"bütün pencerelerde bekleyen benim,
ve
o çalmayan bütün telefonlarda
aylardır konuşan da.
kabul,
bir kez yolda karşılaşalım
onunla da avunacağım.
adımı sesince duymaktan vazgeçtim,
sesini duysam, susacağım.
yel esiyor ama
değirmen dönmüyor.
kuraklık bu,
adın ekmeğe dönüşmüyor."
Tam adi ahmet turgut uyar. Edebiyatimizda 2. Yeni toplulugunun onculerindendir. Memur subaylik yapmis basta.
Ben ilk goge bakma duragi' ni okudum. Ki kanimca en anlasilir siiri. Anlam kapaliligi elbette var ama diger siirlerine gore daha iyi.
Acimak ve palyaco da muhtesemdir.
...
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum goge bakalim.
Tuttukca gucleniyorum kalabalik oluyorum
bu senin eski zaman gozlerin yalniz gibi agaclar gibi
sularin isinsin diye bakiyorum isiniyor
seni aldim bu sunturlu yere getirdim
sayisiz penceren vardi bir bir kapattim
bana donesin diye bir bir kapattim
...
irem candar- goge bakalim da tadindan yenmez.
.
.
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım.
söylenir ve yarım kalır
bütün aşklar yeryüzünde
bir kaktüs bol sudan nasıl
nasıl çürürse öyle
en sevdiğim temmuzdu aylardan
hazirana benzediği için biraz
biraz da kendiliğinden
belki de müşteriye iyi davranan
efendi bir bakkal kimliğinde
nasıl mutlu oldum iki yaz
nasıl mutlu oldum kardeşler
salkımsöğüt bir ben iki
bir üçüncü var mıydı bilmiyorum
üçüncü vardı elbet
bir yaban ördeğinin sevincini taşıran
bir sonbahar gibi köpüren
temmuza benzese de
öyle oldum ki anlatamam
sıcak yaz
solgun bir coğrafya gibi belleğimde
şapkalar çiçekler eski elbiseler
geçmişi olan eski elbiseler
denizden çıkan bir ışık
unutulmuş bakımsız arka bahçeler
öyle oldum ki anlatamam
her mevsimde sonbaharı taşlayan
bir çocuk nasıl olursa
belki de bitip tükenmeyen
bir fetih döneminde
atlar nasıl kişnerse
yani durgun bir suyun
erguvandan aldığı renkle
gidip geldim caddelerde
fatih nerdeydi samatya nerde
nerden gidilirdi üsküdar’a
düşünüp durdum günlerce
anlatamam ormanların ettiğini
nasıl dayandım o mutluluğa
tükenmez bir ışık olan mutluluğa
deniz ve ışık olan
karmakarışık bir mutluluğa
nasıl
şimdi bir şarap gibiyim
coğrafyasız
eskimeye bırakılmış fıçısında.
nezihte bir çocuk sormuştu turgut uyarın kitabını görüyor musun diye bir süre arayıp bulmuştuk ama aradığı o değldi sanırım aklımda kaldı söylememiştim eğer hala arayıp bulamadıysan yapı kredi yayınlarına bakmalısın bence.
DÜNYADA Kent sabahıdır, bilmemek olmaz, çıkardı
Kendisiyle bir uğultuyu çıkarırdı sokaklara
Yıkanmış o ağız kokularından, çoğalmalardan
Sen bir susun, bağırmak benim işim
Ağırım, isyanlara doğruyum, yataklardanım
işe yaramaz şeylerin güzelleştirdiği dünyada
Sen bakma ey, mutlaka seslenmeliyim
Aşka hiç benzemiyen o yalnızlıktan
-üstüme sinmişliğin var-
Bir eve girmek, orda yatmak, büyütmek bir bakışmayı
Dağınık dağınık dağınık eviçlerinde
Toplandıkça dağılan eviçlerinde
Ben bir içkiydim herkesi geçerdim
Toplandıkça dağılan eviçlerinde
Direne direne gelen en diri ortaçağdan
-üstüme sinmişliğin var-
Her sabah bir intihardır çıkışlarım, dünyada
-üstüme sinmişliğin var-
Sürekli denizler, sürekli olmalar, sanki öyle birşey
En güzel kalan yastıkta bozulmuş saçlardan
Birşeyi bırakmak, birşeyi almaya gelmek sonra
Sonra yasak balkonları göz ucuyla ölçmek
Çini kâseler akşamı ve bardaklar akşamı
Dünya kapıyor gözlerini bir gece çağır, ben burdayım
Ben burdayım
Gece gece gece gece gece gece gece en sonsuz gece
Ben burdayım
-üstüme sinmişliğin var
Ben uzun zamanlardayım aslında
Vazolar, ufak masalar, taşlar zamanında
Bir nehir çoğalır giderdi sıkıntımızdan
Bir kent bu yüzden büyürdü, dünyada
Bir ihtilâl ölüverirdi birden bizde
O sokaklardan
-üstüme sinmişliğin var-
Sanki bin yıllık sinmişliğin var
Sonuna vardıkça artan o konuşmalardan
Güncelerin kestiği, ekmeklerin aşındırdığı
Dünyada
Sen birşeydiıı, bakılır sevilirdin
Tozların alınırdı, ürpertilirdin
Konuşmak bizi çıkılmaz bir sokağa götürürdü
Bir yalnızlığa böyle
Kim varsa bir yalnızlığa giderdi, dünyada
Kim varsa bir isyandı, dünyada
Bütün çiçekler, bütün kelimeler bir isyandı
Ey bakın, ey bakın bakın bakın
Dünyada
Ne zaman
Ben seni uyuttum, seni karıştırdım, seni şaşırdım
Birşeyler akıp akıp giderdi, dünyada
Başvurduğum birşeydin, yalnızlığım gibi
yanında sonsuz durduğum
Ağlamaktı en uzun neşesi kızların bir zaman
Olsun olsun, güneş olsun güneş olsun, olsun
Büyüsün o şeyler, büyüsün bu sarılan şey
Birisinin birşeylerin olduğunu bilmek var, dünyada
Sakın kapanma, dur, ey şuramda beni boşaltan delik
Ey büyüyen bir şey sakın durma, dünyada
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım,
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından,
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından,
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar.
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut.
Bu evleri atla bu evleri de bunları da,
Göğe bakalım.
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım,
inecek var deriz otobüs durur ineriz.
Bu karanlık böyle iyi aferin tanrıya,
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum.
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun.
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam.
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım.
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda,
Beni bırak göğe bakalım.
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım,
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum,
Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi,
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor,
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim,
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım,
Bana dönesin diye bir bir kapattım,
Şimdi otobüs gelir biner gideriz,
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç,
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin,
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat,
Durma kendini hatırlat,
Durma göğe bakalım.
durduğum yer benim değil iken
gidebilecek bir yerimin olmaması ne acı
gidebilecek bir yerim yok iken hala
ve inatla durmayışım ne gaflet
nihayetinde ölmüyorken yaşıyor olan insanın
yaşıyorken öldüğünü bilmemesi bu ,
bu ne tuhaf bir hayret.diyecek bir sey var mi ?