4 Nisan 2015 fenerbahçe otobüsüne silahlı saldırı olayından sorumlu tutulan takımın*şehri. Açıklamaları dinlediğimde ve görüntülere baktığımda olayın planlanmış bir saldırı olduğu çıkarımında bulunuyorum ve münferit bir olay olmadığı gün gibi aşikar. Ama bu demek değil ki saldırıyı trabzonlular veya trabzonsporlular yaptı. Belki trabzonspor başkanı hacıosmanoğlu'nun nefret söylemleri trabzonu birinci zanlı konumuna sokmuş olabilir ama masumiyet karinesi diye bir şey de var sayın cahiller. Masumiyet karinesinin ne olduğunu da söyleyelim de engin bilgilerimden herkes yararlansın. Masumiyet karinesi der ki: "suçluluğu kanıtlanana kadar herkes masumdur". Sizler 3 temmuz sürecindeki olayların paralel yapı tarafından kurulan bir kumpas olduğuna inanıyorsunuz da bu gece yaşanan olayların da trabzona bir kumpas olabileceğine mi inanmıyorsunuz? Yapmayalım arkadaşlar, hiçbir şey netleşmeden birbirimize yüklenmeyelim. Elimizde futboldan başka ne kaldı ki. Bırakın bari onu da almasınlar elimizden, rica ediyorum sığırlık yapmayın.
iki gündür yutayım, yutkunayım diyorum ama olmuyor.
Pontusun piçleri yıldıramaz bizleri diye böğürenlerin sesleri hala kulaklarımda.
Bir ulusal kanal, bu kanalizasyonu akıtıp tüm Türkiyeye dinlettikten sonra, Sesi kesin, sesi kesin diye riyakar yüzleri ile bu böğürmeye eşlik ettiler.
Orada bahsi geçen Pontus piçleri, bizler yani Trabzonlulardık.
Tabi ki bu rezilliği bir camianın tümüne mal etmiyorum, bundan rahatsızlık duyanlar muhakkak vardır.
Ben de bu cevabımı Trabzonlulara Pontus piçleri diyenlere veriyorum.
Şimdi bak benim kalbi kirli, zihni kirli, dili zehirli kardeşim!
Piç diye atası babası belli olmayana denir.
Biz Trabzonluların atası da belli babası da belli.
Bu şehrin kapılarını Müslüman Türklere açan ilk büyük babamız Fatih Sultan Mehmettir. Mübarek atamız Trabzonun plakasına nazire yaparcasına 1461 yılında fethetmiş bu asil şehri.
Diğer atamız dedemiz ise Yavuz Sultan Selimdir, annemiz Gülbahar Hatun. Hani şu Trabzondan yola çıkıp istanbulda tahta oturan ve dünyanın yarısını Türk toprağı yapan pala bıyıklı aslan parçası var ya işte ondan bahsediyorum.
Ha bi de siz belki bilmezsiniz, dünyaya Muhteşem Süleyman diye nam salan Kanuni Sultan Süleyman da bu şehrin sokaklarında büyüdü haberiniz var mı? Bu şehrin sokaklarında, Karadenizin o güzel rüzgarlarını ciğerlerine çekerek büyüyen bu dedemiz de bilirsiniz gelip istanbul tahtında oturdu ve cihana hükmetti.
Hülasa dili zehirli kardeşim! Bizim babamız Yavuz, dedemiz Kanuni, büyük büyük babamız Fatih. Bizim aslımız belli, neslimiz belli ya siz, sahi sizin babanız kim?
