Ara ara tekrar elime aldığım kitaptır. fazlasıyla uzun olduğu için çoğu kişi okumaya yanaşmaz. Olay odaklı değildir daha çok ruhani durumlara odaklanılmıştır. Gelmiş geçmiş en iyi türk romanlarından biri olarak görülür.
yediyüzyirmidört sayfalık tutunma mücadelesini gün itibari ile kazandığım oğuz atay kitabı. dikkat! tanımı oğuz atayın ta kendisi yapıyor:
tanım:bu kitap ne ciddi kavgaların, ne büyük ve yaygın sıkıntıların ne de ezilen insanların romanıdır; bu kitap mustarip bir ruhun iç çekişlerinin romanıdır. syf.559
..sebep olanların gözü kör oldu. Dünyayı bir karanlık kapladı. Fırıncılar kimseye ekmek vermedi. Şeker karaborsaya düştü. Matbaalar ekmek karnesi basmaya başladı gizlice. Selim kafasında on yüzbin, hayatında sadece bir aşk yaşadı. Onun da dumanı doğru çıkmadı. Baca çarpık yapıldığı için, ortalığı bir kurum kapladı. Göz gözü görmez oldu. Dost, düşmandan ayrılmaz oldu. Herkes birbirine girdi. Ölüm sıkıyönetim ilan etti; kimse burnunu pencereden çıkaramadı. Çıkaranların burnu kırıldı. Düşünenlerin aklı tutuklandı. Düşünmeyenlerin korkudan akılları başlarından gitti. Kimse kabul etmediği gerekçesiyle geri döndüler. Akıl artık başka bir akıl oldu. Dünyayı çılgınlık sardı. Düşünme imtiyazları batılıların elinden alındı kimseye verilmedi. Aklı başında olanlar şiddetle cezalandırıldı. Deliler kefaletle tahliye edildi. Descartes'in kitapları meydanlarda toplanıp yakıldı..
"neden köşeme çekilip ölümü beklemesini bilmiyorum da insanların yaşantılarına burnumu sokuyorum? Sonra da davranışlarına katlanamıyorum?"
harika bir kitaptır. baştan sona roman gibi okumayı değilde, beni anlayacak bişeylere ihtiyaç duydukça herhangi bir sayfasını açıp herhangi bir cümlesini okumayı sevdiğimdir.
hayat acemiliğini entelektüel birikimiyle telafi etmeye çalışan Selim ışık'ın tutunamamasını anlatan roman. Albert camus "ontolojik nedenlerden intihar eden kimseyi görmedim" der. Oğuz atay ise "neden insanlar ontolojik nedenlerden dolayı intihar etmiyor" diye yakınır. Çünkü büyük düşüncelerin yaşamla hiçbir alakası yoktur. sanat ve felsefe ürünleri hiçbir zaman bir amaç uğruna üretilmediler. Onlar kendi güzelliklerini kendi içlerinde taşırlar. çoğu kişinin sanat ve felsefeyi takdir edememesi ve gereksiz bulması bundan kaynaklanmaktadır. ancak selim ışık böyle bir insan değildir. O, yaşayanların kazandığı bu dünyada, düşüncelere sıkışıp kalmış bir gariptir. büyük düşüncelerin yaşandığı bir dünyada bulunmadığı için de tutunamamaktadır. özellikle içinde bulunduğumuz yüzyıla bakarsak selim ışık'ı daha iyi anlarız. bugün düşünce dediğimiz şey, ileride bize para kazandıracak olan pratik bilgiler yığınından başka bir şey değildir. "hocam bu bilgiler gerçek hayatta ne işimize yarayacak?" söylemi selim ışık'ın biricik intihar nedenidir bana kalırsa.
Zaten varoluşsal yalnızlık dediğimiz olayın da elle tutulur bir yanı yoktur. Yalnızlık, Oğuz atay'ın tehlikeli oyunlar'daki tabiriyle bir "insansızlık" durumu değil, dile getirilemeyen bir boşluktur. işte bu boşluğu entelektüel birikimle doldurmaya çalışmaksa, havayı kazımaya benzer.
Listemde okumak için uzun süredir beklettiğim kitap. okumuyorum çünkü bir kesim bu kitabı göklere çıkarıyor sürekli. ve ben ne zaman popüler olan bir şeye el atsam sonu hüsran. o yüzden popüler kültür benden uzak olsun.
"Hafif bir yağmur başladı: radyo söylemişti zaten. Denizin rengi değişiyor; ayrılırken denizi bu renk bırakmak istemiyorum Olric. Damlalar vapurun kenarına çarpıyor. Islak demir kadar içime sıkıntı veren bir şey yoktur. Vapuru ıslak bir demir yığını olarak hatırlamak istemiyorum. Denizi külrengi bir sıvı olarak bırakmak istemiyorum. Sonra, hep bu renkte hatırlarım diye korkuyorum."
ikinci el fiyatı 15 lira olan kitap. 10 liraya kargoyla biri yollarsa sevinirim. çok okumak istiyorum ama çok param yok. öğrenciyim. umarım bir gün okuyabilirim. bir mesaj uzağınızdayım.
okuduktan sonra oğuz atay'a hayran olduğum ve beni en çok etkileyen kitaptır. hele noktasız virgülsüz 150 sayfa kadar bir bölüm var. oğuz atay sabırla okuttu bize.
Hoca ipne misin gavat mısın ya her şeyi geçtim adam mısın sen bir de salak salak laf yapıyon ağzını siktiğim olayın notunda değilim hak yiyorsun kağıdı okumamışsın üstünde bir çizik bile yok 3 hafta sonra nerden hatırlıyon puanı daha adımı bile bilmiyorsun kağıdın önüne arkasına bakıp puan verdin resmen birde itiraz edince suçlu olduğun belli ya nasıl atara geliyrosun yok şu kadar yıllık hocayım bana mı öğretiyon okumayı fln lan dalyarak adam gibi okusaydında öğretmeseydik keyfine göre kafadan puan veriyon sizin gibi hocaların ben taaaa saygımızdan bir şey demedikçe orda iyice laf yapıyorsun aha burdan böyle söverim bende oh rahatladım.