bir şehirde yaşayan istisnasız herkesin tuttuğu takımdır.trabzonsporun farkı,kalan 80 ilin istanbul takımlarını tutmasıdır.ki çelişki de buradadır.örneğin bir diyarbakırlının fenerbahçeyi ya da samsunlunun galatasarayı tutması abestir.hayatında bir kere maçına gitmedikleri,gidemeyecekleri takımı tutmak saçmadır.oysa ömründe trabzonsporun maçına gitmeyen bir tane trabzonsporlu yoktur. bir takımı nasıl tutarsınız?ya arkadaşınız ya aileniz ya eş dost çevresi nasihat eder, oğlum beşiktaşlı ol der,en büyük fener der,onu der bunu der. ancak trabzon'da bu mevzubahis bile olmaz,olamaz.burada doğan herkes trabzonsporludur.trabzon'da kimse birbirine takımını sormaz ki bu yüzdendir.
trabzon halkı ve trabzon şehri ile hiçbir alakam olmadığı halde renkleri sebebiyle sempati duyduğum anadolu takımımız.bordo ve mavinin uyumu mükemmeldir.hele kappa formalarda daha bir güzeldi.bir benzeri için (bkz: barcelona)
küme düşme mücadelesi veren 10 kişi kalmış kayseri erciyesspor a yenilerek 'ne turkcell ne de fortis elde var 0' sözünü gerçekleştiren takım.
Olmadı, olmuyor, bu büyük kulübün yükünü ne idari ne de teknik anlamda taşıyamıyorsunuz; güven tazeleyiniz, onay alamıyorsanız gidiniz...
Tabii ki iddiamız, hedeflerine ulaşamayan her yönetim ve teknik kadronun böyle davranması gerektiği şeklinde değil ama durum burada farklı. Bu beklenen bir son ve daha ilk günden bugün olacakların altını çizmişiz, kamuoyunun dikkatini bu noktaya çekmeye çalışmışız, ;olmayacak, olmaz; demişiz.
Bakınız; tamamen seçim kazanmaya yönelik oy kaygısıyla bir araya gelen uyumsuz yönetimin görevi teslim alalı 17 ay oldu. Yaptıkları her icraat tartışılır durumda. Kulübün temel taşlarını yerinden oynattılar, insanları küstürdüler, yaptıkları onca yanlışa tepki gösterenleri düşman ilan ettiler, Duayenlere dil uzattılar, camianın en çok önem verdiği stadyum projesini parti içi çekişmelere; kurban ettiler, 3 transfer döneminde her şeyi yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Bu kurumun 4. kez transfer döneminde icranın başında olmalarına hem maddi hem de manevi anlamda tahammülü yok. Şampiyonluk dediler, olmadı, Şampiyonlar Ligi, fortis Türkiye Kupası; hiçbiri olmadı. UEFA şansı kalmadı gibi. Sorsanız, inter Toto kupası na katılmak istemeyiz derler, önce bir katılma hakkını elde edin bakalım. Fikstür bunu da zor gösteriyor. Bölündüler, bugüne kadar olanlar bir yana son 15 günde bölünmüşlüğün alenileşmesi, ortaya komik görüntüler çıkardı. Başkan maçta yok, asbaşkan yerinde, 2. başkan, iki maç tribünde taraftarların arasında, 2. başkan Avanos Kampı nda, kurumun en önemli kupa maçında, hem de ekibiyle. Asbaşkan yok, hem de ekibiyle. Allah aşkına ne söylenir bu duruma!
