bu ehtiyarların kavgalarından da bir şey anlaşılmıyor amk, entry mi giriyorsun manifesto mu yayınlıyorsun belli değil. 82 paragraf yazı yazıyor adamlar bir cevap vermek için.
gençler ne güzel "sen ona yürüdün, ben buna yürüdüm, tipini siktiminin merici, hasiktir oradan yavşak" şeklinde anlaşılır bir dille, tane tane kendilerini ifade ediyorlar kimseyi kırmadan.
bu şekilde anlayamıyoruz ki kavgayı kim kazandı kim kimi döğdü.
--spoiler--
Hiç tutmadım, tutmayacağım da...
Aç kalmak, susuz kalmak çok saçma geliyor bana.
Tabi benim elemanların da oruç tutmaları yasak ramazan boyunca.
Oruç tutmak istiyorlarsa başka bir yerde iş bulabilirler, bu konuda son derece özgürler.
Ayrıca çocuklarıma da tutturmuyorum.
Ne zaman kendi evlerine çıkarlar, kendi işlerini kurarlar o zaman tutabilirler, sorun yok.
Bunun dışında oruç tutmak isteyen kimseye karışmam.
Bana ne?
--spoiler--
Şeftalispor taraftarı sözlük yazarı, evet ne oldu tangırcığım Trabzon Bursa’ya domalıp küme düşmekten kurtulduğunuz yıl pek bir keyifliydin ama bak bugün çizdiler şeftaliyi, bakıyorum da sesin çıkmıyor.
gene mapus damlarına düşmüştür. savunmak falan değil amacım zaten benim savunmama ihtiyacı da yok benim öyle bir misyonumda yok. ancak bu adama sürekli entry sildirtiyor yazarları çaylak yaptırtıyor modlarla kanka falan diyorlar ama 2 haftada bir garanti çaylak oluyor. tuhaf değil mi lan *
(bkz: #41506976) isminiunutan troll.
yüklediğin fotoğraflar kime ait biliyor musun? tabi ki bilmiyorsun.
onlar kurtuluş savaşımıza bizzat iştirak eden ve hain halife'nin fermanlarına karşı gelerek vatanı ve kurtuluşu seçen kahramanlardır.
hiçbiri medreseli değildir.
bak, bu vesile ile sana ve tüm okurlara şu anekdotu aktarayım.
gazi mustafa kemal, 2 nisan 1922 tarihinde yanında sovyet elçisi aralov ile birlikte konya’dadır.
“o gece iki medreseyi ziyaret ettik. kanlı, canlı hemen hepsi de gencecik mollalar medresenin avlusunda dizilmişlerdi. bunların yanında geniş cüppeli, beyaz sarıklı hocalar da yer almıştı. hepsi de yerlere kadar eğilerek mustafa kemal paşa’yı selamladılar.
içlerinden biri, bunların başı ve en nüfuzlusu; mustafa kemal paşa’dan, medrese sayısını arttırmasını rica etti. bu zat, ayrıca, medrese öğrencilerinin askere alınmamalarını da istirham etti.
hoca konuşurken mustafa kemal’in kendini tuttuğu belli oluyordu. ama medrese öğrencilerinin askere alınmaması söz konusu olunca, artık kendini tutamadı ve yüksek sesle, sertçe:
“ne o, dedi. yoksa sizin için medrese, yunanlıları mağlup etmekten, halkı zulümden kurtarmaktan daha mı değerlidir? millet kan içinde yüzerken; halkın en iyi çocukları cephelerde döğüşür, yurt için canlarını feda ederken, siz burada genç, sapasağlam delikanlıları besiye çekmişsiniz!… “
mustafa kemal konuşurken gözleri daha korkunç bir hal alıyordu.
”bu asalakların askere alınmaları için hemen yarın emir vereceğim!”.
hocalar sindiler, ama yüzleri öfkeden kıpkırmızı kesildi, yabancıların yanında hükümet başkanı onları paylamıştı.
mustafa kemal paşa bize dönerek; “hadi gidelim, dedi, artık burada bizim için yapılacak bir şey kalmadı.”
ve şöyle, isteksizce selam vererek oradan ayrıldı.
mustafa kemal paşa otomobilde uzun süre yatışmadı: “savaş sona erince onlarla daha ciddi konuşacağım! her şeyden önce onları mali kaynaklarından, vakıflardan yoksun edeceğim. yurt topraklarının büyük bir parçası, neredeyse üçte ikisi, belki daha çoğu vakıftır. bu topraklar mollaların yaşam kaynaklarıdır. bunların çoğu köylülerin ellerinden alınmış topraklardır. buna son vereceğiz. bir de utanmadan hükümetten yardım istiyorlar.
mustafa kemal, anadolu topraklarında, şimdi gördüğümüz dinç, sağlam delikanlıları askerden kaçıran yüzlerce medrese bulunduğunu söyledi.
bu asker kaçakları tam bir kolordu demekti.
medrese öğrencilerinin şimdiye kadar niçin askere alınmadıklarını sormam üzerine, mustafa kemal, bunları askere alınmaları için gerekli emrin verilmiş olduğunu söyledi. bu devrimci adım, subaylar arasında büyük bir sevinç yaratmış ve bu olay son günlerin en çok üzerinde durulan bir konusu haline gelmişti.
kaynak: s.i.aralov, bir sovyet diplomatının türkiye hatıraları, çeviren: hasan ali ediz s.104-106
medreselerde besiye çekilenler bunlardı işte.
yani sizin atalarınız.
Bir yazar. ismini bilmem napan adam, Muhacırlara laf atarak tengir i eleştirmek nedir ey boş adam.
Benim bir tarafım a ohrid göçmeni Türk oğlu Türk. Şavşat a gidip şam a gidip dönmeyen dedeleri var benim ve benim gibi binlerce muhacır, Yörük torununun. Giritli, selanikli olan senden daha Türk, senden daha söz sahibi bu ülkede. Asıl acıları senin ağzından düşürmediğin Osmanlı da da Türkiye ye geçiş sürecinde de bizler çektik. Bizler verdik canlarımızı.