burda suç işlemiyoruz tabi ama sanki birgün tüm bu yazdıklarımızın hesabı sorulacakmış gibi geliyor, ürperiyorum! 12 eylül'de bebekmişiz ama havasını almışlığımız var işte.
çocukken nasıl korkuttularsa hala aklımdan çıkmıyor lan, ürperiyorum.
halacığım, anneciğim, babaanneciğim 'şunu yapma bak yoksa pipin düşer.' demek nasıl bir ruhun ürünüdür söyler misiniz bana? yapma deseniz yapmam zaten. ufacık çocuğa öyle şey söylenir mi lan? niye psikolojimi bozuyorsunuz benim?
bir sabaha üzerimde peynir yığınları ile uyanmaktan, böyle pis bir şakaya maruz kalmaktan ya da çaktırmadan peynir yedirilmekten korkuyorum. nefret ediyorum lan peynirden, tiksiniyorum, ellemeye bile çekiniyorum. hatta şimdi bile bir tuhaf oldum.
hamamböceği. bir erkek hamamböceğinden korkar mı diyorsanız korkuyorum arkadaş nerde görsem kaçacak delik ararım yeminne. çok tiksinç bir hayvan. yılan, akrep vs. haşeralardan korkmam terliği yapıştırıveririm ama bu hayvanı görünce vücut reaksiyonum değişiyor.
hani klozet kapağını kaldırınca sifonun su dolduğu kısma dayanır ya. hani o kapağın menteşelerinin ve o sifonun su dolduğu yer arasında bi boşluk var ya. ha işte o boşlukta hamamböceği falan olmasından ve kıçımı ısırmasından çok tırsıyorum.
elimde kesici aletle yürürken * düşmek ve yaralanmak. biraz obsesif kompulsif dalgasından var galiba bende. neyse ki çok eski bi tedavi yöntemi var... <yatçaz-kalkçaz> "yatçaz kalkçaz geçicek yavrum.."
altının boş olduğunu bildiğim rogar kapakları, ızgara, mazgal vb. hedelere basamıyorum. etrafından geçiyorum. çalıştığım yerde 88 metre uzunluğu olan kazanın kotlarında (5m. 11m. 33m. 55m. 77m. kotları) yürümekten korkuyorum, yükseklikten dolayı değil, altı boş çelik kontrüksiyon ızgaralarla kaplı olduğu için.