filiz sevişelimmi şeklindeki yurdumun genç dimağlarının ağzını açıkta bırakan cümleyle açılan çığırın diğer adıdır. tez konusu gibi bir başlık oldu, farkındayım.
efendim, malum şu sözlük denen icat da ortaya çıktığından beri daha yoğun olmak üzere yıllardır türk kızının umursamazlığından, erkekleri sürüm sürüm süründürmesinden, trip attıklarından dem vuruldu. türk kızı zordu, peşinden koştururdu, bırakın üniversiteyi profesörlükte bile teklif etmezdi. ilk adımı erkekten beklerdi, karşısındaki çocuğa onu sevdiğini söyleyen kız karne ile dağıtılan ekmek gibiydi. liseden, ortaokuldan, ilkokuldan hatta ana rahminden beri*peşinde koşuldu; ama bir türlü o iki sözcük bir araya getirilip de kalbi çalınamadı, çalanların da pek azı ilk günkü gibi mutlu oldu.
ardından yıllar değişti, facebook icat oldu. eski sevgililer, platonik aşklar, hoşlanılanlar, uzaktan bakılanlar, sevip de ayrılık yaşananlar bulundu. bir mesajla, duvarına yazılan birkaç cümle ile gönülleri alınıp hal hatır soruldu. sonra hayran sayfalarına üye olundu, çeşitli konularda yorumlar yapıldı, videolar paylaşıldı, burcucum çok güzel çıkmışsın diye iltifatlar edildi. bazen bu iyi teskereler ilkercim şeklinde de vuku buldu. işte tam o anda sözlüklere bomba gibi bir cümle düştü:
filiz sevişelimmi?
neden filiz idi seçilmiş kişi, kimsenin bir fikri yoktu. ama bu cümle devrim oldu ve erkekler bir anda filiz isminde sevgili aramaya başladılar. filiz isimli kızlar sevgili bakımından en yoğun günlerini keyifler yaşamaya başladılar. bu söz, karşı cinse kurulan tanışma bahanelerinde kilit bir cümle olmuştu. artık "pardon adınızı öğrenebilir miyim?" ya da "bu güzelliğinizi neye borçlusunuz?" gibi klişe cümleler yoktu; ne istediğini bilen ve oyunu doğrudan rakip kaleye yıkan bir türk genci vardı.
filiz git başımdan,
ben sana göre değilim.
boşalmam birden olacak seziyorum.
hem abazayım, doyumsuzum biraz, yalarım,
filiz git başımdan, istemiyorum.