dünyanın en iyi filmi olarak seçilmiştir. bunu sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum. yalnız 500 m'lik lağam borusundan boğulmadan bu adam nasıl geçti hâla aklım almıyor. filmle ilgili şöyle bir düz adam mantığı var:
-oğlum bu film ne lan? bizim bir cümlede hallettiğimiz olayı 2 saaate yaymışlar.
+ neymiş o tek cümle?
-azimle işeyen duvarı deler.
+sanat, estetik, ruh, emek, sinema...
-geç hacı bunları geçççç
+ben bir şey demiyorum.
tüm ömrümüzü film izleyerek geçirsek yine de öldüğümüzde, izleyemediğimiz sayısız güzel film kalır geride. ve o izlemediğiniz filmleri görme imkanınız olsa mesela büyük ihtimalle izlediklerinizden bazılarının yerine keşke bunları izleseydim dersiniz. işte bu film asla ama asla ''yerine keşke bunu izleseydim'' dedirtmeyecek bir film.
ilk kez orta okuldayken star tv'de parliament sinema kuşağında izlediğim mükemmel film. umut ve özgürlük denen şeyin ne olduğunu vura vura anlatır. oyuncular mükemmel, senaryo mükemmel, müzikler on numara. daha ne olsun? varsın kaçarken posteri asabilsin. adam bizansları yenerken kolundaki casio saati uğur baabında çıkarmıyo kolundan heralde.
sonunu doğru tahmin edemediğim film, dumur etmiş hayran bırakmıştır. mükemmelin daha ötesindedir. dünya klasiklerindendir, ders olarak izletilmesi gerekişr.
dünya çapında geniş hayran kitlesine sahip, her karesi anlam yüklü, Stephen King'in Rita Hayworth and Shawshank Redemption adlı romanından sinemaya uyarlanan şaheser.