tehlikeli oyunlar

entry250 galeri2 ses1
    176.
  1. Diğer bir bakış aÇısı ile transeksüellerle ilişkiye girmek. işin bitince ya o da sıra bende derse.
    0 ...
  2. 177.
  3. seyyar sahne nin müthiş tiyatro uyarlamasını zeytinburnu belediyesinin iki tl ye izlettiği oğuz atay şaheseri. belediye dediğin böyle olur, bıravo başganım, öpeyim mi bi kere başganım?

    http://www.zeytinburnukul...r-Sahne/6196/Default.aspx
    3 ...
  4. 178.
  5. oğuz atay'ın tutunamayanlardan sonraki harika eseridir.
    günlüklerinde hikmetin çözümlemesini yapar.
    “Hikmet herkes namına herkesin yaşantısını öldüresiye sıkıcı buluyor. Onların yaşamadığı sıkıntıyı, sanki onlar adına Hikmet duyuyor. Bu nedenle bitiremiyor belki yaşantılarını; sonuna kadar yaşayamıyor. Belki de değil. Belki bir yaşantıyı sonuna kadar sürekli izlemenin bitirmenin, bir çeşit ölüm demek olduğunu hissediyor. Yarım yaşantılar sürdürerek, bütün ölümlerden kaçıyor.”
    Günlük, Oğuz Atay
    1 ...
  6. 179.
  7. Yarın moda sahnesinde sahnelenecek. okumaya yeniden başladım. oğuz atay sen ne güzelsin, naif ve biriciksin!
    0 ...
  8. 180.
  9. insanlara kaptırma kendini, durmadan koşuşma, onlara uyma, insan bir makinedir, bir yerde bozulur, yavaş yavaş kullan aklını, şimdi biraz dinlen, şimdi hep birlikte saçmalayalım, aklımızı dinlendirelim, mantığımızı dinlendirelim, rüyada yaşayalım. *
    3 ...
  10. 181.
  11. oğuz atay'ın ustaca yazılmış kaliteli kitabı.
    0 ...
  12. 182.
  13. Çocukluk efsanemiz (bkz: Mario)

    yan etkileri ve tehlikeleri bu videodadır.

    Video Link: https://www.youtube.com/watch?v=2IdMfb3he7k
    1 ...
  14. 183.
  15. geçen haftalarda moda sahnede izleme imkanı bulduğum harkulade tek kişilik oyun burada harkulade kelimesini çok bilinçli kullandığımı belirtmek isterim. oyundan önce pek uzun oyun ama sıkıcı oyun gibi birkaç saçma lakırdı gelmişti kulağıma da kendim tatmak istemiştim iyi ki öyle de yapmışım erdem şenocak' ın oyunculuğu ve o metinleri bu hale dönüştürme yeteneği... imkanı olan herkes gitsin izlesin derim. oyunu izlemeye gelen seyirci bile pek hoştu inanır mısınız ? oyunun başlama kısmı, bitişi....
    0 ...
  16. 184.
  17. Zall ile ilgili başlıklara yazmaktır.*
    2 ...
  18. 185.
  19. albay hüsamettin tambay her "oğlum hikmet" dediğinde içimin derinliklerine bir cam kesiği düşüren kitaptır.
    oğuz atayın ikinci eseridir.

    --spoiler--
    "bu senin hayatındı oğlum hikmet, böyle bir oyun üzmedi mi seni ?"
    --spoiler--

    okuyacak arkadaşlara tavsiye :

    fazla empati insanı içinden çıkamayacağı kuyulara sürükleyebilir.
    0 ...
  20. 186.
  21. üniversite zamanı sınavlardan şundan bundan gereken özeni gösteremeyip kitabı hiç ederim diye okumayı yaza ertelediğim Oğuz Atay eseri. Albayım, hikmet. Ulan daha okumadan bir bağ kurdum karakterlerle. Oğuz Atay hayranlığımdan olsa gerek.
    0 ...
  22. 187.
  23. Hikmet'ten:
    zamanla, biraz hareket olsun istedim. istediğimden çok hareket oldu. Ben de çevremdeki gürültüyü seyrettim sadece.
    0 ...
  24. 188.
  25. küçük kelimeler ile anlatılamayacak büyük bir yaşamın öyküsü, romanı, kendisi. nasıl ki düşüş, yabancı'nın altında ezilmişse bu kitap da tutunamayanlar'ın altında ezilmiştir. birazdaha irdelenmeyi, üzerine düşünülmeyi hak ediyordur.
    0 ...
  26. 189.
  27. ''kafamın içi cam kırıklarıyla dolu doktor,her düşündüğümde beynimin içi acıyor.''
    3 ...
  28. 190.
  29. 191.
  30. 192.
  31. "neden daha önce haber vermedin sermet?"
    "Haber vermeğe gelmiş albayım. siz şimdi gidin sermet bey. biraz sonra haberli gelirsiniz." artık dursana hikmet. bir insanla olsun tanışırken, kısa bir süre için, kendini korumasını öğren. ben neden böyleyim albayım? üzülme, biz emekliyiz; seni hoş görürüz.
    ben de kendimi hoşgörüyle karşılamak istiyorum albayım. uğraştıkça daha derin bir bataklığa gömüldüğümü hissediyorum.
    4 ...
  32. 193.
  33. "Ey ruh proletaryası! Bu uğurda gerekirse bütün gerçekleri çiğneyiniz! Bir oyunda bile gerçekleri dile getirmek gerektiği yalanına inanmayınız. Sizleri uyarıyorum! Gerçekler sizden yana değildir! Bu oyuna gelmeyiniz! Siz onları kendi oyununuza getiriniz."
    2 ...
  34. 194.
  35. Bir oğuz atay eseridir.
    Hikmet'in yaşadığı bütün duyguları hissettirir insana okurken. Hele ki hikmet'in emekli albay hüsamettin ile olan diyalogları hatta yer yer monologları cezbeder insanı. Bir hikmet olur insan okurken, bir emekli albay hüsamettin.

    "Fakat, allah kahretsin albayım, insan anlatmak istiyor."
    1 ...
  36. 195.
  37. albayım, ben geldim. ben, humorsuzun. yüzyılımızı görmüş kant kadar umarsızım. ha-ha, içimizdeki ahlak yasasından eser mi kaldı. kant'cığım sana söylüyorum, albayım sen anla. her şeyin (nasıl oluyor, balkon demirlerine yaslanmanın da mı?) bir yeri ve bir zamanı varmış, albayım. artık gerekli şartlar oluşmadan, sırası gelmeden konuşmak toplumumuzda kati suretle yasaklanmış. gören de oyunlarla yaşıyoruz sanacak. artık oyunlarla da yaşanmıyor. yaşamak, salt bir oyunsuzluk olmuş. olsun. yine anlatmak istediklerimin etrafında dolaşıp asıl meseleye varamadım. çıt.

    galiba kaybediyoruz albayım.
    11 ...
  38. 196.
  39. 196.
  40. Sen acıyı biriktirmeyi seversin Olric. Sen biriktirmeyi seversin. Hadi devam et şimdi... kuru yaprakları... deniz taşlarını... gözyaşını... sorulamamış soruları... senden kalan sesleri... yaşanamamış paylaşılmışlıkları... birlikte harcamak üzere kalbinde biriktirilmiş zamanları ve hüznü... ve özlemi biriktirmeye.

    bir oğuz atay baş yapıtı.
    1 ...
  41. 197.
  42. 198.
  43. “Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.

    insanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde
    bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine
    düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla.

    Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu
    kararlar. Şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. Oysa, sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır.

    Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak
    durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları
    tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır. Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.

    Bu nedenle, sevgili Bilge, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim. (insanların kendilerini korumak için sonsuz düzenleri var. Durup dururken insanlara saldırdım ve onların korunma içgüdülerini geliştirdim.) Hiç kimseyi görmüyorum. Albay da artık benden çekiniyor. Ona bağırıyorum. (Bütün bunları yazarken hissediyorum ki, bu satırları okuyunca bana biraz acıyacaksın. Fakat bunlar yazı, sevgili Bilge; kötülüğüm, kelimelerin arasında kayboluyor.)

    Geçen sabah erkenden albayıma gittim. Bugün sabahtan akşama kadar
    radyo dinleyeceğiz, dedim. Bir süre sonra sıkıldı. (insandır elbette
    sıkılacak. Benim gibi bir canavar değil ki.) Bunun üzerine onu zayıf
    bulduğumu, benimle birlikte bulunmaya hakkı olmadığını yüzüne bağırdım. (Ben yalnız kalmalıyım. Başka çarem yok.)
    7 ...
  44. 199.
  45. Insanin yalnizligini , yapmacik hareketlerden nasil biktigini anlatan bir kitaptır.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük