geçmişten günümüze doğru incelediğimizde trinitron,50hz,100hz,plazma,lcd,pixellence,contrast,hd heady,full hd,hede,hödö falan,fişman derken satın alacak olan bünyenin ne alacağını anlayamadığı ve buna rağmen satın alırken "5 sene sonra bir sistem çıkarsa aldığım cihaz bunu destekler mi?" gibisinden soruları da satıcıya sormasını kişiye vazife edindirmiş,evlerin vazgeçilmez elektronik eşyasıdır.
Başkalarının hayatlarındaki sorunları çöpçü balığı gibi temizlemeye çalışarak geçen günlerimin sonunda elime kumandayı alıp, godot' yu bekleyerek geçen ömrümden biraz olsun sıyrılmak için kırmızı düğmeye bastığımda , beyni alınmış bir sunucu , uzun bacaklarına yüksek ökçeli ayakkabılarını geçirip , makyaj sandalyesinde oturmaktan kıçı kurumuş bir kadın, ıııııı yaaaaniii gibi düşünüyorum şu anda efektleri nedeniyle ne anlatmak derdinde olduğunu anlayamadığım için bire ayarlanmış tv kanalına geçiyorum. Bir kadın; o farklı o özel o akıllı, ayaklarının üzerinde duruyor belli, dayak yemiş , satılmış, çocuklarıyla ortada kalmış, bir kadını azarlıyor, sorunlarına çare bulmak için uğraşıyorr " aaaa neden annenlere anlatmadın yaniii sende şimdiii cık cık cık" sorunu diğer taraftan dinleyelim efendim ilkeliyiz biz buyrun anlatın . azarladığı kadının bütün iskeletleri tek tek ortaya dökülüyor. hımmm diyor kendinden emin kadın bakışlarıyla dövüyor diğer kadını benden kaçmaaazzz. 2 ye basıyorum başka bir kendinden emin kadın daha , adamı azarlıuyor. 3 insanlar bir kamyonun tepesinden kafalarına fırlatılan yardım paketlerini yakalayabilmek için birbirlerinin gözünü oyarken , yardımı sağlayan kişi kendinden memnun, mutlu mesut cennet kapılarını aralıyor. dinleyemeyeceğim 4 offf çaaabuukkk olaalıımmm aşşşşkımmmmmm. kırmızı düğme. beğenmiyorsan izleme. tamam izlemiyorum.
müziği şanar yurdatapan'a, müziği aynı zamanda şarkıyı söyleyen rüçhan çamay'a ait ve zamanın moda dizilerinin de yad edildiği bir 1977 şarkısı. sözlerini yazayım da tam olsun:
Kim bulmuşsa Allah razı olsun
Sen gelmeden çok mutsuzmuşuz
Geldin, kuruldun en başköşeye
O gün bu gündür sana tutkunuz
Geldin, kuruldun en başköşeye
O gün bu gündür sana tutkunuz
Televizyon televizyon
Televizyon televizyon
Kırk yıldır görmediğimiz eşe dosta
Kavuşturduğun yetmez mi zahir?
Her akşam çoluk, çocuk, ihtiyar
En azından onbeş telesafir.
Her akşam çoluk, çocuk, ihtiyar
En azından onbeş misafir.
Televizyon televizyon
Televizyon televizyon
Allah var ya ödeyemem hakkını
Erkekleri eve bağladın
Bir dileğim var TRT’den
Lütfen hergün maç yayınlayın.
Bir dileğim var TRT’den
Aman hergün maç yayınlayın.
Televizyon televizyon
Televizyon televizyon
Kurtulduk temizlik masrafından
Colombo başlayalı beri
Lakin her ay yüz lira tutuyor
Çocuğun gazoz ve cikletleri
Lakin her ay yüz lira tutuyor
Çocuğun gazoz ve cikletleri
Televizyon televizyon
Televizyon televizyon
Kimseye yaranamaz zavallı
Herkes eleştirir kendince
Yılda ancak bir ay susarız
Vergisini vermeye gelince.
Yılda ancak bir ay susarız
Vergisini vermeye gelince.
iyi,kötü kavramlarını bir arada sunan göz hatibidir. seyreyleyene bu kavramları daha iyi ayırma, insiyatif kullanma, ve zaman denen kavrama ruh durumuna göre muamele etme gibi ayrıcalıklar verir.
her şeyin bokunu çıkarmayı sevenler için ideal bir bön baktırandır.
21. yüzyıla girdiğimiz şu yıllarda kendisine halen inanmakta olan insanların bulunması hayret vericidir. asıl daha komiği ise hayranı olduğu programın kendince 'fos' çıktığına ayıkan izleyicinin bir de o programa/programcıya küsmesidir.
bilmeyen genç dimağlar için tekrarlayalım; televizyon kurulduğu ilk günden beri bir illüzyondur. amacı bugün bir limoncudan farksızdır: 'malını satmak'. ve bu yolda onu engelleyecek hiçbir şey bulunmamaktadır. etikmiş, değermiş, örfmüş bunlar hikaye.
çok net olarak tekrarlıyorum: televizyonda gördüğünüz hiçbir şeye inanmayın. üzülürsünüz.
insanlığın son 30 yılını tamamen kontrolü altına almış icad. nasıl yaşamamız, annemize, babamıza, çocuklarımıza ve eşimize nasıl davranmamız gerektiğini bize öğreten bizim kutumuz.
olmadığı taktirde daha huzurlu bir hayatın yaşandığı, ancak bulunduğu bir evde mutlaka karşısına geçilip izlenen alet. sadece bir eğlence aracı olarak görülmesi çetin bir cehalettir. televizyon bir kültür bombardımanı aracıdır. her an, hatta şu anda bile toplumun manipüle edilmesi için kullanılır. özellikle amerika'da bir dönem gençlerin sefahet ve cinsellik içerisine yönlendirilmesi için kullanılmış ve şu anda da kullanılıyor. batıyı yöneten zihinler, 'önemli işleri biz düşünelim, vatandaş keyfine baksın, hayattan alabileceği kadar zevk alsın' mantığını benimsemiş ve bu düşüncenin alevini televizyonla körüklemiştir. aynı olayı capcanlı şekliyle türkiye'de görüyoruz.
Ederler yine tombul tombul canım oy
Gelirler yine cılız canım oy
Kiralar yine azgın
Kuyruklar yine dilsiz
Yine mız mız sıkıntı, yine hep vıdı vıdı
Yine hep televizyon, yine hep ortadoğu.
bir çeşit uzaktan kumanda. ortalama hayatlar yaşayan ortalama insanları, her bir şeye inandırabilen, ironik nesne. sen onun kumandasını elinde tutuyosun ama o seni kumanda ediyor.
izleyen aptal* insanların zevklerini beğenilerini yönlendiren bunları yaparken algılarını kapatıp olup bitenleri görmesini engelleyen, orjinal olmayan insanlar yaratan makina.
a.b.d'de yabancı t.v kanallarında uzun yıllar denenmiş ve hala yapıldığı tahmin edilen bilinç altı şartlandırma teknikleri kullanılmıştır. kapitalist düzenin çarkının dönmesini sağlayan icattır.
kendi beynini yönettiğini sanan insanlar tarafından ^aptal kutusu^ olarak nitelendirilen ve artık bunun önüne geçilmesinin zamanının geldiğinin ve bu yapılmassa artık ^^moron kutusu^^ olarak adlandırabileceğimiz nesne.
kitle hipnoz silahı. özellikle 2001 sonrası eski sevgilisi ekonomik kriz ile sevgi-nefret ilişkisinin suyunu çıkartan türkiye'de, ard arda gelen siyasi ve ekonomik değişimlerle, biz, üreticilerin gözündeki "pazar", bizi yönetenlerin/yönetmek isteyenlerin gözündeki "oylar" çok daha kolay kandırılabilir ve yüzeysel bir hale getirilmeye başlandık. bugün youtube'da birol güven'in röportajını izlerken onun söyledikleri şeyler aklıma getirdi, son bir kaç yıldır, dizi ve bbg tarzı programlar televizyonları kuşatmış vaziyette. hatta en nefret ettiğim şeylerden biri olan "gülme efektli" diziler dışında başka hiç bir şeye gülmüyor insanlar. yani gülmeyi bile başkasının dikte etmesi, öğretmesi gerekiyor.
artık kesinlikle eminim, benim gibi bir çok insanın da hayatında son derece travmatik bir etki bırakan şubat2001 krizinden sonra, herkes eve kapanıp bir dönem hayal görmek, gerçek hayatın ağırlığından kaçmak istedi. bu manada en basit ve en kolay ulaşılabilen televizyon imdada yetişti. o dönemin haberlerini gazetelerine online arşivlerinden bakabilirsiniz, o dönemler bu sit-com'un patlamasıyla ilgili yazıp çizenler, bunun ekonomik krizle bağlantılı olduğunu düşünenler olduğunu görebilirsiniz, yani evreka demiyorum burada.*
insanlar, söz konusu televizyon olunca daha çok teknolojik değişimler ve yeni formatlara daha meraklı, haliyle... ancak son yıllarda iyiden iyiye artan "basın grubu", "karteller" ve "holdinglerin basın yayın departmanı" haline gelmiş olan televizyonlar beni çok rahatsız ediyor. bu manada da devreye internet giriyor. blogspot, wordpress başta olmak üzere bir çok internet nimeti bilgi kanallarımızı çeşitlendiriyor. sizi güdüleyen kanalların sayısı arttıkça da farklılaşıp, daha objektif olmaya başlıyorsunuz.
netice itibariyle çok dağıtmış olsak da türkiye'de televizyon, kitle güdüleme silahı olarak çok etkin bir kullanıma sahip bir bilgi kaynağıdır. araştırmadan, kaynağını doğrulamadan bilgi sahibi olmayınız, size dikte edilenleri biraz da olsa sorgulayınız, yoksa birilerinin güttüğü sürülerden farklı olamayacağız.
dünyada insanları mallaştırmak için çıkarılmış olduğuna inandığım alet. allah belasını versin. televizyonla doğu büyüyen gençlerin haline bir bakın. izdivaç izleyen kadınlara bakın. olamaz böyle bir mallaştırma tekniği. her ne kadar izlemeyin desemde izleyeceksiniz. yapacak bir şey yok..
21.yüzyılda altın çağını yaşayan gavur icadı. bu sürede yapılan her aleti kullanıp bir süre sonra sıkılan insan bu aletten sıkılmamaktadır efendim. demekki artık insanlar televizyonları değil televizyonlar insanları yönetiyor.