aşkla ilgili mevzular genelde dertleri oluşturduğu için birazda sinir bozucudur. Ama ölesi daha iyi tabiki başka dert vermesin zira adamda aşk meşk takıntısı bırakmaz mumla ararsınız o zamanları.
birkaç gün sonra okulun başlayacak olması ve bunun sonucunda da oluşan sabahın köründe kalkmak, dersler, sınavlar, yeni bir ortam, hatta yeni bir şehir sıkıntısı.
yaklaşık 2(iki) haftadır hapşırarak uyanıyorum ve akşama kadar da hapşırmaya devam ediyorum. hastalık mıdır yoksa alerjik bir durum mu var çözmüş değilim. burnum akmıyor, grip gibi değil yani. sadece hapşırık. tuvalette, duşta, yüzümü yıkarken... ansızın geliveriyor.
korktuğum başıma geldi sözlük. şaka gibi ya hala inanamıyorum. kuzende bu hastalığa yakalanmıştı ve ameliyat olmak zorunda kaldı. anlattığına göre hiç çekilir dert değil, gelen doktor parmaklamış, giden doktor parmaklamış. inşallah bende olmaz diye içimden geçirmiştim ama dün farkettim ki bu hastalık bende de var. ilk önce bir acı hissettim ve yediğim turşudandır diyerek fazla takmadım kafama. ama günler ilerledikçe ulen ne acıymış bee hala yanıyor diyerek gezinmeye devam ettim. sabah şüpelendim ve elimle bi yoklayayım dedim. yoklamaz olaydım. o an dünyam başıma yıkıldı sözlük. vizeler zaten yedi bitirdi birde bu çıktı başımıza... daha doğru kıçımıza, kıçıma. evet basur (hemoroid) e yakalandım üzülerek belirtmek istiyorum bunu. hay ellemez olaydımda hala turşu yakıyor zannetseydim... elle yokladığımda ufak şişkinlik hissettim. hoşumada gitmedi değil hani *. sonra napıyon olum deyip dezenfekte ettim elimi güzelce. tedavisi nedir, nasıl geçer araştırıyorum. hay anasını satayım ya.. bir bu eksikti. hemoroid olduk. yada hemoroid çıktı. daha nasıl teleffuz edilir onu bile bilmiyorum.
çok fazla dağınık olmamdır. hem de herkesin bildiği gibi değil, dağınıklık seviyem biraz daha yüksek. odama annemin deyimiyle köpek bağlasan bile durmaz. en basitinden örnek vereyim; kravatım(okul kravatı) mutfaktaki tencerelerin içinden çıkmakta, sütyenlerim bilgisayar kasasından çıkmaktadır. aşmış bir insan modeliyim.
mutsuz, tatminsiz,kocaman boşlukları olan bir ruha sahibim dostlar. çözüm tavsiye beklenmektedir. özlediklerim var ama ne görebilirim ne sarılabilirim. çünkü çok uzaktalar. yakınlarımdakilerde hayatımın en anlamlı dilimlerinde yanımda olamamışlardan. sonradan kazanılan arkadaşlıklar. ama can dost değiller. midemin içinde kocaman bir demir var sanki. her nefesimde o ağırlığı hissedebiliyorum. hayat beni tüketiyo değiştiremiyorum. sevmediğim bir sehir cok sevilmeyen bir iş.
hafta sonu tatili olan, sabah 9 aksam 5 mesai, en az 3000 tl değerinde bir maaşa sahip şuan ki işimden daha iyi şartlarda bir iş bulamamak sözlük benim sıkıntım bu.
kendimi dilini kültürünü bilmediğim bir coğrafyada gibi hissediyorum şimdilerde...anlaşılamamak boğazda yükenmez yumru...boğuluyorum bazen iyi niyetle dahi olsa hayatıma müdahalelerden!
bir de bürokrasiden dertliyim azizim, kağnı hızında...ve ben de tükeniyorum beklerken ışıkhızında...