"suriye, ermenistan, iran, israil, almanya, fransa ve abd teröristlere destek veriyor" diye yaygara çıkarılan, teröristlerin havaalanına gitmek için milletvekili makam araçlarını kullanabildiği ilginç ülke.
hakikaten kurtarılması isabet olmuş ülkedir. doğu cephelerinde ayaklarına kangren giren çocukları düşünüyorum, bir de dönüp ülkeme bakıyorum, ve evet budur.
futbol ve ülke. ülke sağ olmalı, futbolcular adam gibi oynamalı aga !
içinde akıl erdilemeyecek kadar cahil sayısının bulunduğu,
kendi içinde düşman yetiştiren,
avrupaya ve avrupai şeylere özenen,
kendi benliğinden kopma aşamasına gelmiş,
müziklerinin kendini tekrar ettiği ve şarkı sözlerinin saçmalığın sınırlarını zorladığı,
televizyon programlarının rezil denebilecek kadar düşük kalitede olduğu
ülke...
türk olmaktan gurur duyulacak belki de tek varlığın mustafa kemal atatürk olduğu yer...
ve tüm dünya atatürk'ün yüceliğini kabul etmişken (savaşılan ülkeler de dahil) bünyesinde onun karşıtlarını yetiştiren yer...
güçlü olduğu sanılan rezilliğe son sürat giden ülke. dini bayramı için kendi ürettiği değil dışardan aldığı hayvanları kesmiştir. kendi hayvan üretimi bile durdurmuş ülkedir. bundan 15 yıl önce dış ülkelere kendi hayvanlarını yollayabilicek güçte idi.
bir yanı doğu, bir yanı batı . bir yanı avrupa, bir yanı asya. bir yanı fakir, bir yanı zengin. bir yanı okumuş, bir yanı cahil. kısacası zıtlıklar memleketi ..
n.ç davası, engin ç. davası, kayıp vergiler, köstebek vakası, kpss olayı, susurluk, işkence gören askerler gibi toplumu derinden sarsan olaylarda en az bir bakan/görevli yerinden edilmediği sürece bi bok olmayacak ülke.
belaların ve musbietlerin en büyüğünü hak eden ülkedir. şu an bütün ülke yerle bir olsa sikimde bile olmaz. alın size zam, alın size açlık, alın size yoksulluk, alın size fakirlik, alın size bela haktır bunlar size hak! daha beter oluruz umarım. akıllanana kadar sikiliriz umarım akıllanacağımız da yok ya neyse!
not: iş bu entry şuradaki haber üzerine yazılmıştır:
dünya durdukça var olmasını istediğim, birlik ve beraberlik timsali olmasını özlediğim, mutlu ve huzurlu insanlardan oluşmasını beklediğim, güzel ülkem.
kadın döven türkücü aynı gece salındığı, tecavüzcülerin affedildiği, parasız eğitim isteyen gençler işkence gördüğü, aylarca tutuklu kaldığı güzel ülkem.
insanlarına hedef gösteremeyen haliyle insanlarının büyük çoğunluğunu cahilliğin karanlığına bırakmış ülkedir. siyasi görüş, öğretim düzeyinden falan bahsetmiyorum cahillikten bahsederken. sağcısından solcusuna büyük çoğunluğu cahil ilkokul mezunundan doktora yapmışına kadar da bir çoğu cahildir. işin kötü yanı ise okumuş cahil sayısının giderek artmasıdır. oturup konuşurken devirdiği kitap sayısı apartman kadar olan kişilerin özel hayatlarında düzgün bir amaca bağlanamamanın ve okuduklarını analiz edememenin sonucunda ne kadar yanlış ve cahil işler yaptığı görülebilir. Bu açıdan ilkokul mezunu bir köylü özel hayatında esasından ondan daha bilgili ve kültürlüdür. yani kültürsüzlüğün de getirdiği bu cahillik ...... neyse gecenin bir vakti bağlayamadım konuyu. ama anlatmak istediğimi anlayanlar çıkar.
23/24 yıllık yaşamımda(çok karışık lan bu yaş hesabı?) gördüğüm, tanık olduğum en gergin günlerini geçiren ülke ve ne yazık ki bunlar daha iyi günleri.
küçüklüğümden hatırladığım kötülükler 28 şubat ve ecevit'in anayasa fırlatmasıyla gelen süreçti. şu günün yanında, bunlar bile soft kalır çünkü garip siyasi dinamikler üzerinden dönen olaylardı. 28 şubat sürecinde ''haydi müslümanlar öldürelim herkesi'' çağrıları olduysa da halk pek galeyana gelmemişti.(gerçi bugüne etkisi vardır).
okuduklarımızdan, anlatılanlardan bildiğimiz kadarıyla türkiye'nin yaşadığı süreç 80 darbesinin öncesi ve sonrası. yine sağ/sol, türk/kürt çatışmaları arasında geçen, binlerce masumun öldürüldüğü süreç.
karamsarlık pek karakterimde yok ancak, korkuyorum bu ülke böyle bir sürece gidiyor diye. halk çok keskin çizgilerle birbirinden ayrılmış durumda, meclis göstermelik şovlar dışında beceriksiz. öğrenci olayları başlıyor. geçtiğimiz günlerde odtü'de yaşanan olayları hepimiz biiyoruz. basında yer almasa da, çok büyümeden önlense de dün öğlen saatlerinde ege üniversitesi edebiyat fakültesi önünde de bir türk/kürt kavgası yaşandı. yine yaşanacak, okullardan çıkıp sokaklara dökülecek bu keskin insan seli.
bir tarafın acısı şehitler, bir tarafın acısı deprem. bir de iki tarafa da üzülen benim gibi azınlık. taraf diyorum çünkü, iki taraf da birbirinin acısını gerçekten yaşamıyor. şehitlere kürtler üzüldü mü? belki içlerinden üzülen olmuştur.
depreme türkler üzüldü mü? belki içlerinden üzülen olmuştur.
peki nereye gidecek bu ülke?
kürtlerin ''türkiye bize bakmıyor'' deyip dağa çıkmasıyla,
türklerin ''bölünmeyelim ama kürtlerden nefret ediyorum'' demesiyle ne olacak son?
ben karamsar ya da iyimser bir tablo çizeyim. muhtemelen bir kaç yıl ya da bir kaç on yıla kadar ülkenin doğusu, başka bir ülkenin batısı olacak. kabul etmesek de görünen son bu.
ben en çok da diyarbakır'da yaşayıp bölünmek istemeyen, türkiye'den ayrılmak istemeyen, kapısında bombaların patladığı, sürekli teröristlerin, askerlerin kol gezdiği bir adamın psikolojisini merak ediyorum. ne hissediyordur acaba, bir yandan tüm türkler kendisinden nefret ederken, bir yandan pkk'ya yardım etmiyor diye tehditler alırken?
bize 'abiler'den dayatılan siyasi at gözlüklerimizden sıyrılıp bunu düşünmeyi denedik mi hiç?
bir kaç gün içinde 26 şehit ve yüzlerce cana sebep deprem. cinayetler, istismarlar... kimse de demiyor demeyin bu ülke nereye gidiyor diye? tamam belki deprem elimizde degil ama terörü düşünün desek de yok % 50 oy veren kısım düşünsüne dönüyor laflar. bunlar yara sarmak için gerekli olan şeyler degil. türk kürt kardeş palavrasını da atmayın artık. degiliz kardeş. kardeş demek zor günde yanında olandır tamam eyvallah depremde nüfusunun çoğunluğu kürt olan van'a yardım ediliyor ama onlar aynı nezaketi terör konusunda gösteriyorlar mı? onlardan korkan onlardan değil midir? yok müge anlı öyle demiş yok müge anlı şöyle demiş. kimse içindekilere engel olamıyor herkes bir şekilde patlıyor. doğa yıllardır kirlettiğimiz dünyanın intikamını depremlerle sellerle alıyor. hiç bi örümcek kafa da bana çıkıp terör yüzünden allah onları cezalandırdı demesin. öyle olsaydı hakkarinin silinmesi gerekirdi. şimdi onları kurtarmak için değil de; iç dünyanızı rahatlatmak için sms atın, konser düzenleyin ne b*k yerseniz yiyin. ben depremden terörden önce nasıldım, yine aynısıyım.
hayattan , yaşamaktan soğutan ülke. nasıl bir ülke ki her gün onlarca insan trafik kazasında ölsün,
nasıl bir ülke ki sanal kavgalar yaratılsın da onlarca şehit verilsin , nasıl bir ülke ki her bir günü diğerinden faklı olsun ve
nice yeni acılar barındırsın.
trafik terörü, bölücü terör, doğal afetler, zamlar vs vs . oysa bir amerika , avrupa öyle mi? adamlar yaşamaya gelmişler bu hayata . yürekleri burkulmadan ya biz?
bir gün gülmeye gelmiyor. halimize şükür demekten başka çare yok beterin beteri var. (bkz: ırak), (bkz: somali)
hergün farklı olaylar olan,huzura kavuşmayan,gündemi takip etmek için artık zaman bulamıyorum. yani uzaydan bir göktaşı düşse kesin türkiye'ye denk gelir.Birçok ülkenin bir yıl boyunca karşılaşabileceği olaylar ülkemize 1 hafta içinde yaşanıyor.*
gündemini sıradan bir vatandaş olan ben bile takip etmekte zorlanıyorum artık. daha 1 hafta öncesinde 24 askerimizin şehit olması, şimdi de van'da meydana gelen deprem... üzerinden 10 gün geçmeden sürekli yeni felaket haberleri geliyor.