dendigi gibi ekibi muazzam olan tarantinonun tarzini begendigim icin diyaloglari ve olaylarin siralamasi hosuma giden, ozellikle samuel l. jackson in oyunculugu yine sahane olan ama bir yerinde oturmayan biseyler olan film. belki sonu farkli olabilirdi belki senaryo kurgu filan degisebilirdi biraz. oscarlik film cikabilirdi bence biraz daha ugrasilsa.
büyük beklentiler içerisinde izlemezseniz güzel film. bazı sahnelerde güldüm. samuel l jackson'ın mimiklerine tepkilerine bayılıyorum ya. sırf onun için bile izlenir bence.
Bir yönetmen kendi duygu, düşünce ve beğenilerini ne kadar iyi anlatabilirin adıdır, Nefret Sekizlisi.
Tarantino 8 kişinin birbirlerini kandırma çabasını, ödül avcılığını, ve her filminde olduğu gibi zenci-kölelik-özgürlük tabirini çok çok iyi kullanarak yine çok başarılı bir filme imza atmış.
Konusu itibariyle her kesime hitap etmeyen fakat yönetmenlik açısından bence izlenmesi gereken bir film. Tabiki ben konusunu beğendim.
Samuel L. Jackson gerçekten tam bir kurnazlık abidesini canlandırmış. O fikir yürütmeler sende bende olsa az para kazanmazdık.
Filmdeki karakterler ise doğallıktan ödün, karakter özelliklerinden sır vermeden son ana kadar ilerliyor. Yine de az çok da olsa tahmin etseniz de nerede ne olacağını, bir noktada sizi şaşırtmayı başarmış, Tarantino.
Özellikle Mobray (Tim Roth) gerçekten ters köşe yapmayı başarmış.
Son olarak da Daisy Domergue (Jennifer Jason Leigh)'ın seslendirdiği Jim Jones şarkısını dinleyin.
--spoiler--
filmde aklıma takılan bir sahne oldu. kimse oswaldo mobray'e lincoln mektubundan söz etmiyordu ama chris mannix'e lincoln mektubu sende mi diye soruyordu. sonrasında john ruth mektubun zencide olduğunu söylüyordu. şimdi oswaldo mektubu nasıl biliyordu? daisy yada o.b mi söyledi, hayır. geriye başka karakter kalmıyor zaten. ufak bir hata sanırsam...
--spoiler--
Bu filmi beğenmeyen gitsin 3.sınıf aksiyon filmi izlesin hiç sıkılmaz.Yok ilk yarı çok sıkıldık bilmem ne.Bunların hepsi sinemadan anlamayan dingillerin yorumları.Filmin konusu da görüntüleri de muazzam.
samuel lee jackson'ın muzip rolleri beni benden alıyor. gerçekten yetenekli bir adam. morgan freeman gibi mimik özürlü de değil. gözüyle yüzüyle sesiyle her şeyiyle oynuyor adam.
ben şahsen bol diyalogla geçen (içi dolu olmak kaydıyla) ara ara hareketlenen filmleri seviyorum. bu açıdan benim için iyi bir filmdi.
Mükemmel bir filmdi. Ne kadar Samuel L. Jackson hayranı da olsam sonunda Daisy'nin o silahı alıp ikisini de öldürmesini istemiştim, tarafım Mr. Blonde ve Mr. Orange reislerdi. Özellikle Mr. Blonde'yi çok severim, Reservoir Dogs da döktürmüştü. Çok Underrated bir oyuncu. Neyse filmde Samuel L. Jackson'ın taşaklarından vurulma sahnesine yarıldım, yemin ederim gözümden yaş geldi, 2 saat güldüm ve üstünden yarım saatten fazla geçti hala gülüyorum. O sahne defalarca izlenir tıpkı Pulp Fiction da ki Royal With Chesee, Big Kahuna Burger ve Ezekiel 25:17 gibi. Western filmlerin hastası oldum Tarantino sayesinde, Django: Unchained da harikaydı. O kar teması ve o tuhafiyede ki ortam bana bile bir huzur, bir rahatlık verdi. Tek kelime ile izleyin. Özellikle Samuel L. Jackson'ın taşaklarından vurulduktan sonra böğürmesi favorimdir.
Ayrıca Reservoir Dogs'ın sonu gibi düşünenler için söyliyim o filmin sonunda herkes ölmüyor, Mr. Pink sağ dışarı çıkıyor ve çantayı alıp kaçıyor. Bu filmde herkes ölüyor.
Mr. Blonde reisin tekrardan arz-ı endam ettiği film. Bir adam 60 yaşında bile bu kadar karizma mı olur lan? insan 7'sinde neyse 70'inde de odur dedikleri doğruymuş amk. Django Unchained kadar iyi olmasa da aşık olduğum Tarantino filmi. Binbaşı Marquis Warren'ın taşakları üzmüştür. R.i.P Binbaşı Marquis Warren'ın taşakları. Samuel'in "Haya katili eşkiya herif" ve "ağır ol bakalım seni lanet olası haya düşmanı" replikleri gülmekten ağlatmıştır.
"O tabelada ne yazıyordu, biliyor musun sinyor bob? Meksikalılar ve köpekler giremez....tabelayı neden kaldırdı biliyor musun? Çünkü köpekleri almaya başladı."
Çok Güzel filmdi. Bir ara bir şeyler yazacağım buraya.
tarantino'nun en özel filmi dersek, yanılmış olmayız sanıyorum. uzun yıllardır kullanılmamış lensleri, (ki biz buna ultra panavision 70mm diyoruz) sırf bu film için bugünkü film makinelerine göre tekrar restore etmişler. bunun için, 'romantik bir sinemacı' diyebilir miyiz tarantino'ya? Kesinlikle hayır. büyük bir film yapmış adam. Büyük filmler, büyük emekler gerektirir. işte the the hateful eight'de böylesine büyük bir film. Ayrıca, film, 70mm formatını kullandığı için amerika'da belli sayıda salonda gösterime girebilmiş. Ayrıca, filmin bütçesi de, bu gibi fantazilere girildiği için 44 milyon dolar civarındaymış.
kurt russel, samuel jackson, tim roth ve diğer bütün oyuncular film boyunca oyunculuk dersi veriyor. Hatta, dönemin ambiyansı yansıtsın diye bir müzeden gitar alıyorlar ödünç bir şekilde. Daha sonra kurt russel bir sahnede gitarı parçalıyor. (bkz: swh)
tarantino'nun hitchcock'u pek sevdiğini biliyoruz. bir çok sahnede hitchcock'un etkisi görmek açıkçası içimin yağlarını eritti. filme daha çok bağlanmanın bir diğer sebebi de bu sanıyorum.
Ayrıca, filmin harika da bir soundtrack albümü var. Filmden sonra bir göz atmak, tüylerinizin ürpermesine sebep olabilir.