihaber milyonlarca insanin yasadigi, özellikle mental olarak aptallasmis, geri kalmis ülke.
türban , etnik köken , mezhep gibi ayrılıkların ayrılık olmaktan çıkarılmaya çalışıldığı ama bir türlü becerilemeyen , becermeye çalışanların da kösteklendiği bir ülkedir. bazen düşünüyorum her tarafından çekiştirilmeye müsait bu ülke nasıl hala ayakta kalabiliyor. aksak aksak ilerlerken doğrultmaya çalışanların beline ıslak odunla vurulduğu halde ilerliyor. hangi hükümet başa geçerse geçsin amerikan himayesi eleştirisi yapıldığı halde asıl amerikayı arkasına alıp devrim yapanların kahraman olduğu bir ülke. demokrasiye saygısı olmayan , millet iradesini hiçe sayan , ayan beyan ortalıkta bangır bangır deşifre olunduğu halde hala bir oluşumun arkasında duran vatandaşların olduğu bir ülke. bu sorunların nasıl çözüleceğini bilmem amma ülkemle alakalı tek keşkem atatürk'ün 10 sene daha yaşamasıydı. kısa zamanda çok yol aldık diyen mustafa kemal ilerki zamanlarda yaşayacağımız buhranlardan habersiz miydi?
bu askeri ve siyasi deha bilmiyor muydu türbanın , etnik kökenin , mezhep'in bir sorun olacağını bizler için. elbette biliyordu. ortalıklarda dolanan atatürk'ün vasiyeti zırvasına inanır oldum son günlerde beni buna ittiler. rivayet ya atatürk'ün kendisinden sonra cumhurbaşkanı olarak istediği kişinin kesinlikle ismet inönü olmadığına kazım karabekir olduğuna inanır oldum. en kötüsü de ergen gençlerin yırtındıkları oğluna gemicik alıyor , ülkeyi satıyor , türkiye'yi iran yapacak dedikleri adama inanır oldum. bu saatten sonra kurtuluşun asla kemalizm olmayacağına , devrim olmayacağına , hala mustafa kemal'in kaymağını yemeye çalışan cumhuriyet halk partisi olmayacağına inanır oldum. daha ne kadar bu ülke 'kaç senelik cumhuriyet tabi sıkıntıları , aşması gereken duvarları olacak' diyenlere inat nato kafa nato mermerlerin zaferlerini izleyecek?
allaha şirk koşmak biz müslümanların işi değil fakat bir 10 sene daha bağışlayamaz mıydı yaradan. şimdilerde bu tartıştıklarımız , bizleri çıkmazlara sürükleyen olgular hakkında onun 10 dakikalık konuşması yetmez miydi bu ülke için?
gidin bakın çanakkale şehitliğine mezartaşında diyarbakır , siirt , muş , mardin , batman yazanlara.
cevap alamasanızda sorun konya , kayseri , yozgat , ankara yazanlara. hangileri ister türban yüzünden okuyamayan bacı , hangileri ister kürt kimliğinin yadırgandığı bir ülke. işte bu ülke türkiye. en azından siyasi görüşüsünüz uymasa da yardım edin sağ duyulu olun mücadele edenlere. en azından türkiye için. eminim bu ülkenin vatandaşları sizin için mücadele ediyoruz kisvesi altında siyasi rant , parasal rant elde eden feodal ağa milletvekillerine de tokatı vuracaktır zamanı geldiğinde.
yıllardır gelişmekte olduğu iddia edilen, ancak gerek adalet gerekse düşünce özgürlüğü açısından refaha ulaşamamış, terör örgütü militanlarına karşı eli kolu bağlı otur(tul)an ancak bu ülkenin aydınlarını içeri atarak korku ve endişe ortamı yaratarak bu ülkenin değerli kurumlarına zarar vermeyi seçen bir hükümet tarafından yönetilen, taşına toprağına kurban olunacak memleketim...
hala sorununun yeterince birlik olamamasi oldugunu dusunebilenlerin oldugu ulke. ya asil sorun zaten cok fazla birlik olmasi. o kadar ki cesitlilik, yaraticilik kalmamis.
eskiden bir Türk'ün en rahat yaşayabileceği yer olan bir ülkeydi, ama artık Türkler haricinde herkese kucak dolusu hak verilen bir ülke haline geldi. artık Türkiye'ye gelip Türklere çok rahat hakaret edebilir, topraklarını ermenilere, bilmem kimlere yakıştırabilir, ve üstelik bunu yaptığın için çok para da kazanabilirsin (bkz: elif şafak)
ayrıca bu ülkeye zarar verenlerin, bu ülkeyi seven ve bu ülke için iyi işler yapmak isteyenlerden daha rahat yaşamaya başlamasıda gerçekten üzücü.
hakkında bir fikre sahip olmak için pepsi reklamlarına bakmanın yeterli olacağı ülkedir. abd için olan reklamlarda beyonce britney spears pink oynarken türkiye için yapılan reklamlarda seda sayan oynamaktadır.
farklı milliyete, dile, inanca, siyasi görüşe sahip vatandaşlarını barıştırmak adına atılan her adımda bu vatandaşların arasındaki uçurumu biraz daha açılan, beceriksiz politikacıların sürekli belli kesimleri kayırıp geri kalanını rencide etmek-pasifize etmek üzerine siyaset ürettiği ülkem. an itibariyle rencide edilen kesim evlatlarını vatan uğruna feda etmiş şehit aileleridir ki, durum oldukça vahim ve sıkıntılı bir hal almıştır...
yani yasal düzenlemeler ve ceza hukuku ayrı bir konu tabi de, düşünün ki komşunuz çocuğunuzu öldürmüş ve yıllarca adaletten kaçarak o acıyı yaşamanıza sebep olmuş. siz belki bir gün yakalanır da adalet karşısına çıkar diye düşünürken, adli kurum o kişiye "gel buraya teslim ol seni affedeyim" diyor ve o kişi teslim olduğunda mahallede bazı kişiler davul zurna onun dönüşünü kutluyor. sonra da size diyorlar ki "bunu aranızdaki öfke bitsin diye yaptık, hadi sarılın kucaklaşın. "
bu durumda kollarını açıp "gel canım kardeşim" diyebilecek yüreklilikte babayiğit varsa buyursun gelsin bize "barış" öğretsin!
not: adaletin adil bir biçimde işlemediği, hukuk devleti normlarından uzak ülkelerde suçluların cezasını bizzat mağdur kesim vermeye kalkar ki, iç savaşa gidişin en kestirme yolu budur.