polis siyasidir; polisin tanımının içinde yer alan bir ifadedir de zaten. emniyet teşkilatının askeriye gibi kendi başına bir yapısı yoktur. kararlarını verirken tam olarak bir özgürlük söz konusu değildir. iç işleri bakanlığına bağlı bir teşkilattır. bundan ötürü siyasi rejim ne derse onu yapmakta zorunludur ne yazık ki. burada eleştiri de bulunurken bunun göz ardı edilmemesi gerekmektedir. polisin zor kullanması tamamen siyasi rejimin otokontrolündedir.
(hatırlarsınız kemal kılıçdaroğlu ve toplanan halk ulustan anıtkabir'e yürümek istedikleri için barikatlarla engellenmişler ve gaza maruz kalmışlardı; daha sonra iç işleri eski bakanı idris naim şahin, başbakanın kulağına olayla ilgili bilgiler verdikten sonra barikatlar açıldı ve anıtkabir yolu açılmış oldu.)
eleştiride bulunurken polisin yapmış olduğu olumsuz hal ve hareketlerin hepsinin kurumun bir parçası olmadığının düşünülmesi lazım. ne yazık ki siyasi otoritenin her konuda emrindedir. en çok da toplumsal olaylarda.
tabii ki polisin fevrii yapmış olduğu bir çok, hatta yüzlerce yanlış vardır. bunları kimsenin de savunduğu yoktur da zaten; lakin toplumsal olaylara müdahale aşama ve usullerini çoğu zaman kendi tayin etmez bu teşkilat, ona kendi başına karar verme yetkisini vermez hükümet kanadı.
hiçbir sike yaramayandır. genelleme yapma diyenin de anasını sikeyim.
bu pezevenkler anca insan öldürsün, gaz sıksın, kompradorlara sakso çeksin. fırından yeni çıktı bildiriyorum;
hırsızlık vakası. teferruatları es geçiyorum, adam sikini sallaya sallaya eve giriyor benim daha bikaç tane içilmiş sigara paketim ve üç beş milyarlık elektronikle çıkıp gidiyor. nasıl gidiyor? ben sürekli gece 12-1 gibi işten dönen bi insanım ve nerdeyse her gece polis tarafından durdurulup kimlik kontrolünden geçiyorum bu mahallede. sonra yoluma devam ederken hep ipsiz sapsız tipleri görüyorum bariz ev kezliyorlar neresi müsait diye, nerdesin tc numaramı ezbere bilen memur bey? bu adamın eli yüzü düzgün, üzerinde bi işte çalıştığı belli olan kıyafetler bile var, hırsızlara kesinlikle benzemiyor diye mi çevriliyorum ben ha orospunun evladı? küpem ve dövmem var kulağımda kulaklık ve elimde bi kasa bira var kesin dindar ve örf adetlerine bağlı değilim diye mi? üstümde uyuşturucu mu bulacaksın? üzgünüm direk eve servis yapan kaliteli torbacılardan alışveriş yapıyorum. neyse daha hırsız evden çıkmadan mevzuya uyanıyoruz, adam kaçıyor direk polisi arıyoruz ama her an insanın burnunun dibinde biten araba bi türlü gelmek bilmiyor, kimbilir nerde çay keyfinde. tekrar arıyorum
+arkadaşım, 15 dakika önce aradım sürekli boş beleş devriye gezen araçlardan biri neden gelmiyor ben mi koşayım adamın peşinden?
-sesinizi yükseltmeyin, bi ekip yönelttik adresi bulmaya çalışıyolardır.
+adresi bulmak ne demek ya bölgeyi bilmeyen adam neden burda polislik yapıyor?
-sıkıntınızı ekibe bildiriyorum gelince özel olarak çözersiniz(tehditkar bi şekilde)
ve trrrraak, yüzüme kapanıyor telefon. biraz sonra ekip geliyor,
-ihbarı yapan kim?
biraz önce evimden bi hırsız kaçmış, evde bağırarak gezen sigara ve irmik helvası çalan kafası güzel bi hırsız ve ben gündüzden kalmalığımla yeni uyanmış bi bira açmışım, biramı süzüyor 'ihbarı yapan kim' derken. cinsel kapsamasına girsem yatırıp sikecek.
+benim.
-telefonda ters yapmışsın?
+anlamadım?
-sizin işiniz ne neden gelmiyorsunuz gibi şeyler söyleyip bağırmışsın telefonda? adresi yanlış vermişsin sarhoşluktan olsa gerek.
+adresi yanlış falan vermedim, sarhoşluğum da on numaradır ayakta duracak halim yokken taksimden nokta atışı buluyorum bu evi.
sonra altına sıçan bi çocuğu izlercesine etrafı süzüyor, yapabileceğimiz bişey yok kafasında olay yercileri göndereceğini söyleyerek 2 dakika içinde ortamı terk ediyor.
yarım saat sonra olay yerciler geliyor. video kameralar, fotoğraf makinaları laptoplar bilmem neler.
+bu kadar teferruata gerek yoktu, çalınan iki tane cep telefonu var ikisi de hala çalıyor. bi bakın bulun?
savcılık mavcılık bla bla. birisi kare kare evi fotoğraflıyor, biri bi elinde fırça bi elinde toz parmak izi almaya çalışıyor.
-bu camdan mı girdi? zorlama falan görünmüyor.
+açıktı cam?
-hmm. parmak izi falan da yok gibi, eldiven takmış sanırım.
+hmm ilginç, çok akıllıymış.
sonra laptopun başında oturan benden wifi şifresini istiyor, veriyorum. 1 dakika sonra gözüm adamın bilgisayarına ilişiyor adam facebook'da komik video izliyor.
+kotamdan yiyorsun.
-yok ya kısa bu bişey götürmez.
+şaka mı?
+bişi dicem, bu telefonların imei numarasını falan kim alacak bulmak için?
-karakola şikayette bulunup oraya vermen lazım.
+siz karakola mı gidiyosunuz?
-evet.
+atın beni de?
-üç kişilik ya bizim araba.(inanacağımı umarak ciddi ciddi bunu söylüyor)
+peki tamam.
sonra siktirip gidiyolar. 5 ay önce aynı evde kolisinde duran sıfır kombiyi kucaklayıp götürdüler. adamlar spor olarak hırsızlık yapıyor, bu orospu çocukları dürümcü çaycı çorbacı gezip göt büyütmekten başka bişey yapmıyor. sonra neymiş huzurlu uykuymuş, halk için adalet adalet için hizmetmiş bilmem ne yarrakmış. günlük gbt limitini ben ve benim gibi uğraştırmayacak insanlarla doldur, sonra bekle mesai saatin bitsin. ne işe yararsınız siz anasını siktiklerim? misal tesadüfen o hırsızı yakalasaydım, götünü çizseydim bi güzel beni alacaktınız dimi adam yaralamaktan öldürmekten? öyle ya hali hazırda evimdeyim zaten, götünüzü kaldırmanıza herhangi bişeyle uğraşmanıza gerek yok. aldığınız parayı yediğiniz ekmeği sikeyim ben sizin. size güvenenlerin de aklını sikeyim.
güven vermeyendir. zaten neye nasıl güven verecekler? yüzde 70inde emekli gibi göbek var, bi aksilik olsa da elinden jopunu düşürse yemin ediyorum mahalle kadınlarından dahi dayak yerler.
--spoiler--
amerika , rusya , israil ve türkiyenin gizli servisleri aralarında en iyiyi seçmek için toplanırlar.
yarışma şudur; bir ormana fare bırakılacak, en hızlı getiren ekip birinci seçilecek.
amerikalılar girer 7 dk
ruslar girer 6 dk.
israil girer 8 dk.
türkler girer 3 dk sonra geri gelirler ve yanlarında ağzı-burnu dağılmış, gözü patlamış, pert halde bir fil. hakem heyeti demiş ki: bu fare değil koskocaman bir fil.
fil ordan atlamış lafa;
-abii anamı s..ler o aradığınız fare benim.
--spoiler--
liseli ergenlerin meslek sahibi olmuş, halk içinde itibar sahibi olduğunu sandıkları, sözüm ona adalet için toplumda olduklarını zanneden, copuyla kendini tanrı sanan memleketimin karakter disiplinden yoksun olduğu meslek grubudur.
durduk yere kimseye vurduğunu görmediğim, ülkenin iç güvenliğini sağlamayı meslek edinmiş onurlu insandır. bir hatam varken bile karşı karşıya geldiğim hiç bir türk polisi bana ne fiziksel nede psikolojik şiddet uygulamadı yani adam olana zarar vermeyen, olgun insanlardır.
dünya üzerindeki polis teşkilatları arasında en fazla yanlışlıkla adam vuranıdır.
öyle böyle değil. her gün düzenli olarak vuruyorlar ama sehven, lütfen!
tabi bunlar normal canım, olur öyle yani. hangimiz istemeden adam vurmadık ki?
lazım olduğunda ortalarda olmayan, sadece trafik cezası yazacak olduğunda ya da kimlik kontrolü yapmak için ortaya çıkan meslek grubu. ayrıca kendi vatandaşlarını pataklamada, tehdit etmede ve yanlışlıkla (!) vurmada oldukça hünerlidirler. işiniz düştüğünde ağız burun kıvıracak kadar meşgul olan bu memurlar, devletin onlara uygun gördüğü 2000 küsür liralık maaş alırlar. eve hırsız girdiğinde çağırırsanız, yeterli delil yok biz onları bulamayız diyerek işin içinden de kendilerini sıyırırlar. Kısacası bu ülkede türk polisi maaş almaktan başka bir işe yaramaz. devlet bizi polisinden korusun biz kendimizi hırsızdan koruruz.