Duş alırken saldırıya uğramaktan aşırı korkarım. O ne öyle savunmasız bir şekilde yakalanıyorsun falan.
Not: görende hareketli bir hayatım var sanacak, tüm gün evdeyim.
(bkz: ev kuşu)
(bkz: yalnızlıktan psikolojisi bozulan adam)
yolda yürürken birinin saçlarıma sakız atmasından korkuyorum. olum malum kıskanç insan çok, atarlar haberin olmaz valla, başıma geldi ondan diyorum. öyle saç deyip geçme, uzunluğu çüküme kadar neredeyse, o değilde neden benzetme yaptırıyorsunuz bana yahu, ama güzel benzetme yaptım, teşbihi bülük, bi dakka teşbihi beliğ olacaktı o.
düdüklü tencere. ulan ocakta düdüklü tencere varken mutfağa adım bile atamıyorum. patlama potansiyeli çok yüksek almayalım böyle aletleri bunlar hep amerikanın oyunları.
astro karılar. Normalde bir kadın için asla 'karı' demem ama bunlara en ufak haz etmiyorum ve görünce sübhanekeyi okumaya başlayıp kafamı çeviriyorum ya da kaçıyorum.
koridorda ışık yanarken, odadan kapıya baktığımda bir yaratık eğilip bana bakacakmış gibi hissediyorum. sanırım işaret filmindeki uzaylının binanın arkasından çıkıp kameraya baktığı an ile ilgili bir durum. beynimi seveyim.
Mutluluğumu paylaşamayacak bir konuma düşmekten korkuyorum lokomotifci olarak. Mutluluğu ağır depresif durumlarda da olsa stabil tutabilen karmaşık bir beyin aktivitesine sahibim. Paylaşılmayan mutluluğun benim için anlamı olmamasından kaynaklanıyor bu durum.