ezginin günlüğü-eksik bir şey mi var
not:ali atay da çok güzel söyledi.
Eksik bir şey mi var hayatımda
Gözlerim neden sık sık dalıyor
Eksik bir şey mi var hayatımda
Gökyüzü bazen ciğerime doluyor
Öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam
Atsan atılmaz, satsan satamam
Eksik bir şey mi var, anlayamam
Bak çayım sigaram, her şeyim tamam
Kalksam duraktan dolmuş gibi
Arka koltukta unutulmuş gibi
Terliklerimle, gelsem sana
Sonunda aşkı bulmuş gibi
dilek taşı- gülden karaböcek
efkarım birikti
sığmaz içime
bin sitem etsem de azdır kadere
gülmeyi unutan yaşlı gözlere
mutluluktan haber ver dilek taşı.
Ben öyle birini sevdim ki bir nevi intihardı
Kirpiğine düştüğüm gün ölümüm başladı
Öfkeli, hırçın, kavgacı; ısırgan ve edepsiz ağzı
Geceler kadar karanlık gözleri vardı
Öyle uzak iki tutsak sevişirken ağlardık
Uçtan uça suçtan suça seve, seve yuvarlandık
Ben öyle birini sevdim ki balı ve zehiri vardı
Yara bere içindeydi hala cesarete tapardı
Öfkeli, hırçın, kavgacı; ısırgan ve edepsiz ağzı
Geceler kadar karanlık gözleri vardı
Öyle uzak iki tutsak sevişirken ağlardık
Uçtan uça suçtan suça seve, seve yuvarlandık
Lay your head my heart used to be
Yatır başını eskiden kalbimin olduğu yere
Hold the earth above me
Dünyayı üstümde tut
Lay down in the green grass
Yeşil çimlere uzan
Remember when you loved me
Beni sevdiğin zamanı hatırla.
Sanki elimi hiç bırakmamışsın gibi
Yokluğunda kendi kendime inandım, dayandım.
Sanki kötü sonlu hiç hikâye yokmuş gibi
Sonumuzun iyi biteceğini varsaydım, yalandı.
Havalar da soğuk gidiyor
Bu aralar üşürsün sen bilirim.
Aman dikkat et, aklına yazları getir.
Ne olur ara sıra haberdar et
Pencerelerde bekletme
Hayatına elbet biri girecek
Mutlu ol onu ihmal etme.
Acımasızsın isyankârsın
Vefasızsın riyakârsın
Hem günahsız hem günahkârsın
Hayat gibi.
Evlenemedim, bir oğlum olmadı mesela.
Yüreğine sevgi, aklına bilgi ve eline helalinden bir marifet koyacağım
Bir kızım olmadı.
Bütün pınarlardan duru ışıklı geleceğin çocuklarına öğretmenlik yapacak.
Ah güzel kız kalbimi, birbirini fark edemeyen bu yüzen bencillik çukurunda boğulan nefislerin
çoraklaştırdığı memleketime helal diyorum.
Biz ebabil kuşuyuz gülüm , gölgesini büyük sayan mağrur fillerin belalısıyız !
Kısa çöpüz, uzun çöpte hakkımız vardırda gözümüz yoktur...
Kiminin dilindedir memleket , kiminin bir çek karnesi gibi elinde.
Onlar istikbal kaygısında , biz insan saygısındayız.
Ödülü yoktur sevgimizin.
Bilet almadığımızdan piyangoda beklemeyiz.
En yakınımızda ki de anlamaz bizi , çünkü memleket sevmek için aşkın kıymetini bilmek lazım.
Komşum kızı, bana âşık olduğunu yazmışsın.
Ey gençliğimin küçük papatyası, nerden aklına düştü bu aşkın yetimine âşık olmak.
Sen bu mahalleden taşınmadan ve saçlarına bir pırlanta toka gibi baharı takmadan önce
senin mutluluğunu sabahlara kadar ben beklerdim.
Ayşe teyzemin evini , ecdad yadigârı çınar ağacını ,
bizim çocukların iki kalas iki heves top sahasını ve yalnızlığımı bekler gibi.
Ailesi tarafından bana emanet edilen bir kıza bacım dedikten sonra nasıl âşık olabilirdim.
Affet beni , bembeyaz bir gelecek bekliyor seni.
Arada bir mahalleye uğra , evlen, çocukların olsun.
Onlara memleketi öğret ,onlara memleketi sevdir.
Çünkü bir ayçiçeğinin güneşe bakışı gibi , sevmeli insan memleketini.
Bir tohumun ormana, bir derenin denize koşması gibi , sevmeli insan memleketini.
Memleket demek ne demek?
Memleket demek , sen demek , ben demek , biz demek...
Ah güzel kız, bu kadar yalnız, bu kadar kimsesizken
ve bu kadar hüzünlüyken memleketim başka bir aşkı koyamadım yüreğime.
Ben, olamam bir aşkın kölesi , benim derdim memleket meselesi...
Aldanma çocuksu mahsun yüzüne
Mutlaka terkedip gidecek birgün
Kanma sever gibi göründüğüne
Seni sevmiyorum diyecek birgün
Sevmek çok güzelşey aldanmak acı
Ruhunu saracak bır derin sancı
O durmayan yolcu sen garip hancı
Hesabı vermeden gidecek bir gün
Uğruna yılları harcayacaksın
Aşkını ömrünle bir tutacaksın
Ne yazık sonunda ağlayacaksın
Gururunu yere atacak bir gün.