Yokluğunda; ışığını kaybetmiş bir güneşin,
Ölgün bakışları altında uyanıyorum sabahlara.
Seni düşlerken filizlenen ümitlerim,
Kayboluyor seni ararken başka hayatlarda.
Oysa ki, ışığını hiç fark etmemiştim,
Seni kaybetmeden önce, var olduğunda.
böyle bırakıp gitmemeliydin
yüzünü bile göremeden elini tutamadan
belkide hissetiğim o sıcak tenine dokunamadan
erken olmadı mı bu amansız ayrılık
sen yokken gecelerimde hüzünlenmiş bir ben bir sen
susmak lazım belkide umarsızca bu bekleyişe
ta ki bile bile gelmeyeceğini çok uzaktayken
yalnızlık zor sessizlik daha bi acı bu bedende
susmaklar çaresiz en derinden kanayan yara misali
susuz kalmış bir kuşun çöldeki haykırışı
onun gibiyim galiba yalnız ve susuz
bir çare olsa haykırırdım çılgınca içimdeki çığlıkları
kim duyardı bilinmez
onu bir tek bilen yine ben ve yine içimdeki sen
aslında tek vücut olmaktı bu
sahipsiz çıkışların son müjdecisi
yalnızlık..
son demimde kayboluşlara inat
yaşamaya devam et ey kainat...
(P)rensesimsin benim dünyalar güzeli
(E)melimdir öpebilmek bir kez de olsa seni
(L)ayık mı ulan sana o ibrahim kendirci
(i)ste sen ben yaparım her istediğini
(N)ick'im firstofall* gel bul beni*
hayallerimin enkazında çırpınan bir umut gördüm o gün ;
karların arasından fırlayan bir kardelen misali...
gülüşün güneşim oldu sonra...
seninle uyandım uzun simsiyah gecelerin ardından...
ister inan ister inanma ama ; güneş bile ısıtamazdı içimi senin bir tebessümün kadar...
hayattan son yumruğu yemiş ; yerde yatmaktaydım...
havlu atmak uzak değildi artık...
ama seninle inanmayı öğrendim ben...
tüm gerçeklere göğüs gerercesine...
karanlık sokaklarda yakamozum oldun ; yolumu aydınlattın...
sesimde , tenimde , gözlerimde ve kalbimde ;
her yerde sen vardın...
konuşursam saçmalayacaktım...
belki o yüzden sustum saatlerce...
susarak anlatmaya çalıştım herşeyi ve sanırım başardım da...
sonu olmadığını bile bile , her yeni güne beraber uyanmak istedim seninle...
aşık olmaktan öteydi bu...
ya da yıllarca aşk sanmıştım boşvermişlikleri...
ve hikaye bir gün bitti...
aynı şehrin havasını solumak bile mutlu ediyor beni şimdileri...
okul çıkışına gelip sana bakıyorum bazen...
lanet olsun ki hala bıraktığım gibisin...yoksa beni bıraktığın gibi mi demeli ?
hangi şiirimde güneş açtı ki bu şiirimde güneş açsın,
kulağıma hoş gelmeyecek konular açılmadan kapansın,
sen ki bu zevkli dünya hep dönecek sanansın,
yıldızların sevgilisi karanlıkken aydınlık ne yapsın...
çekiç,çivi ve tahtadan oluşurken tabut,
içine insan girdi mi gözlerde oluşur karabulut,
toprağa düşerken gözyaşın,tabuttan çıkarırlar cansız vücut,
toprak yavaş yavaş naaşı yutarken hani nerde son bir umut...
işte bitti bir ömür zengin de yerin altında fakir de,
başlasın yeni hayatlar,sonunun ölüm olduğunu bile bile,
ölüme çare bulamazken lokman hekim bile,
zevkin sonu yoktur ki çabaların nafile...
hezaran şiirlerinde ölümü işleyerek ölecekse,
yanan herbir mum eğer bir zaman sönecekse,
her başlangıcın sonu olduğu bir gerçekse,
boya hadi sen de resmini ölüm gerçeğine...
Yasaklandım.
Ellerime demir parmaklık ilişti, öfkem miras suskunluğuma.
Başım öne eğik, kulaklarım rüzgâr fısıltısında.
Tüm pencerelerim açıldı,
Döküldü kucağıma 29 harf,
Döküldü suskunluğumdan kalan tılsımlı miras.
Yasaklandım.
ilahi bir mabede.
Mabet ki bir yüzü cennete dönük, bir yüzü secde de.
Çığlıklar karıştı akşamın karanlığına.
Çığlıklar iki meleğin kanatlarında.
Gök yarıldı, lanet yağdı.
Aynalarda yansıyan suretler ateş aldı,
Dedim ki,
Mizan kurulsun, hazırım.
Kapadım gözlerimi sonsuzluğa,
Topraktan gelip, toprağa dönmenin paradoksuna.
yoksun işte, yine bitmez bir gece başlıyor.
seni düşlediğim ve sana uyuduğum bir rüya,
sana koştuğum ve tutamadığım, dokunamadığım bir kabus
ve sana seslendiğim, sesimi duyaramadığım bir karabasanın koynunda
sabahı ediyorum ve yine sana uyanıyorum.
biliyorum gittin ama ışığım seni hala özlüyorum.
kelimelerin kıfayetsiz kalabildiğini
geçmişin asla ama asla geri gelmediğini
mutluluğun resminin yapılamadığını
mısralarda seslerin duyulmadığını
bazı şeylerin insanları öldürmeyip süründürdüğünü
zamanın ya hep durduğunu ya da çok hızlı olduğunu
insanların her şeye alışabildiğini
gidenin hiçbir şeyin geri gelmeyeceğini
bilincin acıttığını öğrendim.
mavi yok, yesil ve gri de yok..
gunduz golgeler bile siyahken
gidemez, siyah her yerde.
gunes kimsenin degil, bosver
biraktigi iz yakar, deriyi soyar,
gelenin arkasi yine kara.
arada belki yalanci bir isik,
onun da golgesi zaten siyah..
Beni bilirsin sen;
Herkesten başka hallerim,
Senliğin içindi.
Sadece sen olduğun içindi,
Kendimden bile vazgeçişlerim.
Senin varlığında
Kendimi yeniden keşfedişlerim,
kimselere benzemeyen senin içindi.
Yokluğunda sildim kendimi,
Yeniden yazdım
sensizliğin kalemiyle.
Senden farklı ama
Bir o kadar da senin gibi,
Yeni bir "ben",
Yeni bir "sen" çıktı ortaya.
Senin gibi, Hayata karşı;
Asi, doğrucu, gözüpek
Ama küçük bir kız olarak;
Yalnız, korkak ve ürkek.
cool adam ın duygu yüklü, meşhur şiirleridir. insan bünyesinde derin etkiler bıraktığı yadsınamaz bir gerçektir. şiirlerini ayrı ayrı başlıklar açarak yazmayıp bir araya toplayacağı başlıktır ayrıca.
bir büyü ile tutulmuştun bana,
zengin ve karizmatiğim doğaldır ama.
hasta yatağımda ilaç oldun bana,
elini koy kalbime, ısıt beni antibiyotiğim!
patates tarlası içinde, karga sıçmış dikenli telim!
zevk içinde gezerken sevdim seni
başka kızlarla sevişirken bile seni düşündüm.
neden diye sorma! unutmak istedim.
ben seni sadece gönlümde ezdim.
patates tarlasında yüreğimi gezdirdim.
o gün onları yapmayacaktın bana!
ne demek üstüne geçirmek, sözleşmede bu yoktu ama!
uzatamadım mevzuyu, karşılıklı feshettim sonra.
patates tarlasını çok gördüm sana.
arşın arşın gezdim ben bu tarlayı!
ne paralar gömdüm, sonra aldım babayı!
bir delik uğruna sevdim seni aslında..
patates tarlasını çok gördüm ulan sana!
ben ray ban takarken, pazardan aldılar sana.
hiç mi gururun yoktu len? dilenci gibi gezdin yanımda.
sevgilim demeye utanıyordum zaten hiç kusura bakma.
bir delik uğruna sevdim seni aslında..
patates tarlasını bok görürsün bi daha!
patates tarlasını rüyanda görürsün anca!
cool adam patates tarlasını üstüne yapmadığı için kendisinden ayrılan 231. sevgilisine ithaf eder.
elimde var altın bir levye,
trafikte sataşana bile vuramıyorum o derece!
param çuval çuval, harcıyorum gönlümce
size ne kardeşim! burjuvaysam kime ne?
fabrikalarıma taş yağdıranlar,
narin ellerime kapanıp para için yalvaranlar.
gururunuz yok mu sizin? çılgın garibanlar.
burjuvaysam kime ne? arabasız yayanlar!
bindim bir lamborghiniye, gidiyorum diskoteğe,
arkamdan bağırırlar, burjuva burjuva! diye.
gece tekerleğimi indiren parmaklarınız çatlasın!
burjuva gönlüme kalkan dilleriniz kanasın!
burjuvaysam kime ne? kalkan eller kırılsın!
bir cool adam şiiri. 1997 yılı, villamın penceresinde yazdım.
ayağıma altın prangalar vurdun
gümüş vuracak değildin ya?
beni yerden yere vurdun
neyseki yerler temizdi ama.
sana gönlümü açtım
anahtarını boynuna astım
alda aç diye.
sana en büyük hazinemi sundum.
onu koru, besle, sev, büyüt, okşa, öp, kokla, yan yatır diye.
yapamadın, bir kalbime bakamadın!
seni hep sevdim, koynumda besledim.
kuş sütü istediğinde bile hayır demedim.
parası neyse kuşa verip, zorla süt çıkarttırdım.
ama içmedin, çünkü sen beni hiç sevmedin.
sana şarkı yazdım, aç da oku diye.
hayır, sen yalın değilsin dedin. dinlemedin.
asaletimi önüme koyup öyle açtım sana!
oha, dedin. tek kelime etmedin.
o kadar kırıldım ki ex aşkım.
kenan doğulu'yu getirdim sana.
bir parça dinlemeden yolladın çocuğu.
çok üzülmüş sonra ama.
ayağımda altın prangalar, vur beni yerdeeeen yere!
gönlümde sonsuz bir acı var!
koy beni gittiğin yere.
bu son satırlarımı yazarken, içimde bir umut!
o umudun adı sensin!
param gibi seviyorum seni, herşeyi unut!
o paranın üstündeki resim bile sensin!
matbaa'dan yeni bastırdım.
kokusunu bile senin lavanta esanslı parfümünle yaptırdım.
ne olur geri dön bana
malikanemi nefesinle kazıdım.
ortasına heykelini dikerek, aşkım diye kazıttım...
cool adam'ın eski aşkısı için yazdığı duygu yüklü şiir, sevip de kavuşamayanlara ithaf eder. sevgilerle.