--spoiler--
TGB'li gençler Muğla'da yakaladıkları Amerikan askerilerinin başlarına çuval geçirdiler.
8 TGB'li Milas Emniyet Müdürlüğü'nde göz altında. Savcı TGB'lileri tutuklanma istemiyle adliyeye sevk etti.
Halkın tepkisini çekmemek için sözde 'sert' açıklamalar yapanlara, televizyonlarda, gazetelerde sahte göz yaşı döken utanmazlara duyurulur.
Şehitleri fırsat bilerek iç savaş çıkarmaya çalışan provokatörlere duyurulur; PKK kimin projesinde görev alıyor? ABD'nin! O zaman hedef emperyalizmdir!
TGB'nin ABD emperyalizmine ve onun taşeronlarına karşı mücadelesini kimse durduramayacaktır!
--spoiler--
her zaman söylüyoruz, bir kez daha söyleyelim: 10 kasım yas değil; mücadele günüdür. bugün, mustafa kemal'in bursa nutkunda gençliğe verdiği görev önümüzde dururken, bizler cumhuriyet yıkıcılarına, emperyalizm işbirlikçilerine ve gericiliğe karşı mücadele etmeden duramayız!
10 kasım'da mücadele azmimiz bir kat daha bilenir. mustafa kemal'in devrimlerine saldıranlar, cumhuriyeti yıkanlar; şimdi zorbalık ve sömürüden ibaret bir diktatörlükle yurdumuzun kanını emerken, bugün bize düşen yas tutmak değildir. mustafa kemal'i gerçekten anlayan kim varsa memleket bu haldeyken yas tutmaz, mücadele saflarına katılır.
önderlik ettiği cumhuriyet devrimiyle yurdunu ortaçağ karanlığından ve emperyalizmin ahtapot kollarından kurtaran bir liderin vatanı bugün ortaçağ gericiliğinin ve emperyalizmin iktidar olduğu bir diktatörlükle yönetiliyor.
cumhuriyetle özgürleşen yurttaşlar, akp diktatörlüğüyle zincir altına alınıyor.
cumhuriyet ışığının getirdiği ne varsa bu diktatörlük ona saldırıyor. kit'leri satan, boğazına kadar yolsuzluğa batan, abd emperyalizminin kuklası olan, öğrenciye şiddet uygulayan, işçiye cop ve biber gazını reva gören, yurtsever aydınları ve türk ordusunun subaylarını zindanlara tıkan bu diktatörlük zihniyeti "ileri demokrasi"den bahsediyor. onların "ileri demokrasi"si zorbalık demektir.
işte 10 kasımlar, memleket bu şartlar içindeyken geliyor. apaçık ortada ki türk gençliğinin önünde büyük görevler vardır. bu görevler bizzat mustafa kemal'in şahsı tarafından verilmiştir. sömürgeleştirilen ülkemizin bağımsızlığını kazanmak, gericiliğe karşı mücadele etmek, diktatörlüğü yıkıp atatürk cumhuriyetini yeniden kurmak bu görevlerdir. cemaatlerde kul anlayışı zikredilen yurttaşlarımızla, etnik çatışmayla ayrıştırılan toplumumuzla buluşarak; özgür ve bağımsız türkiye'yi, mustafa kemal'in türkiye'sini kuracağız!
buradan tüm türk milletine sesleniyoruz:
10 kasımlar ağlayıp sızlanma vakti değil.
şikâyet etmek faydasız!
yapılacak tek şey mücadele etmek.
bizi köleleştirenlere karşı, sömürenlere karşı hürriyet ve adalet mücadelesi vermek.
asteğmen kubilay'ın şehit edilişinin yıl dönümünde güzel bir mesaj yayınlamış ve gericinin tanımını şöyle yapan örgüttür. benim de desteklediğim tanıma göre: gerici halkı ezenlere, kandıranlara, dilenme ekonomisi yaratıp köleliğe mahkum edenlere gerici denir. mesaj da şöyle:
Toprağa düşen her kahraman bir destandır
Kubilay bir destanın adıdır, kahramanlığı anlatır.
Kubilay bir türkünün adıdır yiğitliği söyler.
