dünyanın her yerinde'bize her yer trabzon'diye slogan atılmasının sebebi,arkasında büyük bir taraftar kitlesinin bulunduğunu düşündüğüm ve türkiyenin en büyük 4 klübününün içinde gördüğüm bir futbol klübüdür.dikkatiniz çekmek isterimki 4.büyük demiyorum,4 büyük takımdan bir tanesi diyorum.büyüklüğü senelerdir tartışılır fakat kuruluş tarihi 1967 olan bir takımdan 50nin üzerinde kupa alması beklenemez.(aldığı kupa sayısı - klüb yaşı) çıkarılırsa büyüklüğünün çok net biçimde ortaya çıkacağını düşünüyorum.
şampiyonluk şarkılarına biraz erken başlayan futbol klübü. tamam güzel top oynuyorlar ama bu ligde ne olacağı belli değil. dön hemen 2003-2004 sezonuna fırtına gibi giden beşiktaş, ligin ilk yarısını 11 puan önde kapatmıştı. sonradan intertoto kupası'na katılabilme mücadelesi vermişti. fenerasyon sağolsun.
arjantin'den, brezilya'dan alıp uğraşacağına, polonya'dan al kafan rahat olsun mantığını gütmektedir, haklıdır da. iyi işler yapacaktır brozek kardeşler.
polonyalı takıntısı olmayan takımdır.
an itibariyle 8 yabancısından 1 tanesi polonyalıdır. (bkz: Glowacki)
not: Brozek kardeşler alındığı takdirde birlikte polonyalı sayısı 3'e çıkacaktır.
(bkz: takıntı)
akıllı taraftara ihtiyacı olan futbol kulübüdür. ben de trabzonsporluyum ama böyle bir profil başka takımlarda var mı ? sanmıyorum. belki de takip etmediğimden bilmiyorum.
daha düne kadar geçirmiş oldukları,
(bkz: marcelinho)
(bkz: kiki musampa)
(bkz: alanzinho) ( evet alan da dahil duruma. alındığında yer yerinden oynamıştı. yiğidi öldür hakkını yeme diyerek iyi işler yaptı ama ortalığı velveleye verecek kadar işler değildi )
maceraları akıllandırmadı bu arkadaşları. diyorlar ki isabetsiz transfer. lan daha hiç izlemedin ki ! bir izle, sonra tartış. isabetsiz de. okçu yayı germiş daha bırakmadan isabetsiz diyorsun. hedefi vurursa da şak şak şak, hadi lan, hadi lan.
neymiş, şampiyonlar liginde bunlarla mı oynayacaklarmış.
yok seni de çağıracaklarmış.
akıllanmadılar, bu takım hep kendisine yakın yerlerden aldığı isimsiz futbolcularla iş yaptı.
son not olarak da, taraftar sitesinde uçuk yorumların hepsinin yaş ortalaması 17 -21 arasıdır. ki bu benim trabzonda okurken yapmış olduğum,
gençleri çok deli-kanlı, aşırı parlak insanlar çıkarımımı desteklemektedir.
2010-2011 sezonunun ilk devresini ciddi anlamda iyi bir performans göstererek, haklı olarak lider bitirmiş takımdır. bir fenerbahçeli olarak keyifle izliyorum oynadıkları oyunu. çok şahane pas yapıyorlar, saha içerisinde çok iyi yer değiştiriyorlar, jaja hariç herkes oyunun hem hücum hem de savunma yönünü elinden geldiğince oynamaya çalışıyor ve daha da önemlisi mücadeleyi hiç bırakmıyorlar.
kötü oynadıkları maç sayısı ise sadece 2. koskoca 17 maçta iki kez kötü oynadılar. birinde kaybettiler, öbüründe de aslında kaybetmeleri gerekiyordu. manisaspor maçında, zaten hafife aldıkları rakip karşısında, bir de üstüne erken gol atınca çok gevşemişlerdi. eh fazla motive olmuş bir makukula da ceza kesmek için bekliyordu ve kesti nitekim cezayı. diğer maç ise kayserispor maçı. zaten kayserispor da bu sezonun en iyi çıkış yapan takımıdır benim gözümde. onlar da trabzonspor gibi çok iyi pas yapıyorlar, oyunun iki yönünü de şahane oynayan oyunculardan kurulular ve mücadeleyi bırakmıyorlar. hatalı hakem kararıyla 3 puan yerine 2 puan bıraktı trabzonspor o deplasmanda. ha çok mu önemli? yine lider bitirirlerdi her şekilde diye düşündüğüm için çok üstünde durmuyorum.
ama nedendir bilmiyorum, bana yine sonunu getiremeyecekler gibi geliyor. yine çok yaklaştıkları anda düşecekler, son virajı alırken spin atıp yarış dışı kalacaklar gibi geliyor. hep öyle oldu zaten bugüne kadar da. dünya gözüyle gördüğüm 2. şampiyonluktur 95-96'da trabzon'u, trabzon'da yenerek kazandığımız şampiyonluk. ve trabzon yine son virajda kaza yapacaksa, yine buna neden olabilecek takım fenerbahçedir.
ha fenerbahçe şu anda 9 puan geride olabilir, takım iyi oynamıyor olabilir vs. ama hep bahsedilen birileri, üç büyüklerden birini yarış içerisinde görmek isteyecektir. en yakında olan takım da fenerbahçe. galatasaray'ın zaten bu sezondan bir umudu kalmadı. beşiktaş için ise pusuda bekleyen birçok medya mensubu var balon patladı haberi yapmak için. eğer fenerbahçe bu şartları kendi lehine kullanmayı başarırsa, medya rüzgarını da arkasına alırsa, işte o zaman trabzona bir tehdit olabilir.
ha yok tabii 19. haftada trabzon gelip kadıköy'den puan çıkartırsa, bu sefer işler çok daha rahat olacak.
oynadıkları futbolu ve yakaladıkları havayı takdir ediyorum ve beğenerek izliyorum. ama tabii ki gönlüm çubukludan yana ne olursa olsun. ama biz olamayacaksak, kesinlikle onlar olsun, hak ederek olsunlar.
ben güçsüzlerinde güçlüler karşısında birşeyler yapabileceklerini ve başarılı olabileceklerini trabzonsporla öğrendim. kazım koyuncu
en son ben doğmadan bir sene önce şampiyon olmuş şampiyonluğunu henüz göremediğim aşkım , sevgilim , herşeyim. 3 büyükler olarak anılan güç tekelleriyle kıyaslandığında türkiyedeki en başarılı takım olan; oranladığınızda onların yüzyılı aşkın mazilerinde yaptıkları bir çok işi sadece 42 yılda çok daha az güç ve çok daha fazla güçlüklerle gerçekleştirmiş olan, galatasaraydan çok daha önce avrupada adeta ihtilal yapan, birçoklarına hayal gibi gelen takımlardan barcelonayı liverpoolu o.lyonu interi ve daha nicelerini arkasındaki ufacık şehirin gücüyle deviren, kupa şilt ve plaketlerlerle beraber müzesinde 600 den fazla ödül bulunan, en önemliside 26 senedir şampiyonluğa hasret kalsada onu sadece renklerine aşık olduğu için seven taraftarlara sahip olan bir aşk , bir sevda masalı.
1967 yılında kuruldugu sanılan aslında 1910 yılından beri bir kac degisik isimle 3 büyüklerle birlikte futbola baslayan ancak istanbuldan cok uzaklarda oldugu için etki alanı o zamanlar az olan takım... kucuklugumde amcam sayesinde trabzonspor etkisinde kalmıslıgımla birlikte suan bir galatasaraylı olmama ragmen içimde hala var olan enteresan bir sey trabzonspor.. trabzonspor un bazı onmeli maclarında yasadıgım gol coskusunu hiç bir galatasaray macında yasamadım.belki daha cok sevindim uefa yı alınca ama trabzon fener e gol atınca veya bir avrupa takımına degisik duygular yasatan takım. maglubiyetinde gene gs nin hiç bir maglubiyetine üzülmedigim kadar beni üzen sabaha kadar uyutmayan takımda diyebiliriz.. 27 yıl süren sampiyonluk hasreti ..bu sene son olucak insallah
ankaragücü maçında verilmeyen penaltıları yüzünden demediklerini bırakmayanlardır. ilk yarıda verilen haksız penaltılardan sonra da komplo teorileri üretseydiniz ya. ya da trabzonspor dışındaki 17 süper lig ekibinin çalınmayan penaltılarından sonra da sesinizi yükseltseydiniz...
bir maçta verilmeyen penaltı için nedir bu iftiralar? "aziz yıldırım'ın planı hissedilmeye başlamış bla bla bla" biz o verilmeyen penaltıları her hafta tadıyoruz, ama çıkıp, "bunlar sadri şener'in oyunları" demiyoruz. "hakemlerin standartı yok, herkese eşit davransınlar, sadece bize penaltı vermesinler, herkese ne veriyorlarsa bize de onu versinler." diyoruz.
bunları sadece fenerbahçe'yi savunmak için söylemiyorum. yapmayın trabzonlular! erken başladınız psikolojik savaşa. hakkınızla şampiyon olduğunuz zaman tıpkı bursaspor'u tebrik ettiğimiz gibi sizi de tebrik ederiz. ama bu söylemlerden sonra şampiyon olursanız, bu bursaspor'unki gibi "gönüllerin şampiyonluğu" olmaz.
--spoiler--
Kolay mı göğüs germek her derde senelerce
Kolay mı sabahlamak uykusuz gecelerde
Kolay mı şampiyonluk görmeden ölmek sende
Kolay mı Trabzonum kolay mı söyle
--spoiler--