televizyon taraflıdır medya babalarının elindedir. medya patronları imparatorluklarını kurup sürekli kendi şirketlerine laf kondurmayıp ve sizinde çıkarları doğrultusunda düşünmenize neden olur. bilgisayar televizyondan kat kat daha iyidir bilgisayarda zorla reklam izlemek zorunda kalmazsın ve bulmak istediğin bilgiye anında erişirsiniz. bu yüzden internet en eşit en özgür platformdur şuan.
tv out
web in
izlenen şey.o kadar çok izliyoruz ki bunu artık onun dediği gibi giyiniyor, onun dediği gibi yiyor hatta onun gösterdiği gibi düşünüyoruz.haydi sizi gidi manyaklar! biz gerçeğiz televizyondakilerse yalan.
çıkanların hepsi herşeyi bilmektedir. ne sorarsan sor cevap verirler. libya, krom madeni, amerikanın politikası, şehir planlaması, karın ağrısı, felsefe, sanat... bilmeyen televizyona çıkamaz.
yapma dostum.televizyon yalan.nihat doğanın memleket ayakları yalan.survivor yalan.izdivaçlar yalan.seda sayan yalan.usame bin ladin ölmüş hahaha zaten yoktu ki o da yalan.varmısın yok musun,survivor,wipeout bunlar yalan.biz gerçeğiz düşüncelerimiz gerçek.
şuan bu ekranda gördüklerinden başka bi şey bilmeyen koskoca bir nesil yaşıyor.bu ekran ilahi bir vahiy gibi.bu ekran başbakanlar papalar yaratıyor yada yok ediyor.
disko kralı'nda yazarların yazdıklarını televizyonda okumalarıyla insanları nasıl etkilediğini gözler önüne sermiştir.
bırakın televizyon denen kutuda yüzünüzün gözükmesini, internete klavyeniz ile yazdığınız bir kaç cümle okunduğunda bile insanlar etkileniyor, seviniyor...
insanı aptallaştıran bir kutu. bazı insanların da yaşam kaynağı.
- ahmet abi nabıyon?
+ televizyon izliyom sen nabıyon len çakal?
- plazma aldım karşısına geçtim cipsi yiyom.
+ vay it horoz bekle lan ayıcığımı alıp geliyom.
halkın % 3'ü kitap % 15'i gazete okuyor. çünkü onların tek gerçeği ekranlarda gördüklerinden ibaret. şu an dışarıda ekranda gördüklerinden başka hiçbir şey bilmeyen bir nesil yaşıyor. bu ekranı ilahi bir vahiy gibi görmek gerek. televizyonlar politikacılar, şarkıcılar ve başka soytarılar yaratıp yok ediyor. yanlış ellerin denetimi altında bulunan bu ekranlar bu inançsız dünyadaki en muhteşem güçlerden biridir. dünyadaki şirketler bu gücü propaganda amacıyla kontrol ettiğinde size sunulacak olanların gerçek olup olmadığına onlar karar verecek.
televizyon gerçek değildir. bu bir lunaparktır, bir sirktir, bir karnavaldır, gezici akrobat takımıdır, masalcıdır, dansçılardır, şarkıcılardır, aslan terbiyecileridir, futbolculardır, eğlence dünyasıdır. ama siz sabahtan akşama kadar her yaştan her renkten her dinden insan onun başında olup o ekranda dönen illüzyonlara inanıyorsunuz. farkında olmadan televizyondakilerin gerçek, kendi hayatlarınızın ise yalan olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. televizyon ne derse onu yapıyorsunuz. onun gösterdiği gibi giyinip onun gösterdiği yiyecekleri yiyorsunuz. çocuklarınızı onun dediği gibi yetiştiriyorsunuz. bu tamamen saçmalık, gerçek olan sizsiniz. yalan ise televizyondur.
hani hep der ya büyüklerimiz "şeytan icadı" aslında doğru bile sayılabilir.savaşlar,iğrençlikler insanı insanlıktan çıkarabilecek bütün şeyler onun içerisinde neredeyse.zihinleri boş olanlarda kitap okuyarak zihinlerini doldurmak yerine işin kolayına kaçıp onu izliyorlar ve öyle dolduruyorlar boşluğu.
duymak istediklerimizi söyleyen, insan programlama makinesi.
tek tavsiyem, evinizden atın o kutuyu. atamıyorsanız da satın kurtulun.
gün geçtikçe türk televizyonlarının da; izdivaç, yemekteyiz, insanların iştahını kabartan sahneler, saçma sapan sayısı olmayan diziler ile doldu taştı.
dmx'in bir sözü var; "duyduklarınıza asla inanmayın, gördüklerinizin yarısına inanın."
en iyi çocuk bakıcısıdır. koyun çocukları tv önüne; ne süt, ne şeker, ne bir başka şey isterler!
bundandır ki; hareketsiz kalış, çok çeşitli kamera açılarını kavramakta güçlük çeken zihinleri gelişmemiş çocuklardA, genetiksel yatkınlık da, söz konusuysa; otizm'e sebep verebilir.
önüne dizi, program gibi hazır duyguların yerleştirildiği paketler sunulan insanlar; günde 3-5 saat televizyon seyrine ayırdıklarında; 12 aylık bir senenin; 3 ayını salt televizyon izleyerek geçirmiş olurlar.
bir kutu.
içinde bir birbirinden güzel kadınların ve erkeklerin olduğu, coşkulu, imkansız aşkların yaşandığı, her ne olursa olsun çoğunun sonları güzel biten hikayelerin oduğu, hayatınız boyunca belki de hiç tatmadığınız ve tatmayacağınız duyguların olduğu, hiç görmediğiniz ve göremeyeceğiniz yerlerin olduğunu, onun içindekilerle birlikte güldüğünüz, ağladığınız, öfkelendiğiniz, heyecanladığınız, korktuğunuz ve belki de uçtuğunuz dünyadır televizyon.
içinizdeki şiddeti yansıtır belki, ya da içinize attığınız şeyleri..
yalnız olduğunuzda arkadaşınızdır belki, belki uyuyamadığınız gecelerde bir ses olsun diye açtığınız, korktuğunuz için sığındığınız şeydir televizyon..
belki bu kadar onu hayatımıza sokmak pek de iyi olmadı. kitap okumamıza, en sevdiğimiz dizi var diye yakınlarımıza gitmemize engel oldu, gündemimize, akşamları kritik yaptığımız konulara malzeme oldu televizyon..
velhasıl kelam, küçücük dünyamızda kocamannn yer aldı televizyon..
Bazı insanların aptal kutusu olarak gördüğü alet, televizyon. kitap okumakla televizyon izlemeyi çoook farklı alemlerde gören bu insanlar, -belli ki hiç televizyon izlememelerinden kaynaklanıyor- tamamen zaman kaybı olarak nitelendiriyor televizyonu. eğer televizyon zaman kaybı ise, kitap okumak da zaman kaybıdır. televizyonla kitabın arasındaki o ince çizgiyi bu kadar abartarak ellerine ne geçiyor, hala anlamış değilim. televizyonun, resimli bir kitap olduğunu da anlamıyor. film-dizi izlemek, roman okumaktır, müzik dinlemek, konsere gitmektir, belgesel izlemek, afrikada safari yapmaktır, hiç para harcamadan onca yeri gezmektir. tabii ki gerçeği kadar güzel tadılmayacaktır bu zevkler, ma zamanınız yoksa, ve tüm bunlardan biraz yapmak istiyorsanız, televizyon neden zaman kaybı olsun ki?