Küçük beyninden, zehirli diline kanalizasyon akıtan kardeşim!
istanbul işgal edildi diye bir haber Trabzon sahillerine ulaştığında ne olmuştu hatırlar mısın? Senin o kadar tarih bilgin yoktur ben sana hatırlatayım.
istanbul işgal altında haberi Trabzona ulaştığı gün, Maçka köylerinden 400 genç, hem de ne gençler ki analar böylesini daha doğurmadı. Çapulalarını ayaklarına, zıpkalarını bacaklarına, kara kukuletalarını başlarına geçirdiler. Atadan deden kalma mavzerlerini omuzlarına, fişekliklerini göğüslerine astılar. Bu 400 genç, devletin emrini beklemeden, tek kuruş yolluk almadan, kamu malından bir fişek kullanmadan kendi imkanları ile istanbula ulaştılar. Maçkadan yola çıkan bu 400 yiğit Trabzon uşağı, kimseden emir almadan istanbulu kurtarmak için sonu ölüm ile biten bir yola çıktılar. istanbula vardıklarında, herkesin işinde gücünde ticaretinde olduğunu görüp, istanbulu kurtarmak bize mi kaldı? demeden ve kimseden yardım istemeden düşmana bir ok gibi saplandılar. Karadeniz yaylarından uçan 400 şahin yavrusu, canlarını verdiler ve bir daha Trabzona dönemediler.
Sen, sen şimdi bu adamların çocuklarına Pontus Piçleri diyorsun öyle mi?
Karadenizin asi uşakları, milli orduya kayıklar ile cephane taşırken, siz Papazın Çayırında, işgal ordusunun subayları ile futbol turnuvaları düzenliyordunuz hatırladın mı?
Beyni kirli, zihni kirli, dili zehirli kardeşim!
Bakıyorum da senin zihninin arka planında Trabzon ve ahalisi halen Pontus olarak kalmış. Sen zihnini bile temizleyemezken, Trabzonlular, Karadenizi Müslüman Türk toprağı yapalı tam 500 yıl oldu biliyor musun? Senin halen Pontus olarak baktığın bu topraklar, Müslüman Türk Trabzonlular tarafından vatan toprağı yapılalı ve bedeli ödeneli çok olduğundan bile haberin yok belli !
Biz, Trabzonun Tsi Türkiyenin Tsidir derken çok ciddiyiz biliyormusun?
Trabzon, Türkiyenin çimentosudur derken de yürekten söylüyoruz biliyor musun?
Trabzon düşmeden Türkiye düşmez derken buna tüm kalbimizle inanıyoruz biliyor musun?
Bakıyorum alayınız birden Trabzonu üvey evlat ilan etmekten hiç çekinmediniz?
Hangi karanlık ellerin, neyi gizlemek için tertip ettiği belli olmayan bir oyunu Trabzonluların üstüne yıktınız?
Kuzuya saldıran aç köpek gibi nasıl da çullandınız Trabzonun üstüne. Medyanız bir yandan, derin güçleriniz bir yandan, ağa babalarınız bir yandan, kudretlileriniz bir yandan canımızdan, etimizden parça koparma yarışındasınız!
O pis ve kirli ellerinizi çekin bu şehrin üstünden.
Teker teker değil alayınız birden, feriştahınız ile birlikte gelin, korkup bir adım geri atan namerttir.
Siz saldırdıkça biz Trabzonu daha çok seviyoruz.
Siz bizi ötekileştirdikçe biz daha fanatik Trabzonsporlu oluyoruz.
Biz Trabzonlular aslında neşeli, yaşam dolu, esprili, merhametli ve vatansever insanlarız lakin bizi siz delirttiniz siz !
Şimdi hadi bakayım. O ekranlarda zehir kusan abinizi de alıp Uslu-Uslu Papazın Çayırına gidin, sizi orada beklerler!
fatihin fethettiği , yavuzun valilik yaptığı ,kanuninin doğduğu şehir . urfa dan sonra türkiyedeki tarihi en eski şehir . imparatorluklar kurulan imparatorluklar yıkılan şehir , saltanatlara başkaldıran , yıkan şehir . dünyada futbol takımına yüzde doksanbeş destekle tek örnek olan şehir .
sehir olarak iyi hos da insanlari bazen psikopata baglayabiliyor. havasindan sanirim. yemek kulturu de cok iyi olan bir kent. ucuz meblaglara karninizi doyurabileceginiz saglam yerler var.
Trabzon'un havası bir başka derlerdi de inanmazdım.
ama Harbiden başkaymış
Sabah başka
Öğlene doğru başka
Öğlen başka
Akşama doğru başka
Akşam başka
Gece başka...
