Köşe yazarlarından bir tanesinin yazısında:'gerilla ile askerimiz kucaklaşsa ne olur?'cümlesini okuduğumda paramparça ettiğim gazete.tabiki sadece o kadarla kalmadı.
cihangirde, kahvede otururken farkettim ki, tüm beyaz yakalılar taraf okuyor. bunlar cumhuriyetin yetiştirdiği aydın kuşak değilmiydi.çoğunun ana babasıda kemalisttir.ne çabuk taraf oldular.
ne sırtımı döneceğim ne de elimi uzatacağım hep kuşku/şüphe karışımı bir tedirginlikle okuyacağım ceride.
ayarı yok, omurgası yok; tutarsızlık had safhada, liberalizm gibi fazlasıyla kaypak ve değersiz bir ideolojiye sol tandanslı bir mana atfetmeye çabalayarak hıyanete her daim kısacık bir mesafede olacaklarını ispat etmekteler!
3 tane ahmet altan kitabı alan bir liselinin ardından, kasadaki birkaç kişi hep bir ağızdan
-cık cık cık, yazık ya bu yaşta yazık valla,
bilgehan: abi adam patronunuz değil mi, ne diye söyleniyorsunuz?
-ne patronu, gazete çıkarıyosa çıkarsın, o adamın kitabını satmaktan dahi rahatsız oluyorum!
böyle bir yapılanma işte.
30-40 bin tirajları ile kimin vicdanı bu adamlar, hangi özgürlük, kimin özgürlüğü!!!
Ahmet Altan'ın genel yayın yönetmeni ve kurucusu olduğu gazeteye verilen isim.
gündem ile ilgili güzel bir yazıyı da bugün okuyucularıyla paylaşmıştır.
tam insafsız bir saldırı sonucunda bir otobüste yanan zavallı serapın ölümüne yanarken tokattan yedi askerin şehit olduğu haberi geldi.
acı, öfkeye döndü.
belli ki birileri türkiyeyi yeniden kana bulamak istiyor.
ama bu sefer geçmişe benzemez bu oyunlar.
bu sefer, başkalarının hayatlarını rahatça alabileceklerini, insanları kurban edebileceklerini sananlar kendi hayatlarını da koyuyorlar masanın üstüne.
hepimizi öldürebilirler, kürtleri türkleri karşılıklı kışkırtarak sokakları kan bataklığına çevirebilirler.
istanbuldaki genç kızı da, diyarbakırdaki delikanlıyı da, tokattaki yedi askeri de öldürtebilirler.
bin bir türlü kaprisle, siyasi hesapla, çıkarcılıkla bunu yapabilirler.
diyarbakırdaki genç kürtleri sokaklara salabilirler, izmirde, çanakkalede genç türkleri sokaklara dökebilirler.
yeniden sıkıyönetimler gelsin, yeniden tanklar yürüsün, yeniden baskılar artsın isteyebilirler.
barışta kavuşamayacaklarını düşündükleri siyasi güce, savaşta kavuşabileceklerini düşünebilirler.
ama bugün başkasının hayatını tehlikeye atan herkesin hayatı tehlikeye girer.
barışı önlemek için dağa çıkarım diyen türk politikacıyla, dağlara gideriz diyen kürt politikacının zihinsel ortaklığının ördüğü bela kafesine sadece biz girmeyiz, kendileri de girerler.
eğer plan, bu ülkenin insanlarını sokaklarda birbirine kırdırmaksa, ne hapisteki lider, ne dağdaki lider, ne yeni bir darbenin hayalini kuran darbeci, yaratılacak bu belanın dışında kalır.
ergenekonun, kafes planının arzuladığı o kanlı kaosun yaratılmasına yardım etmek için hiç beklenmedik yerlerden koşarak gelenler olduğunu görüyoruz.
on iki yıldan beri tek eylem yapılmamış tokatta, tam dtp davasından bir gün önce askerlere tuzak kuruluyor.
başbakan erdoğanın obamayla görüşmesinden bir saat önce patlıyor tokatta silahlar.
türklerde ve kürtlerde biriken kızgınlığı birileri iyice tahrik edip kalabalıkları sokaklarda vuruşturmak istiyor.
i;zmirde dtp konvoyunu taşlayan kızla, diyarbakırda parti merkezi yakan gencin ırkçı öfkelerini siyasi bir çıkara dönüştürmek istiyor belli ki birileri.
açılım bitti diye sevinçli açıklamalar yapanlar, açılım bittiğinde onun yerini alacak şiddetin nasıl bir şey olacağını sanıyorlar?
o şiddetin kurbanları sadece istanbulda serap, diyarbakırda aydın, tokatta yedi genç şehit mi olacak?
yirmi beş yıllık acının biriktirdiği, beslediği o ırkçı öfke ya barışçı bir açılımla yatıştırılır ve ülke huzura kavuşur ya da alabildiğine kışkırtılır ve bütün ülke, bütün insanlar tehlikeye atılır.
bu sefer o şiddetin hedefinde herkesin ismi yazar.
durum çok açık.
türkiye ya barışa kavuşacak ya da bu kadar kışkırtmayla kitlesel katliamlar yaşayacak, otobüslerde genç kızlar vahşice yakılacak, sokaklarda çocuklar vurulacak, askerlere pusular kurulacak, büyük kitleler ayaklanacak, katliamlar olacak.
ama şunu unutmayın, kürt meselesi artık sadece türkiyenin meselesi değil, bütün dünyanın meselesi.
türkiyenin karışması bütün bölgeyi karmakarışık eder, ortadoğunun bütün dengeleri altüst olur.
bunun bedelini herkes öder bu defa.
bizim gibi sıradan insanlar zaten öder, sokaklarda vurulur gideriz ama hücresi on beş santim küçüldü diye ortalığı yakmaya kalkan apo da, barış olursa benim siyasi geleceğim ne olacak diyen karayılan da, bir kaos planını uygulatıp o karışıklıkta iktidara gelmeyi amaçlayan darbeci de öder, dtpyi kapatıp kürtleri siyasetten atmaya çalışan da öder, dağa çıkarız diyen türk ve kürt politikacı da öder.
ortalığı kan gölüne çeviririz diye babalanıp duranları dinliyoruz günlerdir, kan gölüne çevirirsiniz ama bu sefer o gölde başkalarıyla birlikte siz de boğulursunuz.
bu katliam türkiyede son katliam olur, birçok insanla birlikte katliama destek olanlar da hayatını kaybeder.
toplumsal kışkırtmalarla şaka olmaz, başlatırsınız ama bitiremezsiniz.
bu vahşetten vazgeçin, sadece başkalarının kurban olacağını sanmayın, sizin adınızı da yazarlar kurbanların arasına.
bakın barış için bütün koşullar hazır, hep birlikte yaşayabiliriz, gençlerimiz aydınlık bir gelecekte sürdürürler hayatlarını.
ama barışa kıyarsanız, barışa kıyana da kıyarlar bu sefer.
bu sözümü hatırlarsınız ama hatırladığınız son söz olur bu.
yapmayın, ne başkalarının hayatıyla, ne kendi hayatınızla oynayın.
yine mide bulandıran zavallı bir manşet atmışır.
gerçi böyle bir manşet geleceği, dün sözlükteki tatlı su demokratı taraf gençliğinin 2 yaş zekası entrylerinden belli idi.
manşetten öte manşetin altında şöyle rezil, zavallı ve cehalet kokan bir ifade var; " kürtlerin siyaset yapma hakkı, barıi sürecine "
lan utanmaz, arlanmazlar.
nerede kürtlerin siyaset hakkı elinden alınmış.
bu kadar mı yalan, çapırtma ve provokasyon kokan bir manşet olur.
nerede, neyin barış süreci.
bu kadar zavallı ve rezil bir ifade olur.
dtp pkk destekçisi olmaktan, savaş ve katliamlar yapan katillerin siyasi organı olmaktan dolayı kapandı.
ve bu taraf denen gazetemsi hala kürtlerin siyaseti engellendi, barış diyor.
engellenen kürtlerin siyaseti değil, pkk'nın siyasetidir.
ayrıca barış diyen bu rezil gazete acaba dtp'nin ve onların destekçilerinin barış yürüyüşü deyip, orduevi ve atatürk heykellerini taşlaması için neler düşünüyor.
gerçi kime dersin ki.
bu adamların çekirdek ve kurucu kadrosu değil mi ki pkk'lı itler ile foto çektiren.
bu reziller değil mi atatürk'ün gençliğe hitabesini kendilerince çevirip; ülken işgal edilsede ne olacak ki git işgal kuvvetleri ile işbirliği yap tarzında zavallıca yazılar yazan.
normaldir yani.
en son pkk tokat katliamı sonrası takındıkları tavır ve yer aldıkları tarafla takdirimi kazanan gazete. ki pkk nın yayın organı gündem gazetesi bu olaydan sonra yazdıkları yazılar nedeniyle taraf gazetesini ve yazarlarını hedef olarak göstermiştir. (bkz: k dergisi)
yarın manşette büyük ihtimal ilker başbuğ'un açıklamlarını manşet ederek; haddini bil tarzı densiz bir manşet atacağını ve ahkam keseceğini tahmin ettiğim gazetemsi.
ee onlarda haklı ne de olsa imalar falan direk bunların kafasını yardı.
türkiyedeki devrimcileri arkadan vuran aydınlıkçıların soyunun devamı , yazıları %80 doğruluk payı vardır ama o %20 çok tehlikelidir.aralarında cia ajanı olanların olduğu düşünülmektedir.
ntv gibi yüzyılın rezaletinden sonra hala hangi yüzle, utanmadan yayın yapıyor diye merak ediyorum.
haberlerinin yüzde 90'ı kin ve yalan üstüne olan ve yazarlarının daha geçen apo barış elçisidir dediği rezil bir gazete.
komplo teorisi üretmekle görevli olan son dönemin en popüler gazetelerinden biri. bir şekilde yalan yanlış haberlerle gündemde kalmayı başarıyor. bazen haberi tutturabiliyor bazen de ıskalayıp geçiyor yalan yanlış bilgiler veriyor ama bir hayran kitlesi olduğu kesin.
türkiye'nin en önemli gazetelerinden biridir. yıllardır insanların bırakın eleştirmeyi ağzını açıp tek kelime söyleyemediği olaylar ve kişiler hakkında dilediğince fikirlerini açıklayan yazarlara sahip gazetedir. e şimdi tabii ki bazılarını rahatsız eden bir durum bu. sen yıllarca alışmışın "ağam, paşam sen bilirsin, sen haklısın" denmesine biri böyle lafı koyuyunca köpürüyorsun.