kadın ve erkek ilişkilerini şarkılarında en çok kullanan sanatçı teomandır.
örnek olarak ; 1 kadın 1 erkek, kadınım, terlemeden sevişenler, motosikletli kız, duş,senden önce senden sonra adlı şarkıları verilebilir. şarkılarında genel tema kadın ve erkeğin cinsel ilişkisi üzerinedir. şarkılarını ciddi anlamda dinledikten sonra üzerinizdeki ilk etkisi ne sikici bir adamdır yahu bu teoman dediğimiz insandır. fahişelerle ve tinercilerle arası pek bi haşır neşirdir magazin programları izleyenler bilir.
dilinin ucuna konan kar tanlerinden zevk aldığını düşünülen bir benzeri olmadığı için eşsiz denebilecek sanatçı.
kendine özgü duruşu, sahne performansı, hatta konserlerindeki boşvermişliği bile onun yap-bozunu tamamlayan birer parçadır.
bir şair kadar iyi şarkı sözü yazar.
öyle ki onun şarkı sözlerini dizeler halinde yazıp ''ben şairim'' diyen birinin önüne koyduğunuzda bir daha asla ''ben şairim'' diyemeyecek kadar utanır.
müziği sözleri ile dans eder adeta.
yazının başında da değinilen ''dil ucuna kar tanesi konması'' durumuna gelince,
bu durum gerçekten düşündürmektedir dinleyiciyi.
türk müzik tarihinin görüp görebileceği en güzel sözleri yazan sanatçı. bence şair.
efsanevi lirikleriyle kalbimde derin bir yerdedir kendisi. hayır gay değilim.
"ne ekmek ne de su, sensizlik korkusu
istemem yeter ki sen, yanımda ol yeter."
sözlerine her zaman saygı duyduğum, eski günlerini özlemle andığım sanatçıdır aynı zamanda.
ergen türk kızlarının sevgilisi olan dandik sanatçımsı.
yazdığı sözler hep birbirinin aynısı olmakla beraber besteler de hep benzerdir.
ayrıca sample çalmak gibi huyları da vardır bu ayyaş adamın.
dün geceki suare konserinde ses tesisatı bence gayet kötüydü. ama etrafıma baktığımda millet eğlencenin doruğundaydı. demekki alkol osuruk sesini bile kulağa hoş bir nota gibi getirebilecek bir şeymiş bunu öğrendim.
tek başına sevdiğim ama bülent ortaçgil'le bambaşka sevdiğim doğal insan.
sapık,şuursuz,ibne vs. deselerde birçoklarına göre daha samimi buluyorum,içindeki neyse o.
yaşadıklarından pişmanmış ama dönemiyormuş gibi ıssız adamımsı bir koku alıyorum ondan.
bu akşam bursa suarede yağmur ve saat 03.00 şarkılarını söylemezse çok pis hakaretlerime maruz kalacak sanatçıdır. gerçi siklemez ama olsun. haa bide kıskançlık şarkısını söylemezse şişe fırlatcam :/
Bir dönem gençliğinin şarkılarıyla büyüdüğü adamdır. Aslında hiç yaşamadığın şeyleri , acıları , aşkları sanki onunla birlikte yaşamaşsın gibi hissettiren şarkıcıdır. Her şarkısı anlamlıdır. Her şarkısı bir hikayedir. Düz adamdır , delikanlı olmak kıro olmak değilse delikanlıdır.
"bir çocuk iki yaşındayken babası ölmüşse, onunla ilgili anıları varlığıyla değil, yokluğuyla ilgili oluyor. yine de iki tane anı parçacığı kalmış bende. birinde, ben gece yarısı uyanmışım, sen koşup kucağına alıyorsun beni; diğerindeyse, salonda hazırlanmış bir yatakta bitkin yatıyor ve sürekli öksürüyorsun. ikişer saniyelik iki hatıra... anı niyetine kalan birkaç kitap var yine de. ve bir de; almaya başladığın meydan larousse fasikülleri. büyüyünce çok işime yarayacağını söylemişsin anneme. senden sonra biz biriktirdik, 12 cilt oldular. evde bıraktığın hüzün, senin nasıl biri olduğunu sormaktan alıkoyduğu için beni, ben de onları okudum ilkokula başlar başlamaz. bergman'ın "yedinci mühür"ü, goethe'nin "faust"u, senin yüzünden yedi yaşımda girdiler hayatıma. anladığımı sanmıyorum o yaşta; ama amaç seni tanımaktı nasılsa. bir de resimlerine baktım hep. şimdi benim boylarımda -aynı boydaymışız zaten- esmer, zayıf, güleç, zarif bir adam. evde senden bahsedildiği ve ağlanıldığı zamanlarda içeriye kaçtıysam da bir kulağım orada oldu hep. onları da kattım tasvirine. mavi gömlekleri sevdiğini, günde iki kere tıraş olduğunu, inatçılığını, zekiliğini ve nasıl tüm ailenin göz bebeği olduğunu öğrendim yan odadan. ve ölümüne yakın, bana ayakkabı almak için mağazaya girdiğinde yürüyecek gücün olmadığından, nasıl bir koltuğa çöküp tezgâhtarlardan tüm çocuk ayakkabılarını ona getirmelerini rica edişini...
adımı koyarken de zorlanmışsın. türk dil kurumuna gidip günlerce isim aramışsın bana. hatta adım önce alper'miş, nüfus cüzdanımı çıkarttıktan sonra teoman ismini çok beğenip değiştirmişsin ismimi. adımı çok sevişim ondan.
büyüyünce öğrendim bazı detayları da. azıcık kalan paranızla halam yemek almaya çalışırken, 'n'olur sigara alalım' deyişini, yatılı okuldan çıktığın cumartesi günleri gezmek yerine yeğenini alıp cerrahpaşa'da yatan yahya kemal beyatlı'yı ziyaret edişini, âşık veysel'le tanışmak için giresun'dan sivas'a gidişini, sonradan öğrendim. aynı sana çekmişim, böylece anladım. ama çok kızdım sana ve tanrıya küçükken. 'niye ben?' diye sordum ona. sana da kendine dikkat etmediğin için kızdım. şimdi, senden yaşlıyım. öldüğün yaşı çoktan geçtim. sana ve ona kırgınlığım da çoktan geçti zaten. annem geçenlerde, sakladığı bir yerden benim büyüyüşümü kaydetmek için aldığın 8 mm kamerayı verdi bana. yepyeni. içinde kullanılmamış ham filmler bile var. 38 yıldır öylece beklemişler. ölüyor olduğun için vaktin olmamış kullanmaya.
bir şey daha söylemek isterim. seni tanıyan herkesin, geçen onca yıla karşın adını söylerken sesleri titriyor ve gözlerinde hep bir sevgi ve buğu var. azıcık zamanda herkesin kalbine girmiş ve çıkmamışsın. ölerek beni çok üzdün; ama böyle bir adam olduğun için hep gurur duydum seninle. beni tanısan, sen de gurur duyardın, eminim.
varlığınla ve yokluğunla beni var ettiğin için teşekkürler. nur içinde yat..
yakından görmek isteyen varsa yaz aylarında konser programı yoksa kemer tekirova arasında ki sundance camping te takılır sadece o değil tiyatro ve sinemadan da bir sürü sima mevcuttur.reklam olmasın ama bende balayında arkadaşımın referansıyla gitmiştim hatta teoman yan komşumdu, yakından gördüm sohbet etmedik ancak tv de gördüklerinizden daha karizmatik ve de ayrıca sesi konuşması şarkı söylediği ses tonuyla aynı. iyi bir rock müzisyeni fırlama bir tiptir, zira tailde 2 sarışın hatunla geçirmişti tatilini.gerçi son dönem özellikle bu akepe kampanyalarında evet vericem gibi apolitik olamayan duruşu benim tepkimi çekmiştir.gerçi bu olay teomanın ne kadar s.kindeyse teomanda benim bir o kadar s.kimdedir ...
"1967 yılında istanbul da doğdu. Karakterini şövalyelik değerleri üzerine oturttu. Kendini Boğaziçi Sosyoloji de sabitledi. Hayatını şarkıcılıktan kazanıyor. Gay-şarkıcı modasından sonra, sosyolog- şarkıcı modasının çıkacağına inancı tam. Bu sayede yırtma hayalleri kuruyor. Zorda kalınca gitar ve armonika da çalıyor. Televizyona bile çıktı.
Amerika da yaptığı röportaj ve araştırmalardan hazırladığı "Sado Mazoşizm" konulu çalışma, en çok yalvaran dergide yer alacak. Bir reklam şirketinde, adına staj demeye utandığı bir süre geçirdi. işi sevdi. Yapacağına da inanıyor. Üç dakikalık şarkıların her birinin kendisine okuldan çok şey verdiğini söylüyor. Soap operalardan "Twin Peaks"i seviyor. Laura Palmer için ise "ölecek kız değildi" diyor.
Biseksüel, katil, kadın yazarlardan Catherine Tremell i seven, iyilerin dostu, fenaların düşmanı kahramanımızın, tüm reklam şirketlerine ortak mesajı var:
"Beni şimdi almazsanız sonra çok yanarsınız. Eylemlerim sürecektir" .