Gelelim işin teknik boyutuna. Rövanş maçında Trabzonspor, en ideal kadrosuyla hem de iyi oynadı, doğrudur. Ama penaltı atışlarına kalması olasılığını Bülent Korkmaz iyi değerlendirirken, Ziya Doğan, buna yönelik hamle yapamadı. Final de bu yüzden gitti. Bu arada, penaltı atmak istemeyen oyuncular da oldu, atmaması gerekenler kullandı ve tur kaçtı. Ömer Rıza son antrenmanda 6 penaltı kullandı, biri aut, biri direğe çarparak gol oldu. Doğan mecburen penaltı kullandırdı. Bunlar kimse, zaman geçirilmeden kamuoyuna açıklanmalı. Bu futbolcularla ilişkiler gözden geçirilmeli. Final yolunu engelleyen son an faktörleri bir yana Trabzonspor un ilk maçtaki teknik hataların bu duruma gelinmesindeki rolü ve ligde bugüne kadar yapılan yanlışlar da gösterdi ki, teknik kadro kriz döneminde sağlıklı kararlar alamıyor, bu yükü taşıyamıyor.
Tribünlerde nemalandırılanlar dışında tüm taraftarlar kahroluyor. Onca söz verildi, büyük beklentilere sokuldular, zaman geçiyor, fırsatlar bir bir kaçıyor.
Son söz bir mail dostundan:
'Taş atıldıktan, söz ağızdan çıktıktan, fırsat kaçtıktan, zaman geçtikten sonra işin telafisi olmuyor.;
Gereğini yapın, ötesi yok bunun.
ağustos ayının başında oberstaufen kasabasındaki kampta, sezona hazırlanan bir trabzonspor mevcuttu. hedef şampiyonluk ve kupa idi.
kamptakilere ne mi oldu? sebastiao lazaroni:
daha ilk yarı bitmeden kovuldu. arkasına bakmadan dolarları alıp toz oldu. fatih tekke:
iyi bir bonservis bedeli karşılığında satıldı. bedeli bu muydu? miroslaw szymkowiak:
oyunu, oyun tarzını ve yedek kalmasını eleştirdi, mutsuzdu, futbolu bıraktı. bıraktırdılar. tomas jun:
yönetim, bonservis bedelinin kalanını geçen ay eller i satarak ödeyebildi. ts ye herşeyini! verdi 0 gol 1 asist. sağolsun. sparta prag ta kiralık olarak forma giyiyor. ardijan djokaj: milan stepanov la birlikte geldi ama tutunamadı. değerli futbolcu ankaraspor a kiralık gitti, oradan da ülkesine. fabiano eller:
işe yaramaz diye internacional a kiralık gönderildi. kıtalarası şampiyon apoleti taktığında atletico madrid e gönderildi. murat ocak:
ist. büyükşehir bld. den değil, a milli takımdan transfer edildi. karşılığında ali güzeldal* gönderildi. kendiside ceyhun eriş takası ile ankaragücü ne gitti. marcelinho:
sol çizgide oynattığımız ve beğenmediğimiz yılın transferi wolfsburg a gitti. neler yaptığı malum. fatih akyel:
hocamızın prensiplerine * ters düştüğünden gönderildi. not: gençlerbirliği ndende aynı nedenden gönderildi. kiki musampa:
senelik 1.250 bin dolar alan kiki sadece 2 maçta ilk onbir oynadı. yoklar listesinde en başta. kamptada yoktu zaten. jefferson:
brezilya nın üçüncü kalecisi diye aldık, şu anda top 100 de bile adı yok. sakatlandı, seneye muhtemelen oda olmayacak. feridun sungur , enis kahraman, ergin keleş gibi genç oyuncularda kiralık gönderildi.
sonuç ta sezon öncesi kampı hikaye oldu. planlar suya düştü, şampiyonluk gitti, kupa zora girdi. benim yaptığım istatistik son derece basit. halen trabzonspor da olan bunu yapabilecek ve yönetime sunabilecek kaç yönetici var?
ne zaman kendi futbolcularımızla ve bize sıcak gelebilecek yabancılarla mücadele edeceğiz bende istatistik yapmayacağım, söz veriyorum.
