sabah 8' de kalkıp bakkala giderdim. ekmek alır ekmeğin tepesinde yiye yiye eve dönerdim. 10 gibi arkadaşlarım çağırır dışarı çıkardım. akşam oluncaya kadar oynardık ne uykum gelirdi ne de bir işim olurdu, hiç yorulmazdım. ezan okunmadan evde olmaktı gaye.. tabii geç kalıp laf yediğimiz günler de oldu. kana kana su içerdim ağzımı musluğa dayayıp, annem ''terliceksin oğluuuum'' dese de ben içerdim o suyu. akşam yine dışarı çıkıp saklambaç oynardık. geceleri ise en huzurlu uykularımı uyurdum ben, harbi ben ne ara bu kadar büyüdüm? uykularımı özledim ben. huzurlu uykularımı, hiçbir şey düşünmeden uyumak istiyorum eskisi gibi... çocukluğum gibi...
zil çaldığında koşa koşa abimin yanına gidip paralarımızı birleştirip simit ayran alırdık. sağ olsun o benim yerime sıraya girerdi. sonra oturup bir köşeye abi kardeş o kuru simidi yerdik. o simidin ve ayranın tadı hiçbir yerde yok.
kaybettiklerim arasında en çok kendimi özledim. neydim, ne isterdim, neleri severdim...? gibi soruları olan kendimden çok başkalarını mutlu etmek için yaşadığım bir hayatın bekçisiyim ne yazık ki artık.
Yuksek bir yerden denize cuup diye atlamayi,
Kizgin kumlarda tabanlarim yanarken denize kosmayi, mis gibi serin bir havada bol agacli bir yerde piknik yapmayi,
Bol nutellali waffle i,
Bir de etrafimda mantikli konusan insanlarin olmasini,
Cok ozledim be sozluk.