kıytırık yazar, yazarımsı. git kendini çok sevdirmeden ve bu işte bir yalnızlık var kitaplarını almıştım. ulan kitaba verilen paraya acınmaz ama bunlara verdiğim paraya acımıştım. ne tasvir tasvire benziyordu, ne karakter anlatımı bir halta yarardı. anlatım berbattı. şöyle söyleyebilirim ki, abi yetenek yok sende. git balık tut sen.
kitapları kesinlikle iğrenç ötesi. ama bu adamı seviyorum. neden mi? çünkü kumdan kalelerin solisti. yazar olan tuna kiremitçiyi tenhada kıstırsam ıslak meşe odunu ile döverim. evet.
mühendiz bey tiplemesiyle gönüllere taht kurmuş olan;
klasik ayyaş, boşvermiş, melankolik yazar-şair tiplemesinden çok uzak efendiliğiyle,
nihat doğan versiyonu ticari duygu yükleyicisidir.
şu sözüyle: ''Birisi Kürtlerden, Atatürkçülerden ya da islamcılardan şikayet ediyorsa dikkat edin: Muhtemelen hava olsun diye yapıyordur. Bizde böyle.'' ne kadar içi boş tenekelerin olduğunu bizlere tekrar hatırlatmıştır.
edebi yönü hiç umrumda değil, tatilde okumak üzere 1-2 kitabını almışlığım var onun dışında da pek takip etmem icraatlarını ama
o adamı kanlı canlı gördüm ya anam diyeyim. adam 5 saniyede hayatımın erkeği hayalimdeki erkek modellerini parçalara ayırıp, yakıp denize attı.
zaten böyle gamzeli falan yakısıklı diyodum da canlı görmek sistemimi çökertti.
hiç tip görüntü vs. onlara takılan bi insan olmadım illa şöyle böyle olsun çekici olsun vs. kafamın uyduguna gözüme de uygun olduguna inandım ama
bundan sonraki hayatımda ona benzeyen birini bulmak zorunda kalacagım ya, ben ona yanarım.
türk olmakla durur duyma sebebim olup, ayrıca ölmeden önce okunması gereken iki yazardan biridir(öbürü elif şafak) yazdığı şeyin ciddi oluduğunu düşünüp o kadar muhteşem derecede boktan yazmaktadır ki, gönül verdiğim tespitsel dadaizm kendisinin bize verdiği malzemeler üzerinden yürümüştür. allah razı olsun. bir de çok seviyorum ben bu adamı , evlenirim.
altta bulabileceğiniz bir yazı yazmış hak vermedim değil. ne kadar akp yolsuzlukları kanıtlansa dahi insanlara bırakın bunu bundan daha iyisi var diyemediğimiz sürece halk biz aslında salakmışız yanlış kişiye oy vermişiz demez ve cehaletin sığında korunmaya devam eder.
sanatın tüm dallarını ego tatmini için kullanan magazinsel entelektüel.
sırf piyasadaki gücünü kullanarak karga müziğini burnumuza dayamakta tutmayan bir filmi ile sinemacı yaftasını kullanmakta kendisi. daha hangi sanat dallarına pisleyecek bilmiyoruz. resim, heykel? belki.
keşke hep edebiyatçı kalsaydı. edebiyatçı iken severdik kendisini. hele genç, umut verici edebiyatçı iken daha çok severdik.
Dün Kral Tv'de görünce tiki diliğiyle şoklara girdiğim yazar. King of Temple'ı Türkçe yorumlamışlar.
Edebiyatı çok yüzeysel ama idare eder. Sesini ve şarkıyı kimileri gibi iğrenç bulmadım, aksine hiç de fena değildi şarkı. Genelde cover parçalardan nefret ederim (-pet shop boys gibi cover yapamaz kimse bakınız always on my mind bakınız go west bakınız where the streets have no name eh eh-) ama bu olmuş dedirtti.
Adamın sesi de iyi. Okuduğum kadarıyla film çalışmaları da varmış. Ee tipi de standardın üstünde.
afili filintalar da görüp sinirlerimi bozan yazar, ne işin var lan orada, afili filintalarda ne omurgasızmış arkadas. yıllar sonra farkında olmadan bir cümlesini okuyup hayattan soğudum.
edebiyatçı diye kaktırılmış birisi. hele o liseli ergenden öteye gidemeyen aşk meşk muhabbetleri yok mu. yaşı geçince tabii o geç girdiği ergen tripleri bitti yazarlıkta bitti.
tam oh dedik sesini sikindirik bir şekilde kalın çıkartmaya çalışıp şarkı söylemeye çalışmaz mı. biri çıksın şu adama olmuyor lan zorlama desin.