bir şehir daha varmıdır ki takımının maçı olduğu gün yediden yetmişe insanının borda mavi renklerle kuşandığı...ve bi takım varmıdır ki trabzonspor gibi asaleti olsun
son yıllarda "ne fener ne beşiktaş ne de trabzon, bu sene sensin şampiyon." * marşına kafiye oluşturmaktan başka dişe dokunur bir şey ortaya koyamayan yurdum takımı, ki bir galatasaraylı olarak bu durum gerçekten üzmektedir beni...
trabzon'un trabzon olduğu zamanlarda lig cok daha keyifli geçerdi...o yüzden buradan lafım uşaklara, titreyin de kendinize gelin , olmuyor böyle...
kazandığı bütün şampiyonlukları için hiçbir zaman şike iddiası ortaya atılmayan tek kulüptür bu ülkede. bu takımın mazisinde asla 8-0 lık ankaragücü galibiyetleri, son dakikalarda verilen uyduruk penaltılarla gelen şampiyonluklar, kulüp başkanı adına diğer kulüplere para taşıyan x'ler, 3-0 geride olunan bir maçın ikinci devresinde rakip takımın yarı sahasında çalınan ofsaytlar ve neticede gelen 4-3'lük anlamlı(!) galibiyetler, (bkz: bu gider böyle) vs yoktur... 23 yıldır şampiyonluğa hasrettir. ancak eğer gene öze dönmeyi başarabilirse, yeniden şampiyonluklara ambargo koyacağı aşikardır.
ayrıca dipnot: şampiyonlar ligi ön elemesinde rum takımı anorthosis famagusta'ya elenerek beni kendisinden soğutan ve artık fanatiği olmadığım takımdır...
başkanım; kalbim başka renkler için atsa da o kalbi attıran kan trabzon kanıdır. ne kadar çaba göstermiş olsan da bu durumun sorumlusu sensin. lütfen git artık, bu takımı böyle görmeye dayanamıyorum..
--spoiler--
bu sezon sirf onun maclarini izlemek icin, ilk kez aldigimiz digiturk kartini kirma istegi yaratacak kadar kotu oyunlara imza atan takim. bu kadar da olmaz ama yaaa..
(bkz: go home ziya)
elindeki kadroyu hunharca harcayan bir teknik direktöre sahip kulüp. adam gol yememeye and içmiş ama atamadığının farkında değil. trabzon'un maçları iddaaseverlere banko * gözüküyo böyle devam ederse.
altyapıdaki pırıl pırıl gençlerini devreye sokması gereken karadeniz' in süper ligdeki temsilcisi. zaten kaliteli olan kadrosuyla istikrarı yakaladığı takdirde, ligi umulandan yukarıda bitirmesi kesin, dört büyükten biri. duraklama dönemine girmiştir ama her inişin bir de çıkışı vardır, trabzonspor' da da başaracak kapasite.
5- taraftarın sesinin dikkate alınmadığını, yönetimin bildiğini okuduğunu gördük...
daha birkaç yıl önce trabzonsporlu futbolseverler için sarfettiği ;kabul edilemez; sözler nedeniyle alınmamasını ısrarla vurguladığımız futbolcunun, gözümüzün içine baka baka transfer edildiğini gördük. bu oyuncunun çok değerli gördüğümüz trabzonspor forması giymesini kabullenemediğimiz için gösterdiğimiz tepkilerin ardından, oyuncunun -tam da bizim dile getirdiğimiz nedenden- "disiplinsizlik; gerekçesiyle çok önemli bir fenerbahçe maçı öncesi kadro dışı bırakıldığını gördük.
6- teker teker kendini trabzonspor;dan kaçmaya mecbur hisseden oyuncular gördük...
yönetimin seçildiği kongrede en büyük vaatlerinden biri olan ;yıldız transferi; de dahil olmak üzere, yabancı oyuncuların takımdan uzaklaşmak ve kariyerlerini kurtarmak için çareler aradığını, hatta futbol hayatlarını bitirme pahasına kulüpten ayrılmak için çaba sarfettiklerini gördük.
formasını giymenin büyük bir onur olduğu trabzonspor;dan kaçmak için bu kadar hevesli olan futbolcuların bu isteksizliklerinin altında, transfer politikasızlığının, yönetim zafiyeti ve teknik direktör tercihleri konusundaki yanlışların olduğunu gördük.
7- 70-80;li yıllardan kalma söylemler ve icraatlar gördük...
türkiye;de yönetim açısından da devrim yaratan trabzonspor;un 2000;li yıllara gelip, geri adım atarak 1970-80;li yıllarda söylenen ;yıldız transfer;, ;bedelleri cepten karşılama; gibi kurumsallıkla ve çağdaş yönetim anlayışı ile örtüşmeyecek söylemlerle yönetilmeye çalışıldığını ve çok daha önceleri yaşanıp deneyerek elde edilen acı tecrübelerin bir tarafa bırakılarak, büyük trabzonspor;un vizyon olarak daraltıldığını gördük. mevcut yönetimin seçim öncesi dile getirdiği bu söylemlerin de sadece ;sözde; kaldığını ve hatta zaman zaman inkar edildiğini gördük.
8- plansızlığın, programsızlığın ve bilgi eksikliğinin, hoca tercihi ve kadro yönetimi gibi konularda da etkili olduğunu gördük...
sezonun hemen başında oldukça kıymetli zaman kaybedilerek, çok geç kalınarak ve hatta biraz da alelacele yapılan yanlış bir teknik direktör tercihini gördük. kariyerinde önemli bir başarısı olmamasına ve uzun süredir takım çalıştırmamasına rağmen, güvenilerek ve büyük bir destekle getirilen hocaya yalnızca 4 hafta tahammül edilebildiğini, rekor bir tazminatla geri gönderildiğini gördük.
yönetim içinden bir üyenin trabzonspor;u magazin basınına düşürecek şekilde uzun süre boyunca okyanus aşırı bir ülkede kaldığını ve yapılan tek brezilyalı transferin almanya ;dan olduğunu gördük!
;yıldız transfer; yapmak vaadiyle gelen yönetimin ilk önemli icraatının takımın yıldızının satılması olduğunu gördük. satılan yıldızdan elde edilen büyük gelirle olumlu tek bir transfer yapmadan lige başladığımızı ve ;yıldız; olmasıyla gurur duyulan brezilyalı transferimizin dahi, bizim için çok özel anlamlar taşıyan güney kıbrıs rum kesimi takımı maçında oynatılamayacak kadar geç transfer edildiğini gördük.
yapılan onlarca transfer sonrası, takımımızın hala 5-6 oyuncuya ihtiyacı olduğunu ve bu eksikliklerin de aldığımız skorlara yansıdığını gördük.
yönetimi eleştiren bir hocanın, o hafta içinde, hatta 15 günlük bir ara sürecini dahi doğru olarak kullanılmadan, bir büyük maçtan sadece 2 gün içinde gönderildiğini ve bu ayrılığın nedeninin de saha sonuçları değil, hocanın transfer politikasızlığını ; ve ;yönetimsel zaafları; eleştirmesi olduğunu gördük.
bizler, trabzonspor taraftarlarıyız! yaşananları, bize yaşatılanları ; net olarak görüyoruz. hayatımızın en büyük değeri trabzonspor; umuzun hızla kan kaybettiğini ve görev başında olan kişilerin bu durumdan kurtulmak adına hiçbir olumlu adım atamadığını üzülerek görüyoruz.
bir de ileriye bakıyoruz ve planlı, yeni bir yönetimin gelebileceği kadar uygun bir süre sonunda bir "seçimli kongre" yapılması gerekliliğini görüyoruz.
bu kulübün gerçek ve değişmez sahibi trabzonspor taraftarları olarak, mevcut yönetimin hiç vakit kaybetmeden bir seçim takvimi belirlemesini ve yönetime talip olanların ortaya çıkıp, gerekli hazırlıklarını tamamlayabilecekleri uygun bir zaman tespit ederek bir seçimli kongre tarihi ilan etmesini istiyor ve bekliyoruz.
trabzonspor yönetimi ;nin, içinde bulunulan ;ahval ve şeraitte; kulübümüze yapacakları en büyük hizmet olacak seçimli kongre kararını trabzonspor;dan esirgememelerini umuyoruz.
taraftar gruplarının isyanına neden olan kulüp.
trabzonspor yönetimi'ne çağri
biz, trabzonspor;un çıkarlarını her zaman en ön planda tutanlar, gülmeyi unuttuğumuz, sinirlerimize hakim olmaktan yorulduğumuz bir süreci yaşıyoruz. tahammül etmesi zor, göz ardı edilmesi de ;taraftarlık ve camianın bir parçası olma; görevimize ihanet olacak bir dönemi geride bırakmaya çalışıyoruz.
bizler, görevimize ve;trabzonspor çıkarlarını koruma; hedefimize sıkı sıkıya bağlıyız. bağlı kalacağız!
bu nedenledir ki, artık trabzonspor'u yönetenlere ;uyarı; değil, doğrudan bir ;çağrı; yapmak ihtiyacı duyuyoruz.
kulübümüzün yönetimine talip olan, onu yüceltmek için plan-proje üreten, somut fikirler ortaya atan ve taş üstüne taş koyan herkesi sahiplenmesini bildiğimiz gibi, trabzonspor'umuza zararı dokunan ve 40 yılda yüceltilen ;itibarını; azaltmaya yönelik yanlışlarda bulunan herkesi, yani kulübümüzün önünü tıkayan herkesi de bu yoldan çevirmesini de biliyoruz.
yapılan yanlışları görmemek için kör, duymamak için sağır olmanın bile mazeret olamayacağı günleri yaşatanlara sesleniyoruz.
biz her şeyi görüyoruz.
1- hiçbir transfer politikanızın olmadığını gördük...
yapılan onca transfere, harcanan paralara, kulübün akıp giden kıymetli zamanına rağmen, çalışmalar bir plan / program dahilinde olmadığı için heba olan umutlarımız, halen aynı mevkilerde bulunan eksiklerimiz ve puan sıralamasındaki durumumuz bize çok net gösterdi bu durumu. onlarca transferin ardından gelinen nokta ya iş bilmezliği ya plansızlığı ya da çok başlılığı işaret etmektedir ki, her üç durumda da kulübümüze menfaatiniz değil, zararınız dokunmaktadır.
2- sportif başarısızlıklarınızı gördük...
bunu yalnızca biz değil, tüm türkiye gördü. puan sıralamasında, bugüne kadar kabuslarımızda dahi görmediğimiz bir yere sizin yönetiminizde yerleştik. 7 maçlık bir seri yaşadık ki, ömrümüzden 7 yıl götürdü. toplamına 3 senede erişilebilecek mağlubiyet rakamlarına yarım sezonda ulaşılabildiğini gördük. peki, bu durumdan kurtulmak ve trabzonspor'umuzu yeniden, isminin yakıştığı yerlere yükseltmek için gereken adım(lar) atıldı mı?
onu görmedik!
3- kurumsallaşmada sınıfta kaldığımızı gördük...
kulübümüz türk futbolu;nda devrim sayılabilecek "kurumsallaşma&; hamleleriyle örnek oluşturmaya başlamıştı. yolun çok başındaydık. daha yapacak çok iş vardı; ama o güne kadar yaptıklarımız, işin bundan sonraki zorlu kısımları için bizlere heyecan ve istek veriyordu.
ancak görevde bulunduğunuz süre içinde, bu çalışmaları taraftar gruplarının bile kulübün yönetiminden daha fazla sahiplendiğini gördük.
100.000 üye kampanyası unutuldu. kulübün kurulan interaktif yapısı bozuldu, kulübümüzü aradığımızda karşımızda muhatap bulamaz olduk. borsaya açılmış şirketimiz yöneticisiz bırakıldı. boşalan pozisyonlara atama yapılamadı. borsaya açılmış şirket, profesyonellere kapandı.
seçim öncesi en ciddi söylemlerinizden ve vaatlerinizden biri olan stadyum inşası konusunda hiçbir adım atılamadı! en ciddi vaadiniz olan bu konuda dahi, yönetiminizden sürekli değişik ve kafa karıştıran sesler çıktı. elinizde doğru dürüst bir proje dahi olmadan ;maçlarımızı nerede oynayacağımız; tartışılmaya başlandı. sonra bir proje çıktı ortaya, bu kez de stadın nereye yapılacağı konusunda değişik ve birbiri ile hiç örtüşmeyen açıklamalara boğulduk.
kulüp gelirlerinin en önemlilerinden biri olan ;sponsorlar; hakkında aynı gün içinde çelişkili ve birbirini yalanlayan haberler okuduk resmi sitemizde. bu dönemde görevinden asla kaçmayan taraftar sizlerden daha çok ses verdi, haklarımızın korunması anlamında. profesyonelleri olmayan kulübün çıkarını, taraftar korudu yönetimden çok.
büyük övünç kaynağımız olan ts club mağazalarımız adeta kurutuldu. ürünlerde çeşitliliğin ve kalitenin artması beklentileri en üst noktaya çıkmışken, ;geçen gün; aranır oldu. mağazaların kapatılacağı haberleri ulusal medyada çıktıktan 1,5 ay sonra dahi, olumlu / olumsuz tek bir açıklama gelmedi yönetimden. taraftar tespihine bir ;ya sabır; daha ekledi.
her sezon öncesinde yapılması geleneksel hale gelen ve futbolcu kadrosu yenilenmiş trabzonspor'u taraftarlarla bütünleştirme misyonunu da yerine getiren sezon açılışının dahi bu sezon başında hiçbir açıklamaya gerek duyulmaksızın yapılmadığını, trabzonspor takımı ile taraftarı arasına bir set daha çekildiğini gördük.
mali genel kurul;da yaşanan trabzonspor tarihinin en hassas oylaması ve verilen en ciddi uyarı mesajına rağmen yanlışlarda diretildiğini gördük. yanlışların ;doğru; imiş gibi kabullendirmek istenilmesi, gelecekle ilgili umutlarımızın önüne set çekti. daha o kongrede, kısa süre önce verilen sözlerin 15 gün içinde unutulduğunu ya da ciddiye alınmadığını gördük.
seçildiği genel kurul öncesi kulübün kurumsallaşmasının önemini defalarca vurgulayan yönetimin, bu vurguyu sadece;sözde; ve vaatlerinde bıraktığını da
gördük.
4- yönetim içinde iş paylaşımı yapılamadığını gördük...
seçimin üstünden bir koca yıl geçmesine ve kulübün içinde ve etrafında olanca hızıyla türeyen sorunlara rağmen, ;2. adam kavgasının&; hala bitmediğini ve kurulun başında olan trabzonspor yönetim kurulu başkanı;nın bu çekişmelere son verecek gerekli müdahalelerde bulunmadığını, bu çekişmelerin trabzonspor;umuza her geçen gün daha da çok zarar verdiğini gördük.
başkan;ın, asbaşkan;ın, ikinci başkan;ın ve basın sözcüsü;nün basına ve dolayısıyla taraftara sürekli çelişen ifadeler verdiklerini ama hiçbir zaman ;güven; vermediklerini gördük. sorunları teşhis etmekle görevli olan yetkililerin bu sorunları teşhis ve tedavi etmek yerine;ilave sorunlar; yarattıklarını, kendi içlerindeki sorunu çözmekten bile aciz olduklarını gördük.
bugün oynanan kayseri maçında alakasız bir pozisyonda rakibe penaltı veren hakemin yine penaltı olan bir pozisyonda trabsonzporun penaltısını vermemesi sonucu hakemin oynadığı(!) takım