tarihteki önemi ve coğrafyadaki konumu itibarıyla anadolu'nun istanbul'udur. kentin köklü kültürel yapısı içinde yetişen değerli spor, sanatçı, iş adamı ve siyasetçiler sayesinde marka değeri hep korunmuştur. zaman zaman olumsuz faaliyeterle adı lekelenmeye çalışılsa da bu kentte çürük elmaların sayısı azdır. fazlasını da kendi içinde ayıklamasını bilen dürüst vatandaşlara sahiptir.
kentin pahalılığından yakınan öğrenciler ise şunları gözardı etmemelidir:
- türkiye'de 8 kişilik dolmuşlarla hizmet veren taşıma sistemi yok denecek kadar azdır. yolculuğunuzda mutlaka sizi güldürecek bir olayla karşılaşma ihtimali yüksektir. ayrıca ankara'da en düşük dolmuş ücretinin 2.10 tl olduğunu da belirteyim.
- öğrencinin en kral atıştırmalığı olan tavuk dürümün türkiye'de en temiz ve uygun fiyatta yapıldığı yer trabzon'dur. en basit yemeği tavuk dürüme verilen bu önemi gördükten sonra köftesini, pidesini, balıkçısını -ki taze olmaması düşünülemez- ve diğer tüm restoranlarını kıyasladığım tüm illere göre puanım sonsuzdur.
- küçük bir şehirde güzel bir kampüste ve istediğiniz arkadaşınıza kısa sürede ulaşabilme avantajına sahip öğrenciler olarak çok şanslısınız. arkadaşlarınızla gezip, görüp stres atabileceğiniz çok yer bulmak mümkündür. ev sahiplerine kirayı geciktirmediğiniz sürece size kimse bulaşmaz. ama yamuk yaparsanız kaçacak delik arayın!
- yağmurunu sevin, içanadolu'da yaşamak zorunda kalırsanız o yağmuruları ve gök gürültülerini çok özlersiniz.
merkezi çarpık kentleşme sonucu berbat olan, ama yerlileri ve yetiştirdikleri ile tanıtımının çok iyi yapıldığı şehir. şehir merkezi iğrençtir ve pahalıdır. ayrıca ktü kampüsü istinad duvarları ile ayakta tutulmaktadır ve deniz olmasa bir halta yaramayacak niteliktedir. halkı çok sinirlidir; fakat asla kimse trabzonun bu özelliğine değinmez. ama kürt kökenlilere aman vermemeleri ve çalışkan olmaları ve memleketlerine sahip çıkmaları hasebi ile takdir edilesi insanların memleketi...
kapsamındaki ilçelerden biri olan of'ta, azıcık beyin şeklinde tepkilere sebebiyet veren gelişmenin yaşandığı ildir. zira peygambere kimlik kartı çıkartmak nedir ? türk müydü peygamber ? ciddi adapte olma sorunları yaşıyor bu insanlar. *
Epey Trabzonlu arkadaşım var hepsi de mert ve canciger insanlar. Memleketlerini gezmek, yetiştikleri yerleri görmek zevkli olacak. Resimlerden de yemyeşil duruyor, iştah açıyor.
avrupa gençlik olimpik oyunları, konserler, trabzonspor maçları..
yükseklerde serin, sahil şeridinde nemli bir hava..
şehrin her kesimi bordo mavi ve bir o kadar da yeşil..
varsın yağsın yağmur.. yağmurdan bize ne..
gideceğiz ya o şehre, yürüyeceğiz ya yine avni aker'e, uzun sokak'a, meydan'a, sümela'ya..
"Hiçbir Soğuk seninki gibi samimi değil,
içine işlemiyor adamın..."
Sabah güneşinin deniz yüzeyindeki horon tepişiyle başlar hayat Trabzon'da, sanki o çırpınıştan feyzalır yaşam.
Gazipaşa yokuşundan merkeze doğru çıkarken "ula öldum" dediğin noktada, meydan parkı vardır. Buluşursun dostlarınla, demli demli çayını yudumlarsın.
Oturduğun yerden gözüne kestirdiğin güzel; ince narin yapısıyla sana göz kırpan "Sevgili", "Uzun Sokak'tır". Uzun Sokağında gezinirken Trabzon'un, ülkenin başka hiçbir merkez caddesinde bu kadar yakın olamazsın kimseye. O dar sokaklar arasında sana kucak açan güzellikler de vardır. Çardak'tan bol tereyağlı kıymalı pideni yedikten sonra Mimarlar Odası bahçesinde serin ve keyifli bir sohbetle yaşama doyarsın.
Bir de kunduracılar caddesi'ne uğrayıp ablaların, teyzelerin sokaktaki konuşmaları, atışmaları ve komiklikleriyle neşelenirsin biraz.
Kuyumcuların önünden geçerken hasır'lara dalınca "gözlerinin değeri yükselir". Tarihi koklamak istersen de kemeraltı'na uğramadan olmaz.
Biraz nemlidir havası Trabzon'un. Çok yorulduysan eğer akşam vakti dostlarınla çıkar boztepe'ye semaver eşliğinde Trabzon'u seyre dalarsın.
"Başka kim memleketini bu kadar yakından ve herşeyiyle görebilir ki" dersin.
Sahiplenirsin kentini en sahici duygularla yaşarsın...