Doğduğum ve yaşadığım güzel şehrim, senin sokaklarında kaybolamıyorum bile. Ama hiçbir yerini de bilmiyorum. Artık nasıl oluyorsa? Huyumu suyunu da senden almışım. Bakalım daha ne kadar seninleyim.
kötü tarafları;
iğrenç bir şehirdir. havası kirlidir. sürekli yağmur yağar iç karartıcıdır. insanları değişiktir ve sabit fikirlidir.
denizi bok gibidir doğru düzgün plajı yoktur, uzun sokakta bolca apaçi vardır, en iyi trabzonlu arkadaşınız o şehre ayak bastığında birden holigana dönüşür. meydan denilen yerde bayan iseniz rahat yürüyemezsiniz, laf atarlar taciz ederler.
bolca şahin,doğan marka araç vardır içindekiler apaçidir elalemin kızlarına laf atarlar(muhafazakar bir şehir denmesine rağmen bolca taciz olayı yaşanır), dolmuşları pavyon gibidir. otobüsleri tıklım tıklım doludur. ulaşımı zordur her yer yokuştur. sosyallik yok denecek kadar azdır. kar 4-5 senede 1 kere yağar kalıcı değildir.(merkez için),güneş yüzünü sadece yaz aylarında gösterir. hayat pahalıdır ve kalite yoktur, her yer eski bina doludur.
bina yapılır ama dış cephesi yapılmaz tuğlayla oturulur.
iyi tarafları;
kızları güzeldir, şehir merkezine uzak ama doğa harikası yerleri vardır (uzungöl gibi), balık yenecek güzel mekanları vardır, aynı zamanda akçaabat köftesi meşhurdur ve ucuzdur.
havası sürekli yağmurlu olmasına rağmen sıcaklık hemen hemen hiç eksi derecelere düşmez,
boztepe güzeldir şehir ayaklarının altındadır (ordunun boztepesi kadar olmasa da), bolca yeşil yer vardır.
Aynı erzurum gibi çok kültürel yaşamın kodlarında olduğu insanların şehri. Çok değil 100 yıl önceye kadar yüzyıllar boyunca türk, rum , ermeni, yahudi, hemşin, laz, çerkez, lezgi; müslüman, ortodoks, katolik, musevi yanyana yaşadılar burada. Yani bir takım ortadoğu sıçanı bu insanların bu güzelim şehirlerinu hoşgörüsüz göstermeye kalkıyor onun için diyorum. Aynı sıçanların yoğun olduğu kentlerde ise rakip siyasi parti bürolarını özel harekat polisleri siperlerin içinde koruyor.
belediyesi mükemmel şehir. sokakta izmarit yok izmarit. kafayı yiyeceğim. parklar bal dök. oyuncakları çalınmamış ve hor kullanılıp koparılmamış. müthiş bir belediye ve hizmet anlayışları var. sokakta tüküren, sümküren 2 insan gördüm onlar da 8 ayda 2 yani. olsun o kadar keko. bira satılan yerlerde marka yazmak veya bira yazmak, alkol yazmak yasak. Çok ucuz ve kaliteli puro satan yerleri var o da ayrı cezbediyor. neyse belediye diyordum. belediye de işimi halledebilmek için sadece 3 kişi bekliyorum. bu. eğer sgk dan .... hanım gönderdi dersem direk işimi yapıyorlar. Çok iyi. trafik sıfır. Şehir gelişmiş. sadece lunapark' ı yok işte o. doğa ile şehir iç içe. mükemmel bir şehir. gezmenizi değil de burada yaşamanızı tavsiye ederim.
saygılar...
edit: sanki belediye başkanı bana para verdi. nasıl döktürmüşüm.
Doğduğum gün ve sonraki 730 gün ikamet edip ayrıldığım şehirdir. Şehir mimari açıdan rezalet bir yapıya kavuşmak üzeredir, yüksek kesimlerde bile -kendi köyümden biliyorum- ahşap evlerin yıkılıp yerlerine betonarme yapıların inşa edildiği, talan edilen memleketimdir. Şehirde tek değişmeyen şey ise insanlarının hırçınlığı ve mertliğidir.