Söylenir yüreklerden yüreklere...
Kanımız Kubilay gibi kaynıyor,
Onun gibi heyecanla sarılıyoruz vatanımıza.
irtica heveslisi bir güruhun üç vatan evladımızı hunharca katledişlerinin üzerinden 81 yıl geçti. Toprağa düşen üç şehidimiz cumhuriyet ve vatan için toprağa düştüler. Ölümü hiç tereddüt etmeden kahramanca karşıladılar.
Seksen bir yıl sonra bugün, uğruna toprağa düşülen cumhuriyetten eser kalmamış, vatanımız fiilen bölünmüştür. Gericilik, iktidar koltuklarına oturtulmuştur. Artık tek yolun şeriat olduğu gazete manşetlerinden ilan edilebilmektedir. ingiliz emperyalizmine el pençe divan duran, millicilerle hiçbir bağı bulunmadığına dair ingilizlere namus sözü veren Abdülmecid efendiler bizzat TBMM'nin düzenlendiği etkinliklerle meclis çatısı altında anılabiliyor....
Ortaçağ kafalılara özgürlük tanıyanların TGB'nin 23 Aralık'ta bütün Türkiye'de düzenleyeceği "Kubilay gibi hazırız" etkinliklerine aynı özgürlüğü tanımadığını hep birlikte göreceğiz. Çünkü bugün "özgürlük" kavramı da tıpkı "demokrasi" kavramı gibi iktidar sahibi olan küreselleşmecilerin oyuncağı durumundadır.
Derviş Mehmetlerin iktidar olduğu bir ülkede özgürlük olmaz. Dolayısıyla 21. Yüz yılın Derviş Mehmetlerine özgürlük tanımak tehlikelidir. Çünkü gericilerin özgürlüğü Kubilay'ın kafasını kesme özgürlüğüdür, yurtseverleri Silivri zindanlarına tıkma, kadını çarşafın içine sokarak toplumsal yaşamın dışına atma özgürlüğüdür. Gericilerle "özgürlük eylemleri"ne katılan Ufuk Urasların, "yetmez ama evet"çilerin göremediği budur.
Araştırırsanız Ufuk Uraslar ve "yetmez ama evet"çilerin gericilerle kol kola "özgürlük" eylemlerine katıldıklarını görürsünüz. Bugün durdukları nokta ortadadır. Fethullah'ın solcusu konumundadırlar. Gericilerle dans edenler gericilere benzerler. Eee ne demişler ya huyundan ya suyundan...
Gerici kime denir?
"Gericilik"le neyin kast edildiği toplumumuz tarafından tam bir muammadır. Bazı aklı evveller, namaz kılan Müslüman'ı gericilikle itham etme zavallılığına düşüyor. O vatandaşımızda bu nitelendirmenin rahatsızlığını yaşıyor. Sanıyor ki kastedilen kendisidir.
Dini vecibesini yerine getiren kişi gerici değildir. Camiye giden, namazını kılan, ülkesini seven ve bağımsız bir Türkiye'yi kuramazsak namazın kıldırtılmayacağını bilen kişiye gerici denilemez. Gerici, halkı ezenler, kandıranlar, dilenme ekonomisi yaratarak köleliğe mahkum edenlerdir.
Kubilay ve arkadaşları
Menemen Olayı denilince sadece Kubilay'ın ismi hafızalarda canlanıyor. Birazcık bilenler "Kubilay ve iki bekçi şehit oldu" deme başarısını gösteriyor. Bu ifadeleri yetersiz buluyoruz. Doğrusu "Kubilay ve arkadaşlarının şehit edilmiş" olmalarıdır.
Halktan iki kişi şehit edilmiş olsaydı da durum değişmeyecekti. "Yalnız bir kavgayı paylaşanlar arkadaş olabilirler" diye yazmıştı Deniz Yıldırım ağabeyim Silivri'den gönderdiği mektubunda. Kubilay ve arkadaşlarının kavgası cumhuriyet ve vatan kavgasıdır. Öyleyse arkadaştırlar. Tıpkı dünyanın 60 ülkesinde "Atatürk'ün gençliğe hitabesinde buluşan" TGB'liler gibi. Tanımasak, görmesek bile arkadaşımızdırlar.
Kubilay'la birlikte şehit edilen iki bekçimizin (Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki) isimlerinin ve yaşamlarının öğretilmesi de önümüzde duran bir görevdir.
Gericilikle emperyalizm daima kol kola
irticacıların arkasında 1930'da ingiliz emperyalizmi yer aldı. Bugün de dünyanın en büyük emperyalisti ABD var. Dün ingiliz'in emrine girenler, bugün ABD'nin hizmetine girmişlerdir. Gericilik emperyalizmin çocuğudur. Arkasında her zaman emperyalizm vardır.
Gericiliğe karşı mücadele, emperyalizme karşı olmadan verilemez! Bu gerçek özgürlüğü sağlamanın, gericiliği defetmenin tek yolunun bağımsızlığımızı kazanmaktan geçtiğini gözler önüne sermektedir.
AB aday üyeliğinden çekilmeden, ABD boyunduruğundan kurtulmadan Türkiye'yi eşbaşkanlardan, ABD'yle 2 sayfa 9 madde hizmet sözleşmesi imzalayan işbirlikçilerden kurtarmadan gericiliğin kökünü kurutamayız.
Kırmızı Beyaz'ın aralık sayısında Çağdaş Cengiz ve Özer Erdoğan arkadaşlarımızın birlikte kaleme aldıkları "Aklın Gizli Esareti" başlıklı yazıyı okuyunca kafama dank etti. 1930 yılında gericilik ve emperyalizm iktidar olsaydı ne olurdu?
Kubilay ve arkadaşlarının şehit edilişleri tıpkı Muammer Kaddafi'nin "Allah-u Ekber" çığlıkları eşliğinde şehit edilişinin izlettirilmesi gibi TV ekranlarından gösterilirdi. Gözlerinizi kapatın ve düşünün üç kahraman arkadaşımız cumhuriyet ve vatan için hunharca şehit ediliyor. Televizyonlarda da bu izletiliyor. içiniz ürperdi, tüyleriniz diken diken oldu değil mi?
Mücadelede rahatını bozmamak için seyirci konumunda olan tanıdıklarımız var. Süreç zorlaşmıştır, yobaz takımı kendisi gibi düşünmeyen kimseye hayat hakkı tanımıyor. O dostlarımız önümüzdeki süreçte "zahmet edip" kıpırdayacak, ayağa kalkacak, rahatı özgürlüğü için mücadeledeki yerini alacaktır.
Biz de o dostlarımızı saflarımıza davet edip, onların ifadesiyle "sıkboğaz" ediyoruz. Sebebi emperyalizm ve işbirlikçilerinin azgınlığıdır.
Ey arkadaş, rahatını biz bozmazsak, birileri fena bozacak! Vatan ve bağımsızlık yoksa sen hiçbir şeysin! Hiçbir şey olanın hiçbir şeyi olmaz. Mücadele etmediğin sürece sen bir hiçsin!
Gericiliğe taviz vermek ve tahammül etmek yok
Gericilik nasıl alt edilir? Tavizler vererek, "taleplerini kabul edelim gündemden kalksın" diyerek mi? Yoksa toplumu dönüştürerek, devrimci irade ile mi alt edilir? Bugünün önemli tartışma noktası buradadır.
Mustafa Kemal'in bütün bu sorulara cevabı bellidir: "Gericiliği nerede görsem tepelerim, tepelerim, tepelerim." Her devrimin gericilikle bir hesaplaşması vardır. Cumhuriyete kast eden yobazlar tepelenmiştir. Cumhuriyete kast edenlere taviz vermek yok, tahammül etmek hiç yok!
Gençlik karanlığı ezecek demir pençedir
Kubilay geri adım atmadı. Gericilikten korkmadı. Ona boyun eğmedi ve geçit vermedi. işte bu nedenle Kubilay gibi olmak, korkusuz ve kararlı olmak demektir. TGB, bizim için bir okuldur. Mücadelenin okulu ve kavganın okulu. Bu okulda Kubilay, Deniz Gezmiş, Turan Emeksiz ve Hasan Tahsin gibi olmayı öğreniyoruz.
Kubilay ve diğerleri bağımsızlık ve hürriyet bayrağını dik tutabilmek için canını sessizce feda eden bir kahramanlar kuşağındandır...
Yeniden kahramanlar kuşağı geliyor.
Onlar gibi disiplinli, onlar gibi atak ve onlar gibi cesuruz!
Kanımız onlarınki gibi kaynıyor, gözümüz onlarınki kadar kara.
Cumhuriyetimizi yeniden kazanmak için karanlığın üzerine üzerine yürüyoruz.
marxizm- leninizm, maoizm ve kemalizm' i birbirine katıp ideolojinin amına koyan organizma topluluğu. ne ayaksınız olum? ne yüzle kendinize devrimci diyorsunuz? bi ayarda durun lan!
(bkz: çıldırtmayın adamı)
istanbul üniversitesi, avcılar kampüsün de toplam üç adet kişi ile temsil edilmekteydi.ekseriyetle belirli gün ve tarihler de sol fraksiyonlarından dayak yiyen kişilerdi bir nevi stres topuydular .
son girişimde afyon şubesinde ergen liselilerin poşetten bali çekmeyi öğrenmeye çalıştığı oluşum.
bazen amacından sapabiliyor bu tarz oluşumlar ülkü ocaklarının kız için kavga eden liselilere yardıma gitmesi veya cemaatin cebi ve kendinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen vasıfsız çıkarcı adamlarla dolu olması gibi.
68'in en iyi temsilcileridir. Atatürk Gençliğinin en başarılı temsilcileridirler.Ve sizler yok işçi Partili yok bilmem şu partili diye eleştiriyorsunuz. Gün mücadele günüdür.Onun için hep beraber birlik oluşturup bu yanlış sisteme karşı mücadele edelim.
mersinde amerikan askerlerinin başına çuval geçirmiş gruptur.
Olaydaki görüntülerine polis el koymuş bunun üzerine " eğer dava konusuysa bu cdler yayınlanmalı eğerki yoksa bu görüntüler bizi suçluyamazsınız " demişlerdir. Ayrıca " siz amerikanın polisi mi , türkiyenin polisi misiniz" diyerekten. Çok güzel Yapıştırmışlardır lafı.
Tgb nin açıklamalarından biridir. Bir çok tespitleri doğrudur. Fakat tanıdığım bir çok ülkücü arkadaşlarımın içerisinde çok doğru adamlarda vardır. işte böyle adamlarla değil yanyana gelmeyi aynı kefene sarılıp ölmeyi bile isterim.
"iki türlü Ülkücü vardır;
Birincisi Fethullahçı, birikimsiz, sığ ve mafyatik, ki ırkçılar bunların arasından çıkar ve gladyo böyle gençleri kolayca kullanır.
ikincisi Atatürkçü, vatansever duygularında samimi, anti-emperyalist ve birleştirici.
Birincisi TGB'yi 'anarşist' ilan edecek kadar kördür.
ikincisi ülkenin şu anki durumunda birleşme ve anti-emperyalist mücadeleyi öne çıkaracak kadar olgundur.
Sözümüz, Birinci tarafta olanlara;
Dün Gazi Üniversitesi iktisadi ve idari Bilimler Fakültesinde (iiBF) kendisini ülkücü olarak adlandıran bir grup kontrgerilla artığı serseri okulda bulunan aralarında Genel Başkanımız ilker Yücelin de bulunduğu TGB üyelerine arkadan kalleşçe saldırmıştır.
Okul yönetimi ve özel güvenlik açıkça olaylara müdahale etmemiş, bu tavırlarıyla provokasyona çanak tutmuştur. Saldırıda hiçbir arkadaşımız ciddi bir yara almamış, saldırı boşa çıkartılmıştır.
Provokasyon diyoruz, çünkü saldırıyı gerçekleştiren grup özel bir gruptur. Yıllardır ülkücü kisvesi altında eşkıyalık yapan, haraç toplayan, öğrenci ve okul yönetimi üzerinde terör estiren bir çapulcu sürüsüdür. Özel olarak oraya gönderilmiş, başlarında yaşça büyük iki provokatörün olduğu ve çoğunluğu okul dışından toparlanmış bir grup. Hedef alınanın doğrudan TGB Genel Başkanı ilker Yücel olması, olayın çok önceden planlandığının, hazırlıklarının yapıldığının apaçık bir delilidir. Bir diğer delil ise, ortaya önceden hazırlandığı belli olan yalanlarla dolu bir bildirinin çıkmış olmasıdır. O bildiriye aşağıda değineceğiz. Üzerlerinden çıkan alet edevat da saldırının planlı olduğunu kanıtlıyor.
ABD Milliyetçileri
TGBnin yurt çapındaki önlenemez yükselişi ve yarattığı etki o bilindik karanlığı harekete geçirmiştir. Meselenin özeti şudur; bu çapulcu sürüsü ekmeğimiz elimizden gidiyor telaşına kapılmıştır. Çünkü sözde milliyetçilikleri adına yaptıkları yalnızca ve yalnızca okul öğrencilerini canından bezdirmek, saçla küpeyle uğraşmak, mafyatik ilişkilere girmekten ibaretti. Ama saldırdıkları TGB, ABD askerlerini köşe bucak kovalamakta, kafalarına çuval geçirmekte, Gençliğe Hitabeyi en gür sesle yurdun tüm meydanlarında haykırmakta, Cumhuriyete ve Bağımsızlığa yönelen her tehdide karşı cansiperane öne atılmakta, korkusuzca savaşmaktadır. işte onları korkutan da budur. Taktıkları milliyetçi maskeleri artık ardındaki karanlığı ve kontrgerillayı gizleyemez hale gelmiştir. Herkes şunu iyi bilsin TGBye saldıran bir milliyetçi ancak ve ancak ABDnin, NATOnun, ABnin ve israilin milliyetçisi olabilir.
Kontrgerilla Salaklığı
Nitekim bu çapulcu sürüsü yaptıkları kontrgerilla saldırılarına meşruiyet kazandırabilmek için 40 yıllık bayatlamış yalanlara sığınmıştır. Ancak bir beyin taşımayan kişilerin inanabileceği yalanlara. Olayın ardından dağıttıkları ancak önceden hazırlandığı belli olan bildiride Terör örgütü yandaşı, Anarşist, Marksist bir grubun okullarında olay çıkarttığını kendilerinin ise bunu engellediğini ifade etmişler. Dahası bizlerin Ankara, Hacettepe, ODTÜ gibi üniversitelerde Türk bayrağı açılmasına izin vermeyen gruplardan olduğumuzu iddia etmişler. Ergenekon Davasında yargılanan arkadaşlarımıza Neden şehit yürüyüşleri düzenliyorsunuz? diye soru sorulmuştur. Yani biz, Türk Bayrağı açmaktan yargılanıyoruz!
Bizi bilen bilir, kontrgerillacı bir salağın kaleminden çıkabilecek saçmalıklara cevap verecek durumda değiliz. Bizim, her üniversitede bu ülkenin bağımsızlığını ve Cumhuriyet Devrimlerini savunduğumuzu ve bunun için nelerle mücadele ettiğimizi dost ya da düşman siyasetle uğraşan her kurum gayet iyi bilir.
Fethullahçı Ülkücüler, Mümtazer Dostları?
Bizler bu ülkede milliyetçi, ülkücü aydınlar olduğunu biliyoruz. TGBnin içinde de çok sayıda kendisini bu şekilde isimlendiren arkadaşımız mevcut. Hatta ABD askerlerinin çanına ot tıkadığımız ve Gençliğe Hitabeye sahip çıktığımızdan beri bu dünya görüşüne sahip çok sayıda genç saflarımızda yerini almıştır.
Anti-emperyalist ve Cumhuriyetçi olan, AKPye karşı mücadele eden gerçek milliyetçilerin bu olaydan dolayı utanç duyduklarını biliyoruz. Ancak yetmez! Bunları bir kambur gibi sırtınızda taşıyamazsınız! Bunlar artık milliyetçi falan değil, açık ve seçik AKPli ya da Fethullahçıdır, yani Amerikancıdır. Yıllarca aynı okulda hocalık yapmış Mümtazer Türköne gibi, bunlar da kendilerini AKP ye ya da Fethullaha yamama çabasında olanlardır. Yıllardır ses çıkarmadığınız ya da görmezden geldiğiniz bu serseri sürüsü, artık karşı tarafın bir silahıdır, bunu görün ve tavır alın! Elebaşlarını bulmak ve teşhir etmek boynunuzun borcudur. Aksi durumda herkesin milliyetçiliği sorgulanacaktır.
iiBFnin Dekanı Kimdir?
Fakülte yönetimine de buradan sesleniyoruz. Provokatör sürüsünden elemanlar kavga sırasında Buranın dekanı da rektörü de biziz diyorlardı. Dekan Prof. Dr. Mithat Üner ve yönetimi bu konuda neler düşündüğünü açıklamalıdır. Bir gurup serseri okulu kendilerinin yönettiğini ayan beyan söylüyor. Dekanlık bu işin sorumlularını bulmalı, daha önceki olaylarda olduğu gibi kamera görüntülerini yok olmasına müsaade etmemeli ve derhal soruşturma açmalıdır. Aksi takdirde gerçekten okulu o üç beş serserinin yönettiği kesinleşir ve Fakülte yönetimine de cübbelerini çıkartmak düşer. Fakülte öğrencilerinin can güvenliğini sağlamak en önemli görevleridir.
TGByi Durduramayacaksınız!
Kontrgerillayı tanıyoruz. Geçmişte ABD 6. Filosunu denize döken gençlere milliyetçi kisveyle saldırırdı, şimdi de ABD askerinin başına çuval geçirenlere. Bizler büyük bir mücadelenin neferleriyiz. Bağımsızlık, Cumhuriyet ve Mustafa Kemal mücadelesinin. Kontrgerilla artıklarıyla mücadele de bu büyük mücadelenin bir parçasıdır. TGByi sindirebileceğini düşünenler fena halde yanıldıklarının farkına varacaktır. TGB çığ gibi büyüyor ve Türkiye düşmanlarına korku salıyor. Durum bundan ibarettir.
vatan elden gidiyor'cu bir grup gaza gelen gencin oluşturduğu gruptur;
yanlarında bir kaç saat durun bu gruptan insanların içiniz kararır
haklı ve doğru bir iş yapmak yerine hep kötülerler doğrusunu ise hiç göstermezler
eğer doğru işi ak parti vb yapmışsa asla hak vermezsin
eğer yanlış işi kendi görüşlerindekiler yapmışsa o zaten doğrudur.
ip.nin gençlik kolları. ama bu adamlar partilerinden utanıyorlar olsa gerek ki isimlerini gizliyorlar. kendilerini vatan millet kurtarıyor sanıyorlar, ulusal kanalla birlikte bi olayı abarttıkça abartıyorlar, sanırsın türkiyeyi bunlar yönetiyor. bi kere sloganları demode, ürkütücü, sivillik yok, sempati yok, asker nizamıyla yürümeye çalışan karanlık tipli adamlar. mustafa kemalin askerleriymiş bunlar, cuma vakti de bağırıyolardı geçen gün, mustafa kemalin askerleri cuma vakti eksiksiz namaza dururlardı, bunlar başka türlü asker demek ki.
öbür yandan kardeşim sen niye askersin, sivil olarak slogan atamaz mısın, niçin askerlik? benim bildiğim askerler özgür düşünceden, hürriyetten yoksun insanlardır, çünkü askerlik mesleği bunu gerektirir, sorgulama itaat et.. bunlar da bi yerlere itaat ediyorlar, provakasyon neyim gerektiğinde her daim işbaşındalar.
işçi Partililerin öncülük ettiği ancak sonrasında vatansever insan evladının katılmasıyla birlikte Türkiyenin en büyük gençlik kurumu olan örgüttür. işçi partisiyle olan tek etkileşimi işçi Partisinin sahibi Doğu Perinçeğin Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesiyle destekleniyor olmasıdır. işçi Partisinin gençlik örgütü Öncü Gençlik'tir...