tahtadan bir masa etrafında,
üç kuruşluk hayata kelepçeli iki kişi.
beti benzi atmış beyaz örtü üzerinde iki kadeh şarap,
ve kayık tabakta can kırıkları.
sözler uçuk, cümleler kaçık.
adamın tırnak aralarında havada kalmış iltifat kalıntıları
ve ellerinde bir parça şefkat.
kadın doğuştan ağlamaklı,
sesi, beyaz mermer tende kırmızı bir dudak,
avuçlarında acıklı sevda dokunuşları.
diller farklı,
hüzün aynı.
anılar farklı,
acı aynı.
...
aşk,
en uzağı yakın yapan,
sessiz sözsüz anlaşma sanatı.
yarim isyanlarda 'onay alamadım. neden?'
daha 10 tane entry girmeden.
bu şekilde sitem etmen bile hata,
bir zahmet vakit ayır, bakıver şu formata.
edit: bu şiir yanıbaşımda sürekli başımın etini yiyen 6. nesil yazar adayı aşkıma yazılmıştır. tez zamanda onay alırsa bu entry kendi kendini imha, yazarını göt edecektir.
edit 2: ha gayret aslanım.
Ne kadar sustuysam o kadar büyüdü içimdekiler
Damladıkça derya deniz oldu biriktirdiklerim
Kimselerle konuşamadıgım zamanlarım sensiz geçirdiğim günlerime eşit
Sonunu görmediğim yollarda arıyorum kaybettiğim benliğimi
Zamanın sayflarını gözyaşlarımla işliyorum
adını bilmediğim diyarlarda gün sayıyorum
Gelmeyeceğinden emin bekliyorum gelmeyeceğini biliyorum
Bir gece ikimizi mektup yazdım şişeye koydum.
Birde baktım deniz yokmuuuş...
Söylediğin her 'olmaz' çiçeklerimi soldurmaya meyilli bir rüzgar misali
Estikçe içimi titretiyor sevgisizliğin.
Üşüyorum.
O kadar yoksun ki yanımdayken bile özlüyorum seni
isminin karşılığı uzaklardan çok uzaaak
Senli geçirdiğim günlerimizi kucakladım ışıkları söndürür müsün
Henüz delirmedim fakat; sevgisizliğinden ölebilirim kimbilir
Boşluğa düşen hayallerim hüznün resmini çizmekte.
Birgün bana gelirsen onu sana vereceğim.
bana gelirsen.birgün gelirsen
Gelir misin.
Mutsuzluğum içime sığmıyor haykırasım var dağa taşa ona buna.
Anlatamıyorum (!)
Öyle uzaksın ki bana ne kadar çabalasam da sana yetişemiyorum.
Yokluğun dipsiz bir kuyuydudüştüm gözyaşlarımı silmek istersen
Bana gelirsen birgün.
Birgün gelirsen
Bilmeni isterdim birşeyi.
Sen bu satırları okurken çok uzaklarda değilsenin çok uzagında olacagım
Tek başıma yola çıktıgım dönüşü olmayan sapaklardan birindeyim şimdi
Herşey'den sessizce gidişimin manzarası bu
Yanıma kimseleri alamadım
Ama arkamda bıraktıgım öyle çok şey var ki
içimde yeri asla dolmayacak koca boşluklarlasensizliğe koşuyorum
Hayal taciri oldugum bugunlerde kendine iyi bak
Özlemlerimisevgimi sana dair herşeyi bir şişeye doldurdum ve agzını sıkıca kapattım
Denizin en derinlerinde yüzdürüyorumsen'li hayallerimi
Yabancı bir yaşama merhaba dedim heyecanla
Seni görür gibi oluyorum her sokak başında
Şu giden sen misinya bu koku
Özlemek bu muböyle birşey mi biri bana anlatsın
Heryerimde tütüyorsun
Yabancı kollardatelafisi olmayan bi hayata savruldum
Sensizliğin tadını çıkardığım şu gunlerde kendine iyi bak
Yüreğim ne kadar yorgunsagözlerimde bi o kadar küsgün
Kusura bakma artık ağlatamayacagım onları senin için
Senin asla göremeyeceğin bi düşün ortasında sensizlikle başbaşayım
Kucagımda anılarboş duvarda sen'li ben'li fotograflar
Yüzümdeki gülümseme o gunlerin hatrına gözümden süzülen incilere aldırma herzamanki halleri zira
Senin olmadıgın bi şehirdesen'li düşlere gebeyim
Ne kadar yoksano kadar varsın
Denizin mavilerinde yüzdürdüğüm ikili hayallerim adına iyi bak kendine...
Ben ne kadar kaçarsam sensizlik bir o kadar sokuluyor ne uzagında olabiliyorum ne seni yok sayabiliyorum
içimde çöreklenen bu duyguyla gün geçirmeye alışmam gerektiğini biri bana anlatsın.
Her adımımda içe batıyorum her sokak başı yüzünü arıyorum
Benzemez(di) kimse sana derken.
Artık herkes ''sen''.
Kime baksam gözlerin kiminde ise oyugunda kaybolmak istediğim gamzelerin.
Gün kapımı aralasın sensizliğime kimsesizliğime ağlasın
Şimdi herşey yarım herşey eksik sen yoksun ya çayım bile şekersiz !
Seven kızın romanı...
Uzakta bi yerlerde beni beklediğin düşüncesi ruhumu okşuyor rahatlıyorum.
O vakit ağlamak bile tatlıgözlerimden süzülen incileri avuçlarımda biriktiriyorum.
Ya gelirsinya ölürüm,
Nefes almıyorum seni soluyorum ya gelirsin.
Ya...
Zaman unutturmaz alıştırır.
Alışmakalışmaya çalışmak buna mecbur olmak.
Zamanla alışırsın zamanla unutursun zamanla düzelir herşey güzel olacak!
Herşey sensinsen olmadan neye yarar koca kainat ?!
O zaman bahçelerimde ne çiçek açar ne de parmaklarıma konan kuşlar öter
Yagmur yagmaz ki topraklarıma bulutlar sus pus olur...
Mevsimler küser bana anlasana be adam sen yoksan çayım bile şekersiz.
Zamana değil sana ihtiyacım var başımı dizlerine koysam olup bitene başucundan seyre dalsam olmaz mı?
Sıcak kucagında yerim olmalı öyle sarmalısın ki beni.
Ben sen olmalıyım sen bensin zaten...
Gözlerim yağmaya hazır bulut misali ıslanmış bir cam ardından izliyorum hayatı !
Yanlızlıksa yakama yapıştı! ; sahip olabileceğim tek gerçeğim oldugunu söyledi.
Ne yapsam dagıtamıyorum bulutları.
Kimsesizliğimin adını sen koydum.
güzel gözlerinle büyülü cemalin yakıyor içimi
her aklıma geldiğinde bitiriyorum bir viski
nasıl da unutursun saatlerce yaptık ya jet ski!
ben sana doyamadım be yavrum, unuttun mu sen beni?
taş üstünde taş bırakmadım, aradım kalbini
tek ki, tek ki bir daha atışını duyayım diye
ölme ne olur! beni tekrar sevmeden ölme!
gerekirse cerrahın olurum, parası her ne ise!
hayalin geliyor bazen aklıma, her yerde.
hayaline bile bakmaya kıyamıyorum, o derece.
unutamadım yar kalbini, unutamadım sessizce,
sessizce aradım her yerde, bir tek sesini duyayım diye
hayaline bile bakmaya kıyamıyorum
kötü gözlerle seni soymayayım diye.
eski sevgilime yazdığım acı dolu şiir. aynı zamanda yeni bestem. okurken yürek burkan...
bizim cool geri döndü şapa oturduk ahali
bunu biri fena düzmüş kaçmış gene şemali
kanka kızma vallahi hiciv yapıyor bu semavi
seninle dalga gecmek cok günah hiç ödenemez vebali. *
Köpekler havlıyor sokaktaki hayaletime,
Uyan sana geliyor.
Hayır hayır sen kımıldama yerinden,
Kaldırma o ağır bedenini,
Ama serbest bırak ruhunu,
O bulur yolunu. **
bir su bardağı o..
bardağı taşıran son damlayı bekliyor..
bir su bardağı o..
akşamdan kalmış bir çay lekesi dibinde..
bir su bardağı o..
söylüyor her seferinde..
bir su bardağı o..
bardağı taşıran son damlayı bekliyor..
bir su bardağı o..
artık onunla çay içilmiyor..
beşerin gördüğü toz parçası ile,
sineğin gördüğü toz parçası bir mi?
beşerin üflediği toz parçasını,
hiç, ufak bir sinek, kaldırabilir mi?
bir beşer, bir sinek öldürebilir de
bir sinek bir beşeri öldüremez mi?
sineğin gördüğü toz parçasını da
en keskin gözlü beşer, görebilir mi?
zirvesi görünmez, büyük, yüce bir dağ,
kalkıp da ayağa, yürüyebilir mi?
büyük, heybetli ve başı dumanlı dağ,
bir gün yıkılsa, canı yanabilir mi?
sinek aciz, beşer aciz ve dağ aciz...
aciz beşer, sorguya çekilecek mi?
yarın yaradan sorguya çektiği an,
utanmadan, "inanmadım!" diyecek mi?
o an, beşer, iğrendiği mahluk ile,
sineklerle yok olmak isteyecek mi?
o an, beşer, başı dumanlı, heybetli,
bir dağ olup, yıkılmak, isteyecek mi?
besmele çek, tevbe et, uslanmaz beşer!
yaradan sana irade vermedi mi?
kullan iradeni, yarınımız mahşer,
sen seç kendi yolunu, hayır mı, şer mi?
yürüyorum başım dimdik
çıkışım bir kavganın içinden
ne yenen var ne yenilen
baharımı kucaklıyorum
ve benim
ne yaralı ne korkak
seviyorum yaşamayı yaşatmayı
yüreğimde büyütüyorum
bütün kavgaları
büyütüyorsun yüreğinde
minik minik eller
eller çiziyorum
ve tutsaklığı kırıp
yeniden kucaklıyorsun
o zaman bir sondur yaşamak
başlagıcı bir son
sonu bir başlangıç
gözler var hücrelerde
hep bir ağızdan
güneşi içiyorlar
kederden de değil
seviyor bu adamlar kadınlar
seviyoruz...
bir çiçek açar gibi
susarsın
aslında susma konuş
susmak
bir çiçeğin açması gibidir
yine susarsın
konuşmayı özleyene denk...
eli silahlı gece
hep böyleydi aslında geceler
ışıklandırmak için mumları söndüren sendin
tekrar tekrar yakman gerek
söndürebilirsen
bir çiçek daha açılacak demektir...
çiçekleri de sen açtırdın
kavga yükleniyor bedenine
susmalısın yine
simitçi çocuk bağırıyor
üşüyorsun özgürsün...
tutsaklık çökmüş
pazar sabahı gibi
dumanlı sanki
gökyüzü
uğultular gelir aklına
resmini çiziyorsun
yapma...
bizi bu gecelerde tutsak ettiler,
tecavüze uğramış her kadın
bedeni ve her geri dönüş
gibi isyan ettik
söylediklerimiz sadace tatlı sözlerdi
tatlının tadını bilmezdik oysa
tükettik ister istemez
tüketmeyide öğrendik
sankiler kaldı şimdi
oysa gereği yok
gereği yok inanmanın
ve de gül kokusunun
kokuların da anlamını bilmeyiz biz
seviyoruz deriz
çok da severiz hani
sevmeyide bilmiyoruz
sevilmeden büyüyoruz
ve sevdik diyoruz
sanmıyorum...
anımsıyoruz geçen günleri
yıkılanları, tek kazancımız ve bildiklerimiz bunlardır
yıkılanları, harabeleri biliriz
türkü söylemeyi bir de
türküler güzel
sözleri de öyle
sen de güzelsin ama neden bu kadar çirkisin
ne güzelliği ne de çirkinliği biliyorsun
ikisi olmayıda beceremiyorsun,