Mezun grup olarak dersaneyi kafeye çevirmeyi, özellikle kütüphaneyi bu işe alet etmemizi, dersane kar tatili olduğunda bile evde sıkıldığımızdan inatla dersaneye gitmeyi, kartopu savaşı yapmayı, her gün ders çıkışı koridorda toplanıp yaptığımız ayak üstü muhabbetleri.. O kadar güzel zamanlardı ki bitmesin isterdim. En güzel, en eğlenceli senemdi yorucuydu belki ama renklendirmeyi bildik. insanlar gider anılar kalır işte...
zillere basıp kaçmayı,
sıdıkanın pencere maceralarını,
masumiyetimi,
mutluluğumu,
babam boluya gidiyor diye ağlamayı,
fenerbahçeli bisikletimi,
mahallenin kızlarıyla ip atlamayı,
erkeklerle boş inşaatlarda poliscilik oynamayı,
biriktirdiğim sürpriz yumurta oyuncaklarını,
aptallıklarımı ve saflığımı,
sıhhatler olsunu saatler olsun diye anlamayı,
akasya durağının olmadığı zamanları,
sabahları atv'de çizgi film kuşağının olduğu zamanları,
çocukluğumu özledim. Ben ben olmayı özledim!
ilkokulumu özlüyorum ve ölene dek özlemeye devam edeceğim. izmir'in en eski okullarından birinde, kocaman bir aileydik biz. flütlerle kılıç savaşı yapardık. "kestirme merdiven" adını verdiğimiz yerden sınıflara çıkardık. yağmur yağınca soyunma odalarını su bastığı için tuvaletlerde giyinirdik. birbirimizi korur kollar, bahar ayları gelince okul çıkışındaki satıcılardan "bi liralık erik" alırdık. ha bir de ipek böcekleri.
sonra ne oldu? büyüdük. geriye de özlem kaldı.