samimiyetten tamamıyla uzak milletvekili! keşke sadece sanatını yapsaydı siyasete hiç burnunu sokmasıydı kendisine duyulan ç.k kadar saygıyı koruyabilseydi. yeri geldi mi barış elçisi yeri geldi mi barış suskunu. geç bunları sırrı süreyya geç bunları. içinde türklük var diye türküye türkü demezken "türkiye büyük millet meclisi"nde ne bok yiyorsun. bu adamın pkk yandaşlığını görmeyenlere de laflar hazırlayıp onları kınıyorum.
PKK'NIN EN KANLI EYLEMLERiNi YAPAN, hakkari'de ensesinden vurulan mühendisten, halisaha maçını izlemek için geldiği yerde katledilen polis eşinin ölümüne kadar sivillere karşı yapılan birçok eylemden sorumlu olan ve pkk içinde bile şahin kanat, intikam tugayları olarak nitelendirilen hpg'li teröristleri kutsadığı görüntüler aşağıdadır.
sonra bu adam barış güvercini, demokrasi aşığı oluyor kimi itlere göre.
dün meclis genel kurulunda söylediği aşağıya naklettiğim sözlerle ayakta alkışladığım milletvekilidir.
"Burada Kürtlerden dahi vahim noktaya itilen bir halk vardır, o da Türklerdir. Türkler
-ben de bir Türk'üm- hacir altındadır. Türk'ün önüne Kürt'e düşmanlık etmekten başka hiçbir alan bırakılmamıştır. Kredi kartlarıyla, sistemin yoksullaştırmasıyla, ideolojik pompaların manipülasyonlarıyla Türk'e düşen tek şey "Sen Kürt'e düşmanlık edeceksin kardeşim." Sabah akşam pompalanan budur. Sabah akşam zerk edilen budur. Türkler bunu böyle bilmek zorundadır çünkü dünyanın hiçbir yerinde halklar birbirine düşman olamaz. Bu kan emiciler, bu güvercin kasapları, bundan bezirgânlık yapanların ürettikleri ve her daim ateşini diri tuttukları bir kazandır bu, bu kazanın içinde kaynamayı reddetmelidir gönlü barıştan yana, insanlıktan, kardeşlikten, ortaklaşmadan yana olan herkes."
siyaset namına konuşmaması gereken adam. siyaset sırrı süreyya'ya hiç yakışmıyor.
bir tek sırrı süreyya ''bdp konuşmacısı'' olarak çıktığında üzülüyorum. program arkadaşı selahaddin yusuf da.
sırrı ağabey, orada mısın? birlikte yaptığımız televizyon programında, kapağını seyircilere gösterdiğin kitapları bile ''şiddet içermeyen bir şiddetle'' tavsiye ediyordun. mest oluyordu seyirciler. fazlaydı ama be abi. kabul et. ''şiddetle tavsiye ediyorum'' diye kursaydın da öyle anlaşılmazdı ki. eminim ben. ama sen -işte eşsiz yufka yürekliliğin senin- ''şiddet'' kelimesine orada bile tahammül edemiyordun. anlamıyordu seyirciler. ben ise anlamazlıktan geliyordum. neyi mi? gizli şiddet içeriyordu çünkü kitap tavsiyelerin. söylediklerin de. çünkü tavsiyelerin çoğunlukla bir kavganın içinden tavsiyelerdi. konuşurken, hep siperden konuşuyordun. anlattığın güzel hikâyeler, traji-komik memleket manzaraları insanları mest ediyordu. internet sözlüklerinde -seninle kavga etmeye çalışıyorum diye- bana yakası açılmadık hakaretler eden dindar(ımsı) kitle, seni az kaldı ''şeyh'' ilan ediyordu. ''az kaldı, iki-üç vakte kadar kelime-i şehadet getirecek sırrı ağabeyimiz'' diyorladı. beceremiyordum. ama yine de kavga etmeye çalışıyordum, evet. çünkü insanların ağızlarına koyduğun dolmayı midem almıyordu benim.
bütün ''kafa dengi'' programlarını geriye sarıp izleyelim. o öksürük öncesi tok sesinle bayrağını yükselttiğin bütün mağduriyetler türkiyenin doğusundaydı. bütün ölümler orada oluyordu. insanlar damdan hep orada düşüyorlardı. insanları akrepler orada sokuyordu. sel hep oraları alıp götürüyordu. başaklar orada geç kızarıyordu. yıldırım insanların başına orada düşüyordu. türkiyenin batısında yaprak kımıldamıyordu anasını satıyım. ne ölen vardı, ne kaybeden vardı, ne incinen vardı, ne yoksul vardı, ne mağdur vardı, ne doğal felaket, ne araba kazası, ne burun kanaması, ne katır tepmesi, ne ekmek meselesi. itiraf ediyorum. içimi klostrofobik bir daraltı basmadan dinleyemiyordum seni. ama kimseye anlatamadım:sen bir seçim çalışması yürütüyordun meğer. bizler -safız ya- bir sofranın etrafına nasıl birlikte otururuz, bir ekmeği ikiye nasıl böleriz diye düşünüp taşınacağız şimdi diye heveslenir tasalanırken; sen önce ''bu ekmeği nasıl bütün yutarım acaba?'' geleneksel kaygısı-entelijansiyasının tapınağına kapak attın. aydın doğan solculuğunun eciş bücüş ''ilericiliğinin'' pohpohlarına gönül indirdin. birlikte yemek yiyerek başladığımız programdan, bir ''allahaısmarladık'' demeden ayrıldın. diyarbakıra gittin. imralı adasının o hermetik hacıları seni ziyaret ettikten sonra da; soru sordular, ben de bağımsız bir aydın olarak fikirlerimi söyledim dedin. anladım o zaman. kani oldum ki, tamam. sen ''adaysın'' artık. halkımız kadim irfanının birçok konuda geliştirdiği birçok özlü sözü vardır, sen daha iyi bilirsin. derler ki; ''evliliğini yürütmek istiyorsan bir kulağın sağır, bir gözün kör olacak.'' bizim sırrı ağabeyin allah yardımcısı olsun, dedim içimden. şimdiye kadar gözleri türkiyenin tamamını göremeyecek kadar kör, kulakları türkiyenin tamamını duyamayacak kadar sağırdı. ama artık geriye kalan gözünü ve kulağını da kaybetmek zorunda kalacak. mesela şimdi. şu anda. bu yazıyı yazarken, 13 delikanlı, baba evlerinde upuzun uzatılmış, yatıyorlar. anaları ağlıyor. kelimenin her iki anlamıyla da ama! babaları tırnaklarıyla yüzlerini parçalıyor. gözlerini aç. kulaklarını aç sırrı ağabey. deme. söyleme sakın. diskur kurma sakın. retoriğe gönül indirme sakın. coplanan kız kardeşlerimizin acısını programda birlikte haykırmıştık; şimdi onların erkek kardeşleri matlaşmış gözlerle, artık görmeyi bırakmış gözlerle ülkemizin güpgüzel, harika göklerine bakıyorlar. gel, şimdi yine birlikte haykıralım. cesaret edelim buna da. boykotmuş, zartmış zurtmuş, s.ktiredelim bu b.ktan ayrıntıları! bırak vekilliği mekilliği! benim televizyon maaşım senin olsun. lanet olsun, bir şey yap! bu hödükçe ezberi bozalım. bu çengelli tuzaklı bulmacanın sayfasını yırtıp atalım. gözlerini sana geri kazandırsın bu 13 delikanlı.hani, bir açlık orucu eyleminden sonra valide terslenmiş ya sana; ''elin adamları için elli gün aç kalıyorsun da allah için niye bir gün oruç tutmuyorsun'' diye. sırrı ağabey, bırak ''cuma eylemi'' maskaralıklarını filan. senin fıkıh bilgin benden çok fazla. cesaret et. cenaze namazını birlikte kılalım. bir tek sen cesaret edebilirsin. kürtçe ve türkçe sarılalım birbirimize. göreceksin, yaralarımız şifalanacak. acılarımız çarelenecek. bizim cesaretimiz kırılırsa sen bizi de uyar, cesaretlendir, tut, ayağa kaldır. tekbir getirelim ve tam namaza duracakken; ''bu canına yandığımın yosma güzeli işveli kaprisli edalı zülüflü kalem kaşlı yağmur saçlı ülkesi bizim, hepimizin, hiç birimizin.'' diye haykıralım.
benim fıkıh bilgim bu kadar sırrı ağabey. yanlış mı?
meslisteki söylediklerine hak vermemek elde değil , lakin aynı şekilde pkk 'nin eylemlerine de karşıda bir konuşma yapmalıydı bdp 'de değilde başka bir partide olsa düşüncelerini daha çok tasvip eder halk.
her bi konuda söz söyleyen kişi.
bilip-bilmeden konuşmak diye bir cümle var. insan her şeyi bilemez ama bilgi sahibi olmadığı konuda susmasını da bilmeli
Dün mecliste sınırdışı operasyon yetki tezkeresinin görüşülmesi sırasında BDP grubu hakkına söz almıştır. Söylediği cümleler şu minval üzerine:
"Siz burada bu tezkerenin geçmesine onay verirseniz eve gittiğinizde çocuklarınız size 'anne, baba bugün mecliste ne yaptınız' diye sorduğunda siz ne diyeceksiniz? 'Oğlum, kızım biz bugün mecliste kardeş bir halka savaş ilan ettik' mi diyeceksiniz?"
Bu cümleler BDP'nin zihniyetini o kadar güzel ortaya koyuyor ki artık ne derseniz boş. Bunlar PKK denilen terör örgütü ile Kürtleri bir tutuyor. Yıllardır dağlarda haince, puştça, kalleşçe bizim askerimizi şehit ediyorlar. Bu bir savaş değilmiş de tezkerenin kabulü bir savaşmış. Gülerim ben buna arkadaş.
Bunlar tutturmuşlar bir terane gidiyorlar peşinden. Hiç birinde zerre miktar yürek yok. Meclisi boykot ettiler. Laf. Tek amaçları vardı ülkeyi kaosa sürüklemek. Sonra tıpış tıpış geldiler. Niye çünkü bunlar siyasetten anlamıyorlar. Kan dökenlerin maşası olmak bunların işi.
Mecliste halkın iradesi halkın iradesi diye tutturuyorlar. Halkın iradesi doğu ve güneydoğuda halkı ölümle tehdit ederek oy kullandırmakla olmuyor. Ancak bunlar bunun fehminden maalesef uzak.
meclis kürsüsünden söylediği aynştayn ın lafı, asıl kendi içinde olduğu zihniyete tam oturmaktadır.
80 lerden beri ellerine tutuşturulan keleşlerden bir adım öteye gidemeyen terör zihniyetli malum kürtler ahmaklığın en büyüğünü ve en kanlısını icra etmekteler.
bugün devlet birtakım geçmişte yapılmış yanlışlıkları görme eğilimde olup, demokratik açılım gibi ya da diğer açılımlarla meselenin çözümü noktasında elini taşın altına koymaya çalışırken diğer güruhtan bomba sesinden başka bir ses gelmiyor.
siyasete seçildikten 4 ay sonra gelebilen birileri hangi sorunun çözümünde bir faydaları olabilir?
s. s. önder in söylemleri kendi bağımsızlığında bir anlam ifade edebilir belki lakin, üzerine sinen barut kokusu mideleri bulandırıyor.
meclis konuşmasında 'bir ülkede zorunlu askerlik varsa şehitlik yoktur' sözüyle tarihe not düşmüştür. çocuklarının şehit olduğu varsayımıyla içlerinin bir nebze olsun rahatlatılmaya çalışıldığı annelere ise acı olmuştur. ama gerçekler acıdır! acılar ise gerçtir!
millietvekili olmadan önce ve sonra olarak değerlendirilmesi gereken yazardır. vekil olmadan önce demokratik, özgürlükçü yazar rolünü oynamıştır. vekil olma sürecinde ise seçim irtibat bürosunda molotof kokteyl bulunması ile başlamıştır olaylar. bdp tarzı siyaseti kabul edip özgürlükçü çizgisini teröre mesafe koymayan bir partinin en azılı elemanı olarak değiştirmiştir.
tbmm de yaptığı şehitliği sorgulayan konuşma ise tam bir hezeyandır. askerliğin zorunlu olmasından dolayı şehitlikten bahsedilemeyeceği konuşması milletini tanımamazlıktan ileri gelmektedir. doğuda, güneydoğuda askerler operasyona çıkarken düğüne bayrama gider gibi gidiyorlar. bir de galiba allah ile çok yakın irtibatı var kimin şehit olup kimin olmadığını biliyor.
pkk insan öldürmeye başladımı inine çekilen ardından pkk insan öldürmeye ara verdimi ortalıkta bize böyle böyle yaptılar devlet bizi hep eziyo diye zırlayan insan olmayan ama ne olduğuda bilinmeyen mahlukat.
söyledikleri kızdırmıştır iktidarı ve diğer partilerin borozanlarını. fikriniz varsa sizde beyan edin, adama küfür etmekten başka bir şey yaptığınız yok. ama zurnanızada üç delik var, basıp basıp duruyorsunuz. " tüü bölücü, yuhh delici, ohaa vatansız".
sırrı ciğerli adamdır, mecliste onun gibi 10 tane daha adam olsa sorun kalmaz ortada.
sözde demokrattır kendisi. düzeni eleştirmeye gelince zaten herkes yapıyor. önemli olan arkasından hunharca vurulan, sokak ortasında katledilenlerin hesabını sorabilmesidir. bunu yapıyor mu? tabii ki hayır. mazlum rolünü oynayarak ve kulağa hoş gelen kurgu cümleler kullanarak bir yerlere varamayacağını bilmesi gerekiyor. bir umuttu ve şu ana kadar bir numarası görülmemiştir. acı ama gerçek.
peşinen edit: millete ayar verdiği ise sadece laf salatasıdır.kime göre neye göre ayardır? dünya üzerinde ezilen halk sadece kürtler deildir ve ezene karşı bu ülkede başkaldırışı en iyi şekilde yapanların yanında kendisi solda sıfır kalır. en basit örneği için adnan menderesi incelemesi yeterli olacaktır.
devamlı bir şekilde hariçten gazel okuyan, kimilerinin barışçıl bulduğu sahte okey. özgürlük ve demokrasi laflarını kullanarak pkk'yı savunan güruhtan sadece bir tanesidir. sonuna kadar bdp'yi savunur fakat bdp'lilerin istanbul'da kreşe saldırıları ve mardin'de ilkokul saldırıları hakkında ise televizyon karşısında sessiz kalmasıyla